AQUATICFORUM
AQUATICFORUM A HOŞGELDİNİZ.FORUMDAN DAHA ETKİN YARARLANMAK İÇİN LÜTFEN GİRİŞ YAPINIZ.
▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓
▓▓▓▓▓▒▒▒▒▒▒▒▒▒▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓
▓▓▓▓▒▒▒▒▒▓▓▓▓▓▓▓▓▒▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓ ▓▓▓▓▒▒▒▒▓▓▓▓▓▓▓▓▓▒▒▓▓▓▒▒▓▓▓▓▓▓
▓▓▓▒▒▒▒▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▒▒▒▒▒▒▓▓▓▓▓▓▓ ▓▓▓▒▒▒▒▓▓▓▓▓▓▓▓▒▒▒▒▒▒▒▓▓▓▓▓▓▓▓
▓▓▓▒▒▒▒▓▓▓▓▓▓▒▒▒▒▒▒▒▒▒▓▓▓▓▓▓▓▓ ▓▓▓▒▒▒▒▓▓▓▓▓▓▓▓▒▒▒▒▒▒▒▓▓▓▓▓▓▓▓
▓▓▓▒▒▒▒▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▒▒▒▒▒▒▓▓▓▓▓▓▓ ▓▓▓▓▒▒▒▒▓▓▓▓▓▓▓▓▓▒▒▓▓▓▒▒▓▓▓▓▓▓
▓▓▓▓▒▒▒▒▒▓▓▓▓▓▓▓▓▒▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓ ▓▓▓▓▓▒▒▒▒▒▒▒▒▒▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓
▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓

Koço

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek

h???? Koço

Mesaj tarafından aquahell Bir C.tesi Şub. 20, 2016 3:30 pm



Etraf sakindi. Etkisini kaybeden güneş, yerini kasvetli gölgelere bırakmıştı. Gayesiz adımlarla ağır ağır ilerliyordu. Bu aralar duvar dibinde yürümeyi tercih ediyordu.  Görkemli günleri mazide kalmıştı.  İnsanlar onu görünce ilgi gösterme yerine yollarını değiştiriyordu. Daha demin, mahalle sakinlerinden birine rastlamış ama o tek kelime etmeden yanından geçip gitmişti. Oysa yakın zamana kadar çocuklar onunla konuşur, şakalaşır, o da okulun avlusuna kadar çocuklara eşlik ederdi.

Cana yakın dost yüzü, özellikle yaramazca sakalara dayanma huyu, çocukların ekmek peynirlerini onunla bölüşmeleri için kafiydi.  Sırtına binip, kulağını ve kuyruğunu çekmelerine bir parça ekmek hatırına ses etmezdi. Ancak uzaklardan bir köpek dalaşması sesi duyulmaya görsün, sırtındaki çocukları yere savurur,  hemen olay yerine koşardı…

Çocuklar başta olmak üzere mahallede haksızlığa uğrayanların koruyucusuydu, Koço. Yıllarca gönüllü olarak mahallenin gece bekçiliğini yapmış, tüm tehlikeleri cesurca savuşturmuştu. Bu uğurda yediği tekmelerin izleri halen vücudunda saklıydı. Mahallenin Cesur Koço’suydu. Sevimli serserisiydi.

Zaman onu bu yaşadıklarıyla yormuştu...

Ne yazık ki bu dünyadaki hayat treni sadece tek yönde ilerliyordu.

Yaşlanmıştı, Koço.

*****
“Dünya ne çabuk değişti?” diye düşündü.. Bugün dördüncü kez durmuştu Kasap Nedim’in dükkânının önünde…
Koço yüzsüz değildi. İçeri girmeye kalkışmazdı. Dışarıdan Nedim’in hareketlerini meraklı gözlerle izledi. Olur, da kapıya doğru yaklaşırsa ayağa kalkıp saygıda kusur etmemeliydi. Nedim o kadar duygusuz bir yüze sahipti ki, onun düşüncelerini anlamak Koço için de çok zordu. Bilgelik isteyen bir işti…

Nedim’den yüz bulmadığı günler fırına doğru yola koyulur, sessiz sakin bir gölge gibi fırının kapısında beklerdi. Fırındakiler, durumdan vazife çıkarıp, önüne bir bütün ekmek atarlardı. Ekmeği yedikten sonra karnı tok ve mutlu Koço art ayaklarını katlar, kuyruğunu ve ön ayaklarını uzatır, kapının kenarında yatardı… Üzerinden kedi bile geçse kımıldamazdı…

Yine fırına mı gitseydi? Ziyaeddin Bey’in eve dönüş saatine de daha çok vardı. Ziyaeddin bey eğer isterse etlerin hepsini çengellerden indirip köpeklere dağıtabilirdi.

Gerçi Çengellerde asılı, kuzu ciğerinden başka bir şey yoktu. Üç gündür açtı Koço… Fırına gidecek takati de yoktu.
“Saygı da bir yere kadar” dedi. Nedim’in dalgınlığından yararlandı. Usulca dükkândan içeriye girdi ve alelacele ciğerden bir parça ısırıp dışarı çıktı.

Bir nara kopardı Nedim… Satırı kaptığı gibi Koço’nun sırtına vurdu. Öyle bir hınçla vurdu ki, bu darbeyle Koço’nun dünyası adeta başına yıkıldı. Acının tüm tonlarını vücudunda hissetti… Ağzındaki ciğeri bıraktı. Yakarmalı çığlığı tüm mahalleyi sardı.

*****
Bütün gün tekeri kırık at arabanın altındaki saman yatağında inledi… Kanayan yarasını yalamayı denedi ama yara sırtının ortasında dilinin yetişemeyeceği bir yerdeydi. Yerinden kıpırdayamadı Koço…

Yine sessizlik, yine mehtap… Gece boyunca acıdan uyuyamadı. Mehtabı seyre daldı.

Birkaç gün sonra şişmiş yarasıyla zar zor yürümeye başladı. Artık Nedim’in dükkânının önüne gitmeye cesareti yoktu. Uzaktan Nedim’in ayak seslerini duysa yahut onun yağlı iş gömleğinin kokusunu alsa kuyruğunu karnına yapıştırıp görülemeyeceği bir yere tünerdi.

Koço’nun yarası giderek kurtlandı, tüyleri döküldü. Ağrısı dayanılmaz olmuştu.
Koço ürkmüştü. İnsanlardan korkuyordu… At arabasının altından çıkmaya cesareti yoktu.
Tanıdığı çocuklar etrafından geçerken onların sesini duyuyordu. Ne kadar da isterdi, dışarı çıkabilmeyi… Ellerini yalayıp, bacaklarına sürtünmeyi… Onlarla yeniden oyun oynamayı…

*****
Koço, artık geceleri sokakta kimseler kalmayınca yerinde kalkabiliyor, uyurgezer gibi başıboş dolaşıyor, çöp tenekelerini karıştırıyor. Yemek için bir şeyler bulmaya çabalıyordu.

Yine karanlık bir gece yerinden kalktı, Koço.  Sokakta ses seda yoktu. Burnu yerde, iki büklüm duvar diplerinden ağır ağır yürümeye başladı. Birkaç kez duvarlara kesik kesik işedi. Nedim’in dükkânına doğru ilerledi. Belki orada birkaç kemik parçası bulabilirdi. Önünde aniden iki gölge belirdi. Ne kadar uzun gölgelerdi böyle... Kulaklarını dikmeye çalıştı. Pür dikkat kesildi. Her kimseydilerse dükkânın kapısını kurcalıyorlardı.

Koço olan gücünü topladı. Ne hikmetse ağrısı kesilmişti. Hemen kapıyı kurcalayanların üzerlerine saldırdı. Yediği tekmelere aldırmadan…

Bir daha bir daha…

Birden “Bummm” diye silah sesi duyuldu. Ardından kısık bir çığlık ve koşarak uzaklaşan ayak sesleri…
Mahalle sakinleri ellerinde gaz lambaları, telaşla dışarıya fırladılar. Kasap dükkânının kapısını açık halde buldular. Birkaç adım ötede ise zayıflamış, çok yaşlı bir köpek ölüsü…

Tanıdılar.

Koço’ydu.

Hırsızların kurşunuyla ölmüştü.




İHSAN TARAKÇI - yazara ait diğer yazılar için tıklayınız
avatar
aquahell
WEBMASTER

Erkek
Mesaj Sayısı : 2785
Yaş : 42
Nerden : AQUATICFORUM
Lakap : AQUAHELL
Reputation : 59
Points : 3919
Kayıt tarihi : 22/01/08

http://www.hbgokhan.blogcu.com

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön


 
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz