AQUATICFORUM
AQUATICFORUM A HOŞGELDİNİZ.FORUMDAN DAHA ETKİN YARARLANMAK İÇİN LÜTFEN GİRİŞ YAPINIZ.
▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓
▓▓▓▓▓▒▒▒▒▒▒▒▒▒▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓
▓▓▓▓▒▒▒▒▒▓▓▓▓▓▓▓▓▒▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓ ▓▓▓▓▒▒▒▒▓▓▓▓▓▓▓▓▓▒▒▓▓▓▒▒▓▓▓▓▓▓
▓▓▓▒▒▒▒▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▒▒▒▒▒▒▓▓▓▓▓▓▓ ▓▓▓▒▒▒▒▓▓▓▓▓▓▓▓▒▒▒▒▒▒▒▓▓▓▓▓▓▓▓
▓▓▓▒▒▒▒▓▓▓▓▓▓▒▒▒▒▒▒▒▒▒▓▓▓▓▓▓▓▓ ▓▓▓▒▒▒▒▓▓▓▓▓▓▓▓▒▒▒▒▒▒▒▓▓▓▓▓▓▓▓
▓▓▓▒▒▒▒▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▒▒▒▒▒▒▓▓▓▓▓▓▓ ▓▓▓▓▒▒▒▒▓▓▓▓▓▓▓▓▓▒▒▓▓▓▒▒▓▓▓▓▓▓
▓▓▓▓▒▒▒▒▒▓▓▓▓▓▓▓▓▒▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓ ▓▓▓▓▓▒▒▒▒▒▒▒▒▒▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓
▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓

HIVden korunmak için neler yapmalı?

Aşağa gitmek

HIVden korunmak için neler yapmalı? Empty HIVden korunmak için neler yapmalı?

Mesaj tarafından vgokhan Bir Cuma Tem. 24, 2009 1:14 pm

HIV virüsü bilinen tüm diğer virüslerin aksine insanın vücuduna
genel olarak değil de sadece bağışıklık sistemine saldırır ve insanı
öldüren de HIV’in kendisi değil bağışıklık sisteminin çökmesi sonucunda
vücuda yerleşip “meydanı boş bularak” normalde vereceğinden çok daha
fazla zarar verebilen fırsatçı virüslerdir.
HIV İngilizce’deki Human Immunodeficiency Virus sözcüklerinin baş
harflerinden oluşan bir sözcüktür ve “İnsan Bağışıklık Yetmezliği
Virüsü” şeklinde çevrilebilir.
HIV’in beyne de yerleştiği söylenmektedir, ancak bunun olup olmadığı
ya da hastalığın hangi aşamasında olduğuna dair çok net bir bilgi
yoktur. Buna karşın HIV virüsü kapan hastaların çoğunun belirli bir
süre sonra hafıza kaybı başta olmak üzere bunamayı anımsatan belirtiler
göstermesi, virüsün özellikle de herhangi bir tedavi yöntemi
uygulanmadığında bağışıklık sisteminin yanı sıra beyni de mesken
tuttuğu tezini her geçen gün güçlendirmektedir.
HIV’in etkisiyle bağışıklık sisteminin hastalıklarla savaşacak
antikorları üretmesini sağlayan hücreler her geçen gün azalır. Hücreler
belli bir oranın altına düştüğündeyse vücut artık en ufak bir
enfeksiyonla bile mücadele edemeyecek hale gelir ve hasta ancak salt
ilaç tedavisiyle giderilebilen enfeksiyonları yenebilir. İlaçların
değil sadece bağışıklık sisteminden gelen antikorların yenebildiği bazı
virüslerin (grip ve bronşitin bazı türleri gibi) vücuda girmesi
durumundaysa hasta ölür.
AIDS nedir?
AIDS, İngilizce’deki Acquired Immune Deficiency Syndrome
sözcüklerinin baş harflerinden oluşan bir kısaltmadır ve kabaca
“Edinsel Bağışıklık Yetmezliği Sendromu” olarak çevrilebilir. Teknik
olarak, HIV bulaşan hastanın hastalık belirtileri gösterecek duruma
gelmesi ve test sonucunda kanının HIV+ çıkması halinde kendisine AIDS
teşhisi konur. Yani kısaca HIV virüsünü kapan ve bu virüs tarafından
hastalanan kişi AIDS hastasıdır.
Nasıl bulaşır? Nasıl korunulur? Tedavisi var mıdır?
Aslında bu virüsün bulaşması sanıldığından çok daha zordur, ama
“delikanlı adama birşey olmaz” diyen cahil kesmi korumak için her an
her yerden HIV kapılabilir gibi lanse ettirilmektedir. “AIDS olma
olasılığı bindiğin uçağın düşme olasılığıyla hemen hemen aynıdır” demek
pek bilimsel olmamakla beraber aslında gerçeğe oldukça yakın bir
varsayımdır.
Bulaşma yolları arasında cinsel ilişki en üst sırada yer alırken,
bunun bir numaralı nedeni aslında diğer bulaşma yollarının cinsel
ilişkiye göre çok daha az karşılaşılan olgular olmasıdır.
Virüsün “kesin bulaşır” denilebileceği tek durum kan naklidir. HIV+
olan bir kanı alan hastanın virüsü kapmaması teknik olarak imkânsıza
yakındır. En yaygın bulaşma yolu olan cinsel ilişkideyse sağlıklı bir
erkeğin hastalıklı bir kadından virüsü kapma olasılığı aslında %2′nin
üzerinde değildir. Tabi ki hesap bu kadar basit olmadığı için dikkatli
olmakta sonsuz yarar vardır. Zira şu akılda bulundurulmalıdır ki, söz
konusu %2 sizin karşınıza ilk seferinde de çıkabilir.
Hastalığın en yaygın bulaşma yolunun vajinal cinsel ilişki olmasının
bir numaralı nedeni gayet basit biçimde insanların çoğunun
heteroseksüel olmasıdır. Eşcinsel ilişkide virüsün daha kolay
bulaşmasının nedeniyse anüsteki damarların son derece hassas olması ve
ilişki sırasında kolaylıkla çatlayıp kan açığa çıkarmasıdır.
HIV virüsü vücut salgılarında bulunur. Kan, sperm, vajinal salgılar,
tükürük, ter, gözyaşı, virüsü barındırabilecek bileşimlerdir. Ancak
bunlardan sperm, kan ve vajinal salgılar dışındakilerle virüsün bulaşıp
bulaşmadığına dair kesin bir bilgi yoktur. Genel inanışa göre bu üçü
dışındaki salgılardaki virüs sayısı son derece düşük olacağından
bunlarla virüs bulaşmaz, virüsün öpüşmeyle bulaşmamasının nedeni de
budur. Ki bu da tartışmaya açık bir konu olmaya devam etmektedir.
Anüste ilişki sırasında kanama olması halinde gerek aktif gerekse
pasif partner risk altındadır, çünkü diğer tarafın kanında olması
muhtemel bir virüs her an geçebilir. Buna karşın pasif partner her
zaman için daha yüksek risk altındadır, çünkü temas yüzeyi daha
fazladır. Anüsün ve vajinanın organla temas eden tüm yüzeyi mukoza
esaslı olduğu için virüsü direk olarak kapma olasılığı yüksektir, erkek
organındaysa baş kısmı dışında hiç bir bölümde risk bu kadar yüksek
olmamakla beraber organda olabilecek kılcal kesikler bile virüsü kapma
riskini kat kat arttırır. Gözle görülemeyecek kesikleri HIV virüsü
görüp geçiş yolu olarak kullanabilir. Ancak virüs lateks bir engeli
aşamaz, o yüzden prezervatif kullanımı, organda ne kadar çatlak olursa
olsun her iki partneri de korur. Erkeklerin yanı sıra kadınlar da iç
prezervatif kullanarak virüsten korunabilirler.
Birden fazla partneri olan kişilere, özellikle de kadınlara,
kesinlikle bu şekilde korunmaları tavsiye edilir. Virüsün oral seksle
bulaşma olasılığıysa standart ilişkiye çok düşük olmakla birlikte
mevcuttur. Oral ilişkide ağzında yara ve kesikler olan partnerin virüsü
kapması olasıdır, bu nedenle bu tür ilişkide de prezervatif
kullanılması özellikle partnerlerden biri diğerinden emin olmadığında
son derece mantıklıdır.
Virüsün diğer bulaşma yolları ortak şırınga kullanımı ve kan
naklidir. Hasta kanın sağlıklı insanın kanıyla temas edeceği her durum
potansiyel risk taşır. Berber ve dişçiden de virüsün geçme olasılığı
vardır, bu yüzden berberin kullandığı kesici aletlerin tek kullanımlık
olması, diş hekimininse maksimum hijyen şartları altında faaliyet
göstermesi esastır. HIV, virüsü taşıyan insanla tokalaşmakla, aynı
yatağa yatmakla, aynı koltuğa oturmakla, aynı bardaktan su içmekle,
aynı tabaktan yemekle bulaşmaz, bu nedenle hastaların günlük yaşamdan
tecrit edilmesine gerek yoktur.
Her türlü cinsel ilişkide prezervatif kullanımı, tek eşlilik, dişçi
ve berberlerin hijyeni, kan nakillerinde kanın hatasız şekilde
kontrolden geçirilmesi gibi parametreler izlendikçe hastalığın
yayılması zorlaşacaktır. Uyuşturucu için olsun başka bir sebepten olsun
şırıngayla vücuduna sıvı enjekte eden kişilerin kesinlikle başkalarının
kullandığı şırıngaları kullanmaması gereklidir. Zira kullanılan
şırıngayı başkası kullanmışsa ve o kişi HIV+ ise, şırıngayı kullanan
diğer kişilere de virüsün bulaşması ürkütücü boyutta yüksek bir
olasılıktır.
Her ne kadar HIV virüsünün bilinen etkili tedavi yöntemleri olsa da
bunların çoğu hastanın yaşam kalitesini yükseltmeye ve ömrünü biraz
uzatmaya yöneliktir.
AIDS olan hastaların ezici çoğunluğu yaşamlarının son dönemini
hastane yatağında perişan şekilde geçirerek ölürler. Bu nedenle
tedaviyi düşünmeden önce korunmak esastır. Hastalığı kapan kişinin
kurtulması sıfıra yakın bir olasılık olduğundan öncelikle hastalığa
yakalanmamaya özen gösterilmelidir.
AZT ve birkaç bilinen tedavi yöntemi hastalığa yakalananların yaşam
süresini ve yaşam kalitesini kayda değer şekilde yükseltmektedir ancak
bu tedavi yöntemleri de genellikle ayda 1000 Dolar ve üzerinde
maliyetleri olan ve şiddetli yan etkileriyle kanser tedavisini aratmayan yöntemlerdir.
Şüpheli bir ilişki veya kan naklinden, kısacası virüsle temas etmiş
olma olasılığınızın yüksek olduğunu düşündüğünüz bir durumda profilaksi
adı verilen bir tedavi yöntemi uygulanır. Bu tedaviye virüsle temas
edildikten hemen sonra başlanmalı ve doktorun önerisine göre en az 72
saat (tavsiye edilen 1 ay ve üzeri) boyunca devam edilmelidir.
Profilaksi vücuda aşırı yoğun antibiyotik verilmesi ve virüsün
sersemletilerek çoğalmasının önlenmesi esasını taşır. Şu ana kadar
bilinen en etkili tedavi yöntemi olmakla ve hastalığa yakalananların
önemli bir kısmının kanında virüse bir süre sonra rastlanmamasını
sağlamakla birlikte, bu yöntem de son derece yorucu ve masraflıdır ve
ara vermeden devam edilmesi, devam edilirken de sürekli test yapılması
gereklidir. Ne yazık ki bu yöntemle bile hastalıktan korunulması
genellikle mümkün olmamaktadır, o yüzden tıptaki olası gelişmeleri ve
hali hazırda bulunan bunun gibi yöntemleri de hesaba katmadan her
halükârda virüsten korunmak en akıllı yöntemdir.


En son vgokhan tarafından Cuma Tem. 24, 2009 1:16 pm tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi

_________________
HIVden korunmak için neler yapmalı? Bayrakkizvecocuk
vgokhan
vgokhan
SUPER MODERATÖR
SUPER MODERATÖR

Kadın
Mesaj Sayısı : 7171
Nerden : aquaticforum
Reputation : 94
Points : 7891
Kayıt tarihi : 23/01/08

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

HIVden korunmak için neler yapmalı? Empty Geri: HIVden korunmak için neler yapmalı?

Mesaj tarafından vgokhan Bir Cuma Tem. 24, 2009 1:15 pm

Hastalığın belirtileri nelerdir? Kesin olarak hasta olup olmadığımı nasıl anlarım?
AIDS’in belirtileri bir çok hastalıkla karıştırılabileceği ve en
sonunda somatorom denilen (hastalık hastası) durumu ortaya
çıkarabileceği için son derece dikkatle incelenmeli ve en ufak bir
kuşkuda doktorculuk oynamak yerine test yaptırılmalıdır.
Aşağıdaki belirtiler AIDS’in belirtileri olarak bilinir, ancak
şüphelenilen durumlarda genellikle psikolojik olarak tüm belirtiler
ortaya çıkacağından hemen test yaptırıp boş endişelere kapılmamak en
iyisidir. Bu belirtilerin birkaç tanesi bir anda varsa, AIDS olma
olasılığınız herhangi bir başka kişiden daha yüksektir:
- Hiç bir tedaviye cevap vermeyen sürekli kuru öksürük
- Ağızda çıkan ve yine hiç bir şekilde geçmeyen aftlar




- Tekrarlayan ya da çok uzun süreyle (2 haftadan fazla) devam eden ishal
- Hızlı ve sürekli kilo kaybı
- Zaman zaman iştahsızlık ile birlikte seyreden sürekli yorgunluk hali
- Nedensiz gece terlemeleri
- Sırt başta olmak üzere deride çıkan ve çok uzun süre geçmeyen
pembe sert başlı irice yaralar (Bunların olması ve geçmemesi genelde
bağışıklık sistemiyle ilgili bir sorununuz olduğunu belirtir, ancak bu
basit bir alerjiden AIDS’e kadar her şey olabilir ve genellikle AIDS
değildir. Egzama için AIDS korkusu taşımayın!)
- Nedensiz gece terlemeleri
- Koltuk altında ve boyunda çıkan ve inmeyen bezeler
- Nefes darlığı
Bu belirtileri gösteriyorsanız bir test yaptırmanız tavsiye edilir.
Eczanelerden alınan testlerde yalancı negatif ve yalancı pozitif
sonuçlara sık rastlandığından Eliza adı verilen testi yaptırmanız
önerilir. Ancak bu test virüsün kendisini değil vücudun ona karşı
ortaya çıkardığı antikorları arar, bu antikorların çıkması da bünyeden
bünyeye değişmekle birlikte tipik olarak 3 ay ile 1 yıl arasında alır.
Yani virüs olsa bile en az 6 ay geçmeden yaptırılan bir test temiz
sonuç verebilir.
Alternatif olarak PCR testi bulunur, bu testin değil yöntemin
adıdır. PCR testi antikoru değil virüsün kendisini arar. Virüslerin
çoğalma hızı bünyeye göre değişebilir, ancak HIV virüsü vücuda
girdikten genellikle 3 hafta sonra PCR testlerinde kendini gösterir. Bu
süre ender olarak 2 ayı bulabilir. Yani virüsü kapmış olmaktan
korktuğunuz andan 3-4 ay sonra yaptırılmış bir PCR testinde sonuç temiz
çıktıysa çok büyük bir olasılıkla HIV virüsü taşımıyorsunuz
denilebilir. Bu test ne yazık ki çok az yerde yapılmaktadır ve ücreti
oldukça yüksektir. Ancak emin olmanın tek yolu da odur.
Öte yandan, yukarıdaki belirtileri görürseniz öncelikle daha ucuz
olan Eliza testini yaptırmanız önerilir, zira söz konusu belirtiler
virüs bulaştıktan en az 2-3 yıl sonra ortaya çıkar. Eliza testinin
doğruluk oranı %98 olarak saptanmıştır. HIV+ gösteren bir Eliza testi
sonucu alındığında bu PCR testiyle doğrulanır ve PCR testi temiz
çıkıyorsa Eliza testine itibar edilmez, hasta AIDS değildir. Temiz
çıkan Eliza testiyse hemen hemen her zaman doğrudur, zira yalancı
pozitiflik yalancı negatiflikten çok daha fazla rastlanılan bir
durumdur.
Hayvanlardan bulaştığı doğru mudur? Kaç yılda kendini gösterir? Hastalanan kaç yıl yaşar? AIDS olan herkes ölür mü?
Hastalığın ilk olarak Afrika’da mantolu maymun denilen hayvanla
cinsel ilişkiye giren sapık Avrupalı misyonerlerden yayıldığı yaygın
bir inanış olmakla birlikte kesin bir kanıtı ya da karşı tezi yoktur.
Mantolu maymun başta olmak üzere çoğu maymun cinsinin bu virüsü
taşıdığı ancak seropozitif olmasına rağmen hastalanmadığı
bilinmektedir, ama ne yazık ki konuyla ilgili elde edilmiş en derin
bilgi de budur.
İnsandaki AIDS’e benzeyen ve aynı şeklide seyreden tek hayvan
hastalığı kedilerde görülen FIV (Feline Immunodeficiency Virus) olmakla
birlikte, yapılan çalışmalarda bu hastalığın kediden insana geçmediği
ve insanları etkilemediği saptanmıştır.
HIV virüsünün her bünyedeki seyri farklıdır. Çoğu insanda belirtiler
3 yıldan önce çıkmaz, hatta bazı insanlarda bu sürenin 15 yılı bulduğu
görülür. Hastalanan kişinin ömrü de virüsü kaptıktan sonra 10 ila 25
yıl arasında değişebilir. Bu süre AZT ve benzeri ilaç kokteyli
tedavileriyle uzatılabilir ve hastanın ölümcül duruma gelene kadarki
yaşamı büyük ölçüde normal bir insanınkinden farksız seyreder. Ancak şu
akılda bulundurulmalıdır ki bu tedavilerin hiç biri ömrü uzatmaktan ve
yaşam kalitesini arttırmaktan öteye gitmez ve HIV virüsünü kapan
insanların %99′undan fazlası virüsün bağışıklık sistemini çökertmesi
sonucu vücudu etkisi altına alan fırsatçı virüslerin yarattığı
komplikasyonlar sonucu ölür.
Ölmeyen %1 ise seropozitif denilen, virüsü taşımasına karşın
hastalanmayan ancak bulaştırabilen kişilerdir. Virüse karşı bağışıklığı
olan bu kişilerin esrarı henüz tam anlamıyla çözülememiştir, ancak
virüse karşı koruyan geni aktarmak üzerine çalışmalar sürmektedir. Bu
kişilerle cinsel ilişkiye girmek ya da bunlardan kan almak virüsü
kapmaya sebep olur, o yüzden sağlıklı görünüşlerine aldanmamak ve
onları tecrit etmemenin yanında bu tür konulara da özen göstermek
gerekir.
Ayrıca bu şekilde virüs taşıyan bir kadın da genel olarak doğurduğu
bebeğine virüsü bulaştırır. Bu şekilde virüsü taşıyıp da hastalanmamayı
sağlayan gen Türkiye’de az kişide bulunmaktadır, bilinmeyen bir nedenle
Kuzey Avrupa ırklarında bu gene ve zencilerde de aynı işi gören bir
başka gene nisbeten sık rastlanmaktadır. Bu kişilerin kendi yaşamı
sağlıklı bir insandan farksız seyreder, ancak virüs bulaştırma
potansiyelleri AIDS’ten ölmek üzere olan bir hastadan sadece biraz daha
düşüktür.
Hasta olan biri nelere dikkat etmelidir? Diğer hastalıklar HIV bulaşmasını kolaylaştırır mı?
Virüsü taşıyan ve hastalanan bir kişinin derhal tedaviye başlaması
ömrünü uzatacak ve kalan yıllarının bir kısmını “kaliteli” bir şekilde
yaşamasını sağlayacaktır. Tedaviye ne kadar erken başlanırsa hastanın
ömrü o kadar uzadığı gibi, sağlıklı bir insandan farksız kalitede
yaşayacağı yılların sayısı da artar.
AIDS olan bir hastanın kesinlikle alkol
kullanmaması ve zaten kötü durumunda olan bağışıklık sistemini iyice
çökertecek her türlü benzeri maddeden kaçınması gereklidir. Tabi ki en
önemlisi soğuk algınlığından kansere kadar hiç bir hastalığa
yakalanmamak için azami çabayı göstermektir, zira HIV+ hastası olan bir
kişide her türlü hastalık normalin birkaç katı daha şiddetli seyredecek
ve normal insanı yatağa bile düşürmeyecek basit bir virüs bile AIDS
hastasının hayatını tehdit edecektir.
Ayrıca “battı balık yan gider” mantığından kaçınmalı ve hastalık
taşıyan kişilerle cinsel ilişkiye girilmemelidir. Tıp dilinde reenfekte
olmak denilen bu durum kandaki virüs sayısını bir anda yükselteceği
için hastanın ömründen çalacaktır.
Cinsel hastalıkların çoğu cinsel organlarda yaralar çıkardığından ve
dolayısıyla mukozaya dışarıdan teması kolaylaştırdığından HIV
kapılmasını kolaylaştırır.
Frengi, bel soğukluğu, herpes, klamidya gibi hastalıklar
taşıyanların tedavi olmadan kesinlikle cinsel ilişkiye girmemesi
gerekir. Zira diğer partnerin HIV virüsünü taşıyor olması halinde
yukarıda adı geçen cinsel hastalıkların cinsel organda çıkardığı
yaralar virüsün geçme olasılığını kat kat arttıracaktır. Kadın erkek
herkesin bu konuya özen göstermesi, hastalığın yayılmasına kayda değer
bir darbe vuracaktır.
Ayrıca hayat kadınlarıyla ve travestilerle para karşılığı ilişkiye
girenlerin gerek kendilerini gerekse ilişkiye girdikleri kişileri (ve
tabi ki varsa eşlerini) büyük riske attıklarının bilincine vararak
yukarıda bahsi geçen konuya ve prezervatif kullanımına maksimum özeni
göstermeleri gerekmektedir.
Ayrıca bir erkek AIDS olduysa eşcinsel, bir kadın da fahişe diye
damgalanmamalıdır. Zira bunlarla ilgisi olmayan insanlar da hastalığı
kapabileceği gibi, öyle biri bile olsa düştüğü durumda aşağılanmaya
değil desteğe ihtiyacı olduğunu akılda bulundurmak gerekir.kaynak:www.sagliksiteniz.com

_________________
HIVden korunmak için neler yapmalı? Bayrakkizvecocuk
vgokhan
vgokhan
SUPER MODERATÖR
SUPER MODERATÖR

Kadın
Mesaj Sayısı : 7171
Nerden : aquaticforum
Reputation : 94
Points : 7891
Kayıt tarihi : 23/01/08

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Sayfa başına dön


 
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz