AQUATICFORUM
AQUATICFORUM A HOŞGELDİNİZ.FORUMDAN DAHA ETKİN YARARLANMAK İÇİN LÜTFEN GİRİŞ YAPINIZ.
▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓
▓▓▓▓▓▒▒▒▒▒▒▒▒▒▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓
▓▓▓▓▒▒▒▒▒▓▓▓▓▓▓▓▓▒▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓ ▓▓▓▓▒▒▒▒▓▓▓▓▓▓▓▓▓▒▒▓▓▓▒▒▓▓▓▓▓▓
▓▓▓▒▒▒▒▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▒▒▒▒▒▒▓▓▓▓▓▓▓ ▓▓▓▒▒▒▒▓▓▓▓▓▓▓▓▒▒▒▒▒▒▒▓▓▓▓▓▓▓▓
▓▓▓▒▒▒▒▓▓▓▓▓▓▒▒▒▒▒▒▒▒▒▓▓▓▓▓▓▓▓ ▓▓▓▒▒▒▒▓▓▓▓▓▓▓▓▒▒▒▒▒▒▒▓▓▓▓▓▓▓▓
▓▓▓▒▒▒▒▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▒▒▒▒▒▒▓▓▓▓▓▓▓ ▓▓▓▓▒▒▒▒▓▓▓▓▓▓▓▓▓▒▒▓▓▓▒▒▓▓▓▓▓▓
▓▓▓▓▒▒▒▒▒▓▓▓▓▓▓▓▓▒▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓ ▓▓▓▓▓▒▒▒▒▒▒▒▒▒▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓
▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓

Yaşlı çınar ve çocuk

Aşağa gitmek

oku Yaşlı çınar ve çocuk

Mesaj tarafından vgokhan Bir Çarş. Haz. 04, 2008 12:55 pm

Kış
mevsiminin, etkisini yavaş yavaş kaybetmeye başladığı günlerdi. Baharın
geleceğini muştulayan cemreler bekleniyordu. Sonunda cemre, hava ve
topraktan sonra suya da düştü. Hem de ateş topu bir sıcaklıkla....

Su da hava gibi, toprak gibi ısınmaya, yaşam daha kolay, daha güzel
yaşanılır olmaya başladı. Cemre; havanın güzelleşmesini, suyun
ısınmasını ve toprakta gizlenen tohumların, kuru ağaç dallarının,
canlıların uyanmasına sebep oldu. Bir umut oldu canlı cansız tüm
varlıklara.

Cemre toprağa düştükten sonra bahar geliverdi dağlara, ovalara,
kırlara, köylere, şehirlere. Ve ardından yüreklere. Önce kardelenler,
nergisler kaldırdı bükülmüş boyunlarını gökyüzüne, ardından frezyalar,
kır karanfilleri, kırkkanatlılar ve güller. İç gıdıklayan kokularını
etrafa yaydılar, renk renk ışıklarını sulara aksettirdiler.

İşte bu baharı soluyan, zeytin gözlü bir çocuk vardı uzaklarda. Zeytin
gözlü çocuk gülümsüyordu karlar erirken. Bahar, onun da içini
kıpırdatmış, bir şeyleri yerlerinden oynatmıştı. Kıpır kıpırdı içi.
Dağlara doğru yürümeyi geçiriyordu içinden. Ve dağlardan ovalara doğru
koşmayı.

Fırladı, bahar kokan sokağa. Baharın gelmesiyle birlikte; kuşların daha
bir neşeli öttüğünü, daha bir neşeli uçtuğunu gördü gökyüzünde. Dereler
daha bir sevinçle akıyor, çoşkuyla esen rüzgar; dağ doruklarında
konaklayan karın sularını ovalara indiriyordu..

Kalbi umut ve sevinçle çarptı o an. En soğuk sözler bile yumuşayip
inceldi, eridi yüreğinde. Sevdiklerini anımsadı. Yaşlı çınarı,
dallarında yuva yapan ve sevinçle kanat çırpan minik minik kuşlari.Ulu
çınarına gitmeliydi.Uçarcasına yöneldi çınarına doğru. Koştu koştu
koştu.

İlkbaharın kokusunu cigerlerine derin derin çekerek, yemyeşil
çayırlarda, çiçek desenli kırlarda koşarak, çınarın yanına geldi.
Çınarın dibinde durdu. Kabaran solugunu dinlendirdi önce.Sonra, gülen
gözlerle sevgi ve dostluk kokan yaşlı çınara baktı. Rüzgar dağlardan,
ormanlardan kırlardan topladığı bütün çiçek kokularını alıp buraya
getirmişti. Çınar sıcacık sevgisini, ulu bedenine tutsak etmişti.

Fakat, zeytin gözlü çocuğun dostluğu, canevine dalga dalga dolduğunu
hissediyordu. Zeytin gözlü çocuk da öyle....Çınardan çocuğa, çocuktan
çınara doğru akıp giden bir şeyler var gibiydi. O küçücük yüreğinde dağ
gibi kederini büyüten ve dallarının altına sığınıp gizli gizli ağlayan,
hülyalarına kara bulutlar düşüren çocuk o değildi sanki. Çınarın
yanında umutlu, mutlu görünüyordu.

Şimdi sevinçliydi zeytin gözlü çocuk. Yüzü, gözleri gülüyordu. Bahar
gülüyordu. Sular, dağlar, bütün dünya gülüyordu onunla ..Bir şarkı
vardı dudaklarında, sevinç ve neşe dolu. Her yer çınlıyordu sesiyle.
Bir yıldızı vardı şimdi, gecelerini aydınlatan bir yıldız. Bir bulutu
vardı şimdi, üstünden bembeyaz geçip giden. Kar gibi, tüy gibi, rüzgar
gibi bir bulut.

Bir sevgisi vardı şimdi, içinde çoğalan, hep içinde kalan, sıcacık. Bir
mevsimi vardı şimdi, gülümseyen, içinde bütün güzellikleri saklayan.
Bir ümit, bir ses, bir ışık, bir heves gibi. Bir yeri vardı şimdi;
ıssız bir ada, bir dağ, bir deniz kıyısı gibi. Belki herkese uzak, ama
kalbine en yakın yer. İşte o yer bu çınarın altıydı. Hemen her gün
buraya gelir, acılarını unuturdu. Hayallerini burada kurar, içini bu
çınara dökerdi.

Kimbilir aradan ne kadar zaman geçti... Bir gün düşüncelere daldı yaşlı
çınar. Çünkü içten içe bağ kurduğu, her gün yolunu beklediği,
kendisiyle konuştuğu dert ortağı, zeytin gözlü, tatlı sözlü arkadaşı
gelmiyordu artık.

Şaşırdı. Acaba neler olmuştu? ''Her gün gelirdi.'' diye düşündü çınar.
Günler geçip gidiyor, zeytin gözlü çocuk gelmiyordu. "Belki
hastalanmıştır. İyileşince gelir." diye avuttu kendini. Ama her dakika,
yerini ümitsizliğe bırakan bir oyundu sanki.

Günler usul usul geceye, geceler usul usul gündüze akıp gidiyordu. Ne
zeytin gözlü çocuk vardı ortalarda, ne de kendisinden bir haber. Hala
ne olduğunu düşünüyor ama , zeytin gözlü çocuğun neden gelmediğine bir
türlü yanıt bulamıyordu.

Birden durup sessizligi dinlemeye başladı, ürperdi. Yalnızlığın içine
işlediğini hissetti.Rüzgar dallarını salladıkça inliyordu.''Nerdesin
zeytin gözlü çocuk? Seni çok özledim, tatlı sözlerini de.'' diye iç
geçirdi."Hasta değilsin ya! İstersen sana bir demet kırmızı karanfil
yollarım." Diye fısıldadı.

Günler böylece geldi geçti. Geceler sabahları soluyarak uzaklaştı
yanından.Gündüzler gecelere bıraktı yerini, geceler gündüzlere.Bir
umutla zeytin gözlü çocuğun yolunu gözledi durdu.


vgokhan
vgokhan
SUPER MODERATÖR
SUPER MODERATÖR

Kadın
Mesaj Sayısı : 7171
Nerden : aquaticforum
Reputation : 94
Points : 7891
Kayıt tarihi : 23/01/08

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

oku Geri: Yaşlı çınar ve çocuk

Mesaj tarafından vgokhan Bir Çarş. Haz. 04, 2008 12:58 pm

Ama o gelmiyordu.Umudu, her geçen gün biraz daha azalıyordu çınarın.
Her gün bir sürü insan gelip geçiyor, çevresinde kuşlar kelebekler
uçuşuyordu. Bir tek o gelmiyordu. Kıpır kıpır doğada yalnızlık çekiyor,
o kalabalıkta yalnızlığı yaşıyordu. Kendini ıssız bir çöldeymiş gibi
hissediyordu. Susuz, kimsesiz, ağacı, yeşili olmayan bozkırda
kavruluyor gibiydi.
Oysa çevresi kuşlarla, ağaçlarla, yeşilliklerle doluydu. Tüm bunlara
ragmen, içinde bulunduğu ortamda kendi başına kımıltısız, mutsuz ve
yalnızdı.

Bir gün etrafındaki sessizliği dinlemeye başladı, ürperdi. Bir ayak
sesiydi beklediği, bir çift zeytin gözdü. Ama nafile! Damarlarındaki
kanı donmuş gibi, bütün dalları yaprakları fırtınaya tutulmuşçasına
titredi. Oysa her şey aynıydı. Güneş, gökyüzü, kuşlar, rüzgar hep
aynıydı. Eksik olan, sadece zeytin gözlü çocuktu.
Aylar geçmesine rağmen, zeytin gözlü çocuk hala ortalarda yoktu, gelmiyordu. Umudunu nerdeyse tamamen kaybediyordu....

''Umudumu kaybettim , umut her şeydir. Kırgınlığım, kızgınlığım o
zeytin gözlü çocuğa. Giderken yanında götürdü umudumu. Umudum benim
yaşama nedenimdi, yaşama sevincimdi. Ben umutsuz nasıl yaşarım!'' diye
sitem etti içinden. Sonra sararmaya başladı
yaprakları. Birer birer terkediyorlardı onu.....

Heybetli gövdesi üşümeye başladı. Isındığı ateşler söndü,
küllendi.Üşüdü üşüdü.. Yollara baktı uzun uzun. Ne gelen vardı, ne
giden.. Bomboş geldi her yer. Hiç bir şeyin anlamı kalmamıştıişti.
Titredi koca çinar. Ürperdi yapraklari tiril tiril. Savurdu kalan
yapraklarını. Yaprakları dinmez gözyaşı oldu, döküldü. Derelere, ıssız
ovalara, kırlara şehirlere doğru savrulup gitti...

Neden sonra karlar yağdı yağdı, aylar sonra eridi. Kar suları, bir
yatak bulup, indiler ovaya doğru.Ardından leylekler döndü yuvalarına,
kırlangıçlarla süslendi gökyüzü. Deniz dalgalandı. Toprak menekşeler
armağan etti çocuklara. Yıldızlar kaydı, ayvalar sarardı. Zeytin gözlü
çocuk yine gelmedi.

Çocuklar büyüdü; kimi genç kız oldu, kimi, yağız bir delikanlı. Erguvan
dudaklı genç kızlar beyaz duvaklara büründü. Evlerde her akşam lambalar
yandı, lambalar söndü. Ay ışığı yeri gögü süslerken, sevgililer
buluştular gizlice, gür dallarının altında. Saatlerce yan yana
oturdular, birbirlerine sevgi dolu sözler fısıldadılar.Kah susarak, kah
konuşarak sarıldılar birbirlerine. Çınar gördü tüm bu oldu bittileri,
sevgi dolu fısıltıları dinledi. Yıldızlar ışıklarını gönderdi.Rüzgar
yapraklarını okşadı. Neye yarardı ki tüm bunlar! Zeytin gözlü çocuk
gelmedikten sonra neye yarardı!.

Yine umuda yöneltmişti yüzünü dağlar. Havaya, suya ve toprağa cemre
düşeli epey olmuştu. Zeytin gözlü çocuksuz gelen kaçıncı bahardı bu!
Dağlarda kardelenler, ovalarda erik ağaçları, kırlarda papatyalar bir
sevinçle açıverdiler. Güneş; bahçeler, çiçekler, börtü böcek ısın ,yer-
gök, çocuklar şenlensin, bütün ağaçlar, bitkiler yeşersin diye, güneş
gün boyu dikildi tepelerinde.

Herşey zamanı gelince görevini en iyi bir şekilde yerine getirdi. Ne
yağmur, ne rüzgar, ne güneş, ne kar unutmadı çınarı.. Ama zeytin gözlü
çocuk gelmedi.
Bulutlar yere inip, kümelendi çınarın başında. Sonra yağmur olup,
gözyaşı gibi damladı çınarın dallarına, yapraklarına. Ki, koca çınar
yeşersin diye. Toprağın derinliklerine uzanan köklerine yağmur suları
indirildi, beslensin diye. Bahar rüzgarı, dallarına vurdu, çınarı kış
uykusundan uyandırmak için. Olmadı! Hiç biri yeterli olmadı bu
çabaların. Çınar, yeşermedi. Çünkü eksik olan bir şey vardi. O da,
zeytin gözlü çocuktu....

Bir daha hiç bir bahar yeşermedi yaşlı çınar. Damarlarindaki can suyu
çekildi. Uçlarından başlayarak dalları, gövdesi kurudu. Artık kuru bir
odun parçasından farksızdı.

Aradan çok uzun bir zaman geçmişti. Bir gün koca bir adam geldi
Hollanda’dan, zeytin gözleriyle baktı uzun uzun ağaçların olduğu yere,
yapraklar yeşil yeşildi. Yıllardır ayrı kalmıştı ve yıllar sonra ancak
gelebilmişti çocukluğunun geçtiği bu yerlere.

Ağaçların dallarında yine kuşlar cıvıldıyordu, kelebekler uçuşuyordu
etrafında. Çınarını aradı yorgun gözleri, baharında eylülü yaşayan
kanadı kırık bir kuş gibi çırpındı, kalbini hüzünle dağladı, ağladı
hülyalarına siyah bulutlar inmişçesine… Bir demet kızıl karanfil
bıraktı çınarın koynuna, gülümsedi içi burkularak kurumuş yaşlı çınara,
eğilip kulağına fısıldadı ‘seni seviyorum’ dedi…[/size]
kaynak:
cocuksu.bloggum.com/

_________________
Yaşlı çınar ve çocuk Bayrakkizvecocuk
vgokhan
vgokhan
SUPER MODERATÖR
SUPER MODERATÖR

Kadın
Mesaj Sayısı : 7171
Nerden : aquaticforum
Reputation : 94
Points : 7891
Kayıt tarihi : 23/01/08

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Sayfa başına dön


 
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz