AQUATICFORUM
AQUATICFORUM A HOŞGELDİNİZ.FORUMDAN DAHA ETKİN YARARLANMAK İÇİN LÜTFEN GİRİŞ YAPINIZ.
▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓
▓▓▓▓▓▒▒▒▒▒▒▒▒▒▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓
▓▓▓▓▒▒▒▒▒▓▓▓▓▓▓▓▓▒▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓ ▓▓▓▓▒▒▒▒▓▓▓▓▓▓▓▓▓▒▒▓▓▓▒▒▓▓▓▓▓▓
▓▓▓▒▒▒▒▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▒▒▒▒▒▒▓▓▓▓▓▓▓ ▓▓▓▒▒▒▒▓▓▓▓▓▓▓▓▒▒▒▒▒▒▒▓▓▓▓▓▓▓▓
▓▓▓▒▒▒▒▓▓▓▓▓▓▒▒▒▒▒▒▒▒▒▓▓▓▓▓▓▓▓ ▓▓▓▒▒▒▒▓▓▓▓▓▓▓▓▒▒▒▒▒▒▒▓▓▓▓▓▓▓▓
▓▓▓▒▒▒▒▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▒▒▒▒▒▒▓▓▓▓▓▓▓ ▓▓▓▓▒▒▒▒▓▓▓▓▓▓▓▓▓▒▒▓▓▓▒▒▓▓▓▓▓▓
▓▓▓▓▒▒▒▒▒▓▓▓▓▓▓▓▓▒▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓ ▓▓▓▓▓▒▒▒▒▒▒▒▒▒▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓
▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓

Sevginin_Gül_Rengi

Aşağa gitmek

oku Sevginin_Gül_Rengi

Mesaj tarafından vgokhan Bir C.tesi Mayıs 24, 2008 5:07 pm

Ne zaman “bayram” dense
Gizli bir körük yelpazelenir yaram üstünde
Tozu gözümü yakar, közü yüreğimi
Bir yerde sevgiler ağlar benimle
Küçücük bir çocuktum o zamanlar. Yedi veya sekiz yaşlarında. Kokusuna
doyamadığım, sıcaklığını doyasıya içime sindiremediğim annemi
kaybetmiştim. Saçımı okşayacak bir anam yoktu artık. Ne de sırtımı
örtecek şefkatli bir el. Amansız bir hastalık dediler adına, çocuk
aklım ermedi. Çocuk aklım ermedi anayı yavrusundan ayıran, eti
tırnağından söken, sevgileri linç eden, adına “ölüm” denen bu “göç” ü.
Geceler benimle ağladı sessiz sessiz... Günler benimle... Sabahlar
benimle...
Bulutlarda yüzü şekilleniyordu sanki anamın gökyüzünde, her özlediğimde
baktığım. Yağmur yağmur iniyordu elleri yüzümü okşarcasına. Yağmurun
elleri anam kadar sıcaktı... Bir okadar soğuktum ben, bir okadar ürkek,
bir okadar masum ve korunmaya muhtaç. Hani yaprağı titrer ya bir
çiçeğin; Bilmez niye... Titrer ya içi bir çocuğun, hüzün iner gözlerine
... Üzülür, üşür ve koynuna sokar ellerini ısınmak için. Bir avuç
bulamadığından kendine...
Bulutlar ve ben hep aynı yerdeyiz hala. Özlemlerin vuslatında.
Kimsesizliğin ayazında...
Bulutlarda bir resim.
Elimden tutuşunu hatırlıyorum bir gün babamın,”Hadi gel” deyişini.”Köye
gidiyoruz, ninenler bizi bekliyor, seni oraya bırakacağım” Küçücük
yüreğimden taşan acılarımla son bir kez daha bakıp odama selamlıyorum
bulutları.
Yeşilin her tonu, göz alabildiğince, sözleşmişçesine, burada
toplanmıştı sanki. Adını bilmediğim dünya kadar böcek ve kuş. Gökkuşaği
bir halı gibi serilmişti çiçek çiçek... Toprağın sesi yükseliyordu
çıplak ayaklarımın altında. Mutluydum...
Bulutlar ve ben hep aynı yerdeyiz hala...
Yaşamımı renklendiren analı kuzuyu orda tanıdım işte, adını Berfin
koyduğum. Küçücüktü. Simsiyah gözleri, ağzı ve kulaklarıyla bir sevgi
yumağıydı sanki. İçimdeki boşluğu dolduruvermişti bir anda. Hissetmiş
miydi ne öksüzlüğümü? Ne zaman dalıp gitsem dünlere, bitiveriyordu yanı
başımda türlü türlü oyunlarla. “Al bu kuzu senin olsun, istediğin gibi
bak ona” dediler. Dünyalar benim olmuştu sanki. Bir kuzum vardı artık.
Yalnız değildim. Ben, kuzum ve de anası...
Sonradan Serfin’ de katıldı aramıza. Serfin: evimizin haşarı bir o
kadar da sevimli köpeği.
Artık, Serfin ve Berfin’in bakımları bana aitti. Bu sorumluluk altında
her sabah erkenden kalkıyor ellerimle onları doyuruyordum. Ne güzeldi
Berfin’in annesinin peşinden koşması! Annesiyle oyunlar oynaması ne
güzeldi! Ama, ne yazık ki uzun sürmedi bu “analı kuzu” mutluluğu. Bir
eve bir öksüz yetmezmiş gibi acı bir haber dağlayıverdi yeni baştan
çocuk yüreğimi. Kuzucuğumun anası yediği bir ottan zehirlenerek
ölmüştü.
Ölüm bir kez daha çöreklenmişti kapımıza.
Kuzucuğum öksüz kalmıştı. Daha bir sıkı sarıldım sanki bu olaydan sonra
Berfin’e. Ona yalnızlığını unutturmam lazımdı. Öksüzlüğünü... Serfin
olayların farkında gibiydi. Ya da bana öyle geliyordu. Ne zaman
melemeye başlasa Berfin, hemen onun yanıbaşında bitiverip, bir şeyler
yaparak onu neşelendiriyordu.
Aradan ne kadar zaman geçti bilmiyorum. Biz üçümüz üç dost, üç kardeş,
üç sırdaş gibiydik. Biraz geç uyansam ikisi birden kapımda
bitiveriyordu.
Yemyeşil kırlar bizimdi uçsuz bucaksız.
Bir de bulutlar vardı
Mavi bulutlar
Beyaz bulutlar
Bulutlarda şekiller vardı
Bulutlarda iki resim
Yağmur daha çok yağıyordu sanki
Bulutlar ve ben aynı yerdeyiz hala
Bulutlar kuzum köpeğim ve ben
Bir tatlı koşuşturmaca başladı günlerden bir gün evin içinde. Bir
telaş. Çarşı pazar alışverişleri. “Hadi sana bayramlık alalım” dedi
ninem. Hep beraber şehire gidip bir şeyler aldık. Çizgili beyaz
gömleğim, mavi pantolonum ve yeni Trabzon derbey lastiklerim çok
güzeldi. Gül rengi kırmızı kravat ve kurdele de isterim diye tutturdum.
Berfin’e, Serfin’e ve bana. Kırmadılar. Aldılar. “Birazda kına alalım”
dedi ninem. “Ellerimize yakarız. Berfin’i de kınalarız” Sevindim.
hayvan pazarı dedikleri yer çok kalabalıktı. Hiç bu kadar insanı bir
arada görmemiştim. Meydanlar koyun, kuzu ve danalarla doluydu.
Kınalanmıştı kimisi, kimisi renk renk boyanmıştı. Bir anlam veremedim.
Çocuk yüreğimin coşkusuyla yarının heyecanı sarıvermişti içimi. Yarın
bayramdı... Kurban bayramı...
Ne zaman “bayram” dense
Gizli bir körük yelpazelenir yaram üstünde
Tozu gözümü yakar, közü yüreğimi.
Bir yumruk tıkanır genzime, kelimeler titrer
Titrer yüreğim
Bir yerde sevgiler ağlar benimle.
Bulutlar ağlar
Kınalar yakıldı ellerime. Berfin’in başına kınalar yakıldı o gece.
Anlayamadığım bir fısıltı vardı evin içinde. Sanki duymamı
istemiyorlarmış gibi gizli gizli konuşmalar. Berfin ve Serfin çoktan
uyumuştu. Ben de uyumalıyım. Yarının heyecanı daha şimdiden sarmıştı
içimi. Ayakkabılarımı sildim, ninemin kınalı ellerimi bağladığı
bezlerle, parlattım. Bir daha sildim. Şimdi daha parlak olmuştu.
Elbisemi kapının arkasına astım. Gözümün önünde dursun diye. Uyandıkça
bakarım. Kırmızı kravatım, iki tane de kırmızı kurdele duruyordu
başucumda. Biri benim için, biri kuzucuğum, diğerini de köpeğimin
boynuna bağlayacağım.
Kınalı ellerimin kokusu karıştı bahar kokulu odama. Gece bir başka
güzeldi sanki. Perdemi araladım, bulutlar yıldızlara bırakmıştı
gökyüzünü. Göz kırptı biri, diğeri yer değiştirdi... Kaydı gitti...
Tutamadım..
Boğuk bir ulumayla uyandım. Köpeğim, kapımın önünde havlıyordu. Önce
ellerimin bağını çözdüm kurumuş kınaları topladım. Kapıyı açar açmaz
yatağıma atladı Serfin. Paçamı tutup bir yerlere götürmek istercesine
gözlerimin içine baktı. Acı çektiği her halinden belliydi. Daha
yataktan kalkmamıştım ki kuzucuğumun acı meleyişini duydum. Birden
bahçeye attım kendimi. Kınalı kuzumun gözleri bağlıydı ve
sürüklenircesine bir ağacın altına yatırılıyordu. Kocaman bir çukur
açılmıştı yanı başında.
Hani titrer içi bir çocuğun, korkar, üşür, üzülür, ağlar ve koynuna
sokar ya ellerini, tutacak el, sığınacak kucak bulamadığından
kendine... Oradayım işte!
Ninemin sesi duyuldu. “Berfin’i kurban ediyoruz. Sana başka bir kuzu
daha alırız sonra. Bugün kurban bayramı”
Toprak kaydı ayaklarımın altından
Bulutlar kaydı ayaklarımın altına
Sesler çığlıklara karıştı
Kızıla döndü yeşil
Ellerimdeki kına sızladı
Kapının arkasındaki gül rengi kravatım
Çaresizliğim büyüdü kocaman çocuk gözlerimde
Hiç bir şey yapamamanın acizliğiyle yandım
Gök yere indi gürültüsüyle
Şimşek şimşek
Yanağımdaki damla utandı
ışıldadı ıslak gözlerim, ve...
Başımı sokup yorganın altına
Yitip giden sevgilere ağladım...
Ne zaman “bayram” dense
Gizli bir körük yelpazelenir yaram üstünde
Tozu gözümü yakar, közü yüreğimi.
Bir yerde sevgiler ağlar benimle.
Bulutlar ağlar
Bulutlar ve ben hep ayni yerdeyiz hala
Bulutlarda üç resim
Haykırabilseydim nefreti
Haykırabilseydim sevgiyi
Anlatabilseydim dostluğu
Yapamadım.
Kara bir bulut gibi çöreklendi o bayram sabahı küçücük yüreğime.
Kimse anlamadı.
Kimseye anlatamadım .
Bayramları neden sevmediğimi...
DVDF
KAYNAK :KOMİK FIKRALAR

_________________
Sevginin_Gül_Rengi Bayrakkizvecocuk
vgokhan
vgokhan
SUPER MODERATÖR
SUPER MODERATÖR

Kadın
Mesaj Sayısı : 7173
Nerden : aquaticforum
Reputation : 94
Points : 7895
Kayıt tarihi : 23/01/08

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Sayfa başına dön


 
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz