AQUATICFORUM
AQUATICFORUM A HOŞGELDİNİZ.FORUMDAN DAHA ETKİN YARARLANMAK İÇİN LÜTFEN GİRİŞ YAPINIZ.
▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓
▓▓▓▓▓▒▒▒▒▒▒▒▒▒▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓
▓▓▓▓▒▒▒▒▒▓▓▓▓▓▓▓▓▒▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓ ▓▓▓▓▒▒▒▒▓▓▓▓▓▓▓▓▓▒▒▓▓▓▒▒▓▓▓▓▓▓
▓▓▓▒▒▒▒▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▒▒▒▒▒▒▓▓▓▓▓▓▓ ▓▓▓▒▒▒▒▓▓▓▓▓▓▓▓▒▒▒▒▒▒▒▓▓▓▓▓▓▓▓
▓▓▓▒▒▒▒▓▓▓▓▓▓▒▒▒▒▒▒▒▒▒▓▓▓▓▓▓▓▓ ▓▓▓▒▒▒▒▓▓▓▓▓▓▓▓▒▒▒▒▒▒▒▓▓▓▓▓▓▓▓
▓▓▓▒▒▒▒▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▒▒▒▒▒▒▓▓▓▓▓▓▓ ▓▓▓▓▒▒▒▒▓▓▓▓▓▓▓▓▓▒▒▓▓▓▒▒▓▓▓▓▓▓
▓▓▓▓▒▒▒▒▒▓▓▓▓▓▓▓▓▒▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓ ▓▓▓▓▓▒▒▒▒▒▒▒▒▒▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓
▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓

SARIKAMIŞ ŞEHİTLERİ ANISINA (5 OCAK)

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek

kotuhaber SARIKAMIŞ ŞEHİTLERİ ANISINA (5 OCAK)

Mesaj tarafından aquadmin Bir C.tesi Ocak 03, 2009 4:13 pm

SARIKAMIŞ ŞEHİTLERİ ANISINA (5 OCAK) AHMET ŞAFAK


DVDFHKHLL HKHLL HKHLL HKHLL HKHLL HKHLL DVDF

_________________



avatar
aquadmin
SİTE YÖNETİCİSİ
SİTE YÖNETİCİSİ

Erkek
Mesaj Sayısı : 398
Yaş : 43
Nerden : AQUATICFORUM
Lakap : MrFish
Reputation : 25
Points : 533
Kayıt tarihi : 22/01/08

http://www.aquaticforum.tk

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

kotuhaber SARIKAMIŞ-1914'DE YAŞAMINI YİTİRENLERİN ANISINA...

Mesaj tarafından vgokhan Bir Paz Ocak 04, 2009 11:02 am



TÜRKİYE DAĞCILIK FEDERASYONU

"BU TOPRAKLARDA DOKSAN BİN TÜRK ÖLDÜRÜLDÜ"
"Enver Paşa'ya hesap sormamak için üzeri karlarla örtülen doksan bin şehit..."

Tek bir kurşun atmadan doksan bin askerimizi dondurarak öldüren anlayış neden doksan yıldır sorgulanmadı?

Bu topraklarda "Kürtler'in" ya da "Ermeniler'in" öldürüldüğünün
söylendiğini duyunca ayağa kalkmak ile "doksan bin Türk'ün öldürülmesi"
konusunu bu kadar sessiz geçiştirmek arasında utanç verici bir çelişki
yok mu?

Neden Sarıkamış faciası doksan iki yıl boyunca sessizce geçiştirildi?

Enver Paşa ve takipçilerinin gerçeği hayasızca saptırıp, inanılmaz ölçülerde baskı yapmalarından tabii...

Düşünün ki, Türkiye'nin elinde bu dönemden kalma bir tek resim var... Diğerlerinin hepsi Rus arşivinde...

Tek bir satır yazılmaması için öyle bir baskı yapılmış ki... Konuyla ilgili
hiçbir şey yazılmasın diye topyekun bir basın yasağı konmuş...

Enver Paşa bu hezimeti Saray'a bir zafer olarak bildiren telgrafları bu baskıya ve yasağa güvenerek çekebilmiş...

Doksan bin Türk'ü Allahuekber Dağları'nda kırdırdıktan sonra geldiği
Erzurum'dan karısı Naciye Sultan'a çektiği telgrafta köpeğinin durumunu
sormayı da ihmal etmemiş...

* * *
Tabii gencecik insanları orada dondurarak öldürüp, bu dehşeti de unutturmanın ardında, bir "dış boyut" var...

Sarıkamış'ta ölüme teslim edilen binlerce çocuğun dramının bir adım öncesinde
Osmanlı Genelkurmayı'nın Almanlar'a teslimi yer alıyor.

1913'te General Liman Von Sanders başkanlığında 42 subaydan oluşan Alman
Heyeti'ne birer üst rütbe verilmekle kalınmamış, Türk üniformaları da
giydirilmiş. Böylece Almanya'da tümgeneral olan Liman Von Sanders
mareşalliğe yükselmiş ve ordunun komutasını ele almış. Nitekim,
Çanakkale Savaşları'nı da o yönetmiş.

Osmanlı Genelkurmayı'nı yabancı ordu komutanlarına teslim etmekle kalmayan Enver Paşa, gene
Almanlar'ın kışkırttığı pantürkist akımın hevesiyle çocuklarımızı
Sarıkamış'ta dondurarak öldürmüş...

Bu, Almanlar'ın çok işine gelmiş... Çünkü Rusya'nın üzerine gönderilen Osmanlı Ordusu, Doğu
Avrupa'da Almanlar'a karşı savaşan Ruslar'ın oradan kuvvet çekmesine
sebep olmuş.

* * *
Sarıkamış Dramı bu yıl da anılıyor... Kars'ta çeşitli anma faaliyetleri düzenleniyor...
...
Peki Sarıkamış'taki doksan bin Türk'ü ne yaptık? Ve neden bu trajediyi tam doksan yıl boyunca görmezden geldik?

Bunun bir cevaba ihtiyacı yok mu?
(M. ALTAN)





5.MEHMET REŞAT,2.WİLHEM VE ENVER PAŞA


ENVER PAŞA
SARIKAMIŞ ; YENİ BİR DÖNÜM NOKTASI
19 Aralık 1914 gecesi Enver Paşa Köprüköy'deki karargâhından İstanbul'daki eşi Naciye Sultan'a şu satırları yazıyordu:
"Naciye, güzel melek!
Ben yakında avdeti umarken şimdi zuhur eden bir hal beni daha bir müddetçik
buraya bağladı. 3. Ordu Kumandanı Hasan İzzet Paşa orduyu idare için
kendisinde cesaret göremediğini söylüyor. (..) Hep umduğum adamlar
böyle çıkıyor. Şimdilik 3. Ordu'yu ben idare edeceğim."
Hasan İzzet
Paşa, Enver Paşa'nın Harp Akademisi'nden strateji hocasıydı. Ama saraya
damat olan Enver, alay, tümen, kolordu, ordu komutanlıklarında
bulunmadan Almanların desteğiyle başkomutan vekilliğine atanmıştı.
Şimdi de tecrübesizliğinin ve rekabet hırsının verdiği ataklıkla
imkânsızı istiyordu:
Rus ordusu Sarıkamış'ta kuşatılıp yok edilecekti.
* * *
Plan, Alman patentliydi.
Alman
ordusu Polonya cephesinde Ruslarla savaştaydı. Sarıkamış cephesi
açılırsa Ruslar bazı birliklerini Polonya'dan Kafkaslara çeker diye
umuyorlardı.
Osmanlı ordusu, bir Alman generalin komutasındaydı.
Enver ve ordusu onun emirlerini uygulayacaktı.
Ancak 3. Ordu Komutanı Hasan İzzet Paşa, "Bu karda kışta, teçhizatsız birlikleri savaşa sürmenin cinayet olacağı" kanısındaydı.
Enver Paşa'ya bu görüşünü açınca tokat gibi bir cevap aldı:
"Eğer hocam olmasaydınız, sizi idam ettirirdim."
Ve Enver Paşa hocasını İstanbul'a yollayıp ordunun başına geçti.
Yayımladığı bildiride "Başarı giysilerle değil, her askerin kalbindeki yiğitlik ve cesaretle kazanılır" dedi.
Eşine
yazdığı mektuplar "Allah kısmet eder de şu Moskofları bir ezersem, o
vakit cicimi açık alınla kucaklarım. (..) Müsaade et, her tarafını emip
öpeyim de Enver'ini ömrünce unutma" diye bitiyordu.
* * *
Enver Paşa sonunda Naciye'sine ve cepheden telgrafla sıhhatini sorduğu
köpeğine kavuştu, ama tipi altında yalınayak Allahuekber Dağlarına
sürdüğü 90 bin asker, bir daha evini göremedi.
Koca ordunun tek kurşun atamadan kara gömüldüğü günlerde, İstanbul gazeteleri Genel Karargâh'ın zafer bildirisini yayımlıyordu:
"Ordumuz Sarıkamış'a dek ilerleyerek kesin başarı kazanmıştır."
İşin
aslı anlaşıldığında İstanbul basınında bu kez de "Ermenilerin düşmanla
ittifak yapıp orduyu arkadan vurduğu"na dair yazılar başlayacak ve
hezimetin sorumlusu olan İttihat Terakki 5 ay sonra, 91 yıldır
Türkiye'yi uğraştıran ünlü tehcir kararını çıkaracaktı.
* * *
Enver Paşa, o belalı aralık gecesi hocasına kulak kabartıp harekâtı bahara ertelese, Türkiye tarihi bambaşka gelişebilirdi.
Yapmadı.
Ve Sarıkamış faciası bir dönüm noktası oldu.
(C. DÜNDAR)



SARIKAMIŞ'TA TÜRK ASKERLERİ

_________________
avatar
vgokhan
SUPER MODERATÖR
SUPER MODERATÖR

Kadın
Mesaj Sayısı : 7107
Nerden : aquaticforum
Reputation : 91
Points : 7818
Kayıt tarihi : 23/01/08

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

kotuhaber Geri: SARIKAMIŞ ŞEHİTLERİ ANISINA (5 OCAK)

Mesaj tarafından vgokhan Bir Paz Ocak 04, 2009 11:07 am


Enver Paşa’nın sağı solu
Uçtu gitti Üçüncü Ordunun iki kolu.
Kar askeri yutarmış, öğrSarıkamış’a düştü onbeşlilerin yolu,
Hiç belli olmaz endik Sarıkamış!
Hazırlanmış kefenler, biçilmiş kar beyazdan,
Yol dondu, hedef dondu, rüya dondu ayazdan,
Çarık delik, elbise yırtık, ta geçen yazdan,
Kış fidanı yakarmış, anladık Sarıkamış!
Vatan tehlikedeydi, evlatları seferber,
Yol verirse geçeriz şanlı Allahüekber!
Dereler cennet oldu çalı dipleri makber,
Mevlamız böyle yazmış, kadermiş Sarıkamış!
Şehitlik arzusu var her birinin kalbinde,
Vasiyetini yazmış, son mektubu cebinde,
Heykel gibi duruyor bir ağacın dibinde.
Bizim bahtımız karmış, burası Sarıkamış!
Ciğere akar sıla hasreti ılık ılık,
Allahüekber diye çıkmışlar bölük bölük,
Sarı tüyler buz tutmuş, çehreler soluk soluk,
Buz neleri yıkarmış, bildik ey Sarıkamış!
]Onbeşli gençlik kurban seçilmiş nesildir ya,
Kadermiş şehitlikle sürgün ikisi bir ya,
Soğuk bir mezar gibi, sıkar bizi Sibirya,
Mevlam bunları yazmış, kadermiş Sarıkamış!
Bir yiğit tanımıştın, Özdemiroğlu Osman,
Bir Ahmet Muhtar Paşa gibi gerçek kahraman,
Bizler şehidiz lakin durmayacak hiç zaman…
Yiğitler harmanıymış tarihin Sarıkamış!..

_________________
avatar
vgokhan
SUPER MODERATÖR
SUPER MODERATÖR

Kadın
Mesaj Sayısı : 7107
Nerden : aquaticforum
Reputation : 91
Points : 7818
Kayıt tarihi : 23/01/08

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

kotuhaber SARIKAMIŞ FACİASI

Mesaj tarafından vgokhan Bir Paz Ocak 04, 2009 11:19 am

Tarihimiz ihtişamlı zaferler kadar facialarla da dolu. Zaferlerimizle övündüğümüz
kadar, yasadığımız hezimetlerden de dersler çikarmak zorundayiz. Bunu
yapmadığımız sürece tarih bizim için ne ölçüde anlamlı olabilir?

Facialardan söz ederken, Sarıkamış’ı özellikle dikkate almamız gerekir. Orada, hiç
de uzak olmayan bir zamanda 100.000’e yakin yiğidimizi karlara gömdük.
Üstelik tek kurşun atamadan... Üstelik sadece bir hayalperestin kişisel
ihtirası uğruna...

İhtiras... Bu kavramı iyi düşünmeliyiz.
Kimi kendi ebediyyetini bu ateşle yakıp kül ederken, kimileri de koca
memleketi harabeye döndürebiliyor.

Almanlar, Türkiye’ye giden trenlerin üzerine “Enverland’a (Enver’in Ülkesi’ne) gider”
yazmaktadırlar. Kibir ve ihtiras demiştik ya! Paşa’nın şu ifadelerine
bakın: “Beni Napolyon’a benzetmişlerdi. Kabul etmem. Çünkü ben ikinci
adam olamam.”

Tarih, 16 Aralık 1914. Soğuk bir kış günü.
Talebesi ögretmenini azarlamaktadir: “Hatalı davrandiniz! Başarılı
olamadınız! Rus ordusu burada yok edilmeliydi. Şimdi hemen harekete
geçip, Rus ordusunu Sarıkamış’ta yok edeceksiniz!”

Cephelerin ve harp okulunun emektar komutanı Hasan İzzet Paşa, küstahlaşan
öğrencisine pervasızca cevap verir: “Olmaz! Havaları görüyorsunuz. Her
yerde kar var. Karakış başlamıştır. Bu şartlar altında, bu mevsimde
harekât bir faciaya dönüsebilir. Kış şiddetini kaybetsin, yollar
açılsın, düşmana haddini bildiririz.”

Her verdiği emrin hemen yerine getirilmesine alışkın padişah damadı ve orduların başkomutan
vekili 34 yaşındaki Enver Paşa, asabileşerek şu tehdidi savurur: “Eğer
hocam olmasaydınız, sizi idam ettirirdim!”

Bir facianin eşiğinde, Hasan İzzet Paşa istifa ederek ordudaki görevinden ayrılır.


Çöl ateşinden Köprüköy ayazına

Çok
geçmeden, tarihler 21 aralığı gösterirken, tarihe “Sarıkamış Faciası”
olarak geçen harekât başlatılır. 125 bine yakin iman abidesi insan, kış
kıyamette paltosuz, postalsız, gömlekle, çarıkla cehennemî tipinin
ortasına sürülürler. O günlere şahit olan bir askerin mektubu, facianin
küçük bir boyutunu günümüze söyle taşır:



“Bu yaz, iki alayımızla Yemen’den buraya naklonulduk. Yola koyulmamızdan
dört ay sonra buraya ulaştık ki, Arabistan’ın cehennemî sıcağı
Köprüköy’deki ayaz yanında nimet-i İlâhi imiş. Burada çadırın perdesi
buza kesmis oğlak kulağı gibi kırılmakta ve kopmakta. Bölük kumandanım,
beni sıhhiyeye nakletmiş ise de, tabip ve ilaç yokluğundan çaresiz
kalıp tekraren takımıma döndüm. Akşam yaklaşınca Köprüköy’e civar
dağlardan tipi boşanır. Kumandanımız, gelecek cuma Başkumandan Enver
Paşa Hazretleri’nin teftiş ve hücum için geleceğini müjdeledi. O
gelinceye kadar da yün içlik, çorap ve paltoların verileceğini ve Yemen
yazlıklarını atacağımızı müjdeledi. Allah, devlete ve millete zeval
vermesin. Başkumamandan Paşa Hazretleri’nin gelmesi ile, Moskof’un
kahrolacağından ve kâfirin, karşımızdaki tepelerde geceleri
seyrettiğimiz ocaklı ve mutfaklı karargâhlarını ele geçireceğimizden
subaylarımız çok emin. Şafak söktüğünde 2059 rakımlı Kızkulağı
Tepesi’nden Moskof obüs yağdırır ama şükrolsun, zafer bizim olacak.
Gece bastırdığında, tepelerdeki Moskof ocaklarının ateşi gözlerimizdeki
ayazı tandır közüne tebdil eyler. Başkumandan Paşa Hazretleri acele
gelse ki, ateşe kavuşsak...”



Iğdırlı Ali Çavuş yazlık giysiler içerisinde titreye titreye bu mektubu yazıp
İstanbul’dan gelecek olan kışlık giysileri beklerken, Karadeniz’de
baska bir facia yaşanıyordu. Ruslar Osmanlı ordusuna erzak, mühimmat ve
giyecek getirmekte olan gemileri sulara gömmüslerdi. Bu durumu askere
bildirmeyen Enver Paşa, ihtiraslarina mağlup olarak bütün birliklere şu
mesaji çeker:

“Askerler! Hepinizi ziyaret ettim. Ayağınızda
çarık, sırtınızda paltonuz olmadığını gördüm. Lâkin karşınızdaki düşman
sizden korkuyor. Yakın zamanda Kafkasya’ya gireceğiz. Orada her türlü
nimete kavusacaksınız. İslâm Alemi’nin bütün ümidi sizsiniz.”



22 aralıkta Enver Paşa’nın emriyle 120-125 bin civarında Osmanlı askeri
dondurucu soğuğa rağmen yollara sürülmüştü. Bölge çoğu senenin dört ayı
boyunca karlarla örtülüydü. Kar yükseklikleri kimi yerlerde bir metreyi
geçiyordu. Zemheriler diye bilinen en soğuk günlerdi. Sıfırın altında
kırk dereceye düsen soğuk, düşmandan daha düşmandır. Yapılan harekât
plânına göre 9. Kolordu Sarıkamış Dağları’nı, 10. Kolordu ise
Allahuekber Dağları’nı aşarak Rusları Sarıkamış’ta kuşatıp imha
edecekti.

Gündüz başlayan yürüyüşte çarıkları yumuşayan
askerlerin çarıkları gece donmaya, bir mengene gibi ayaklarını sıkmaya
başlar. Adım atmak neredeyse imkansızdır. Askerler olduğu yerde zıplar,
atlar, kendini karların içine vurur ve ayaktan başlayan donma yavaş
yavaş tüm vücuda yayılır. Düşeni kaldırmamak için emir vardir. Zaten
kimsede de kimseyi kaldıracak güç kalmamıştır. Neferler ordunun işaret
taşları gibi yollara dizilirler. Kimi çömelmiş, kimi oturmuş, kimi
yuvarlanmış, kimi bir ağacın gövdesine dayanmış kardan heykellere
dönüşürler.




90.000 şehit. Tek kursun atmadan...

O yıl kurtlar insan etine doyar. Birçok cesedin gözlerini kuşlar
oymuştur. Arkadan gelenler, gördükleri korkunç manzara karşısında
moralmen yıkılmaktadır. Ayrıca açlık da son haddine ulaşmıştır.

On beş saatlik yürüyüşün sonunda, 16.300 kisilik 30. tümenden geriye 1.400
asker kalır. Ölenler, düşmana karşı tek bir mermi atamamışlardır. Diğer
birliklerin de bunlardan farkı yoktur. Kayıpların sayısı, en iyimser
rakamla 70 bin kişidir. Bazı kaynaklarda bu sayı 90 bin kişiye kadar
ulaşır. Sonuçta, sadece bir gecede binlerce asker beyaz karların
üzerine cansız serpilmişti. Kalanlar ise açlıkla, bitlerle, tifüsle,
sogukalgınlığı ve kangrenle ugraşıyorlardı.



Tarih ne böyle bir faciayi yazmış, ne de görmüştü. Oysa İstanbul’a çekilen
telgraflarda inanılmaz ifadeler vardır: “Kafkasya dağlari ve tepeleri
beyaz bir örtüyle örtülüdür. Kar hemen hemen bir metreyi geçmiştir.
Harekâttaki sessizlik bundandır. Kahraman askerlerimizde ilerleme
isteği o kadar çoktur ki, ellerinden gelse soluklarıyla karları eritip
yol açacaklardir. Karı daha az olan kesimlerde kahramanlarımız
başarılar elde ediyorlar. Dün süngü saldırısıyla düşmandan iki mevzi
ele geçirilmiştir.”

Enver Paşa inadından dönmedi. Son bir
gayretle Sarıkamış’a yüklenmek istiyordu. Acımasız emrini verdi:
“Saldırı sırasında her üst, bir adım geri atanı derhal tabancası ile
öldürecektir.” Askerler, bu durum karşısında dillerinde kelime-i
şehadet ile bir kere daha bile bile ölüme yürümeye başladı. Sonuçta
Sarıkamış’a ancak bir avuç kahraman ulaşabildi. O da geçici bir süre
için.



‘Onları teslim alamadım. Çünkü...’

Rus Kurmay Başkanı Pietroroviç, anılarında Sarıkamış’a kavuşan o bir avuç kahramanı şöyle anlatacaktır:

“İlk sırada diz çökmüş beş kahraman. Omuz çukurlarına yasladıkları
mavzerleri ile nişan almışlar. Tetiğe asılmak üzereler. Ama
asılamamışlar. Kaput yakaları, Allah’ın rahmetini o civan
delikanlıların yüreklerine akıtabilmek istercesine semaya dikilmiş,
kaskatı... Hele bıyıkları, hele hele bıyıklari ve sakalları! Her biri
birer fütuhat oku gibi çelik misal. Ya gözler?.. Dinmiş olmasına rağmen
şu kahredici tipinin bile örtüp kapatamadığı gözleri!.. Apaçık!..
Tabiata da, başkumandana da, karşısındaki düşmana da isyan eden ama
Allah’ına teslimiyetle bakan gözler... Açık, vallahi apaçık!..



İkinci sırada öyle bir manzara ki, hiçbir heykeltraş benzerini yapmayı
başaramamıştır. O ürkütücü ayaza rağmen, sağlarında fişekleri
debelenerek üzerlerinden atmaya tenezzül etmemiş iki katırın yanında
başları semaya dönük, altı masal güzeli Mehmed... Sandıkları bir
avuçlamışlar ki, hayatı biz ancak böyle bir hırsla avuçlayıvermişizdir.
Öylesine kaskatı kesilmişler.

Ve sağ başta binbaşı Mustafa Nihat. Ayakta... Ya Rabbî, bu bir ayakta duruştur ki, karşısında
düşmanı da, kâfiri de, lanetlisi de Allah’ın huzurunda diz çöküş
halinde gibi. Endamı, düşmanı dize getiren bir tekbir velvelesi gibi.
Belinde, fişeklerinin yuvalarını tipi ile kapatmaya bütün gece düşen
kar bile razı olmamış. Sol eli boynundaki dürbünü kavramış. Havada
donmuş, Kale sancağı gibi... Diğer eli belli ki, semaya uzanıp rahmet
dilerken öylesıne taşlaşmış. Hayrettir, başı açık. Gür erkek kömür
karası saçları beyaza bulanmış...”



Ve Moskova’daki askeri müzede sergilenen bu satırların sonu şöyle biter:
“Allahuekber Dağları’ndaki Türk müfrezesini esir alamadım. Bizden çok
evvel Allah’larına teslim olmuşlardı. 24.12.1914 Perşembe.”

Ve
bitişimizin itirafını olayın baş sorumlularından Hafız Hakkı Paşa,
başkumandan vekiline şu sözlerle özetler: “Bitti paşam, ordumuzun
kısm-ı küllisi mahvoldu.”

Enver Paşa hiçbir sey olmamış gibi
İstanbul’a döner. Arkasında binlerce kefensiz kar çiçeği bırakarak...
Başını ele geçirmiş bu darbeci güruh sıkı bir sansür uygulayarak halkın
Sarıkamış cephesinde olup biteni öğrenmesine engel olurlar. Faciayla
ilgili bilgiler Ruslar vasıtasıyla Avrupa ve Dünya’ya yayılır ama
herşey için artık çok geçtir. Bir sohbet sırasinda Harbiye Nezareti
Ordu Daire Başkanı Behiç Bey’e bu facia için Enver Paşa şöyle der:
“Bunlar nasıl olsa birgün ölecek değiller miydi!”

Birinci Cihan Harbi’nin alevleri, Sarikamış’tan Çanakkale’ye, Galiçya’dan
Trablusgarp’a kadar binlerce kilometre karede Müslüman kanının
ihtiraslar uğruna akmasına sebep olur.







_________________
avatar
vgokhan
SUPER MODERATÖR
SUPER MODERATÖR

Kadın
Mesaj Sayısı : 7107
Nerden : aquaticforum
Reputation : 91
Points : 7818
Kayıt tarihi : 23/01/08

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

kotuhaber Geri: SARIKAMIŞ ŞEHİTLERİ ANISINA (5 OCAK)

Mesaj tarafından vgokhan Bir Paz Ocak 04, 2009 11:26 am

SARIKAMIŞ DAĞLARINDA YATAN SEKSEN BİN ŞEHİDİMİZ
RUHUNUZ ŞADOLSUN






_________________
avatar
vgokhan
SUPER MODERATÖR
SUPER MODERATÖR

Kadın
Mesaj Sayısı : 7107
Nerden : aquaticforum
Reputation : 91
Points : 7818
Kayıt tarihi : 23/01/08

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

kotuhaber Geri: SARIKAMIŞ ŞEHİTLERİ ANISINA (5 OCAK)

Mesaj tarafından vgokhan Bir Paz Ocak 04, 2009 11:28 am


ÖZÜNE DÖNÜP BİR BAK...NE GÖRÜYORSUN....!!!!!

GECMİŞİNİ İYİ BİL Kİ,GELECEĞE SAĞLAM BASASIN.

NEREDEN GELDİĞİNİ UNUTMA Kİ,NEREYE GİDECEĞİNİ UNUTMAYASIN!

_________________
avatar
vgokhan
SUPER MODERATÖR
SUPER MODERATÖR

Kadın
Mesaj Sayısı : 7107
Nerden : aquaticforum
Reputation : 91
Points : 7818
Kayıt tarihi : 23/01/08

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

kotuhaber Geri: SARIKAMIŞ ŞEHİTLERİ ANISINA (5 OCAK)

Mesaj tarafından aquadmin Bir C.tesi Ocak 31, 2009 7:19 pm



Görüntülerde donan şehitlerimizin kar üstünde kalanları
görüntülenmektedir. Rus askerler nezaretinde tabur imamı defin işlemini
yapmakta fakat - 45 derecede donmuş olan toprak kazılamamakta. videoda
dikkatli izlenirse şehitlerimizin gözlerinin kargalar tarafından
oyulduğu görülebilir. üstsüz olan şehitlerimizin kıyafetleri hayatta
kalanlar tarafından donmamk için alınmıştır.

_________________



avatar
aquadmin
SİTE YÖNETİCİSİ
SİTE YÖNETİCİSİ

Erkek
Mesaj Sayısı : 398
Yaş : 43
Nerden : AQUATICFORUM
Lakap : MrFish
Reputation : 25
Points : 533
Kayıt tarihi : 22/01/08

http://www.aquaticforum.tk

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

kotuhaber Bir Tarih yazıldı Sarıkamış'ta

Mesaj tarafından aquadmin Bir C.tesi Ocak 31, 2009 7:23 pm



Harekâtı´nın 94´nci yıldönümü nedeniyle Osmanlı-Rus Savaşı sırasındaki Kars-Sarıkamış ın"Allahüekber Dağları´nda Donarak Şehit Düşen 90 Bin Askeri Çeşitli Anma Töreni"yle hatırladık. Sarıkamış Harekâtı Türk tarihinin en dramatik
Olaylarından biridir. Elbette kahraman bir milletin evladıyız fakat Bizim
kahramanlıklarımız aynı zamanda zaferlerle birlikte acılarda
yaşatmıştır. Yemen´de kavurucu sıcağından, Sarıkamış´ta dondurucu
soğuğuna yazlık elbiseyle
Çarıksız giden körpe fidanların hikâyesi
yakar sinemizi. Bu bir efsanenin ayakta kalma ve yaşamak için son
çırpınışıydı. Asırlarca içten içe altını oyan dış ve iç mihrakların,
yıkılan bir devin çıkardığı feryadının adıdır, Yemen, Çanakkale,
Sarıkamış... Sarıkamış denince içim burkulur her taraf çarıksız
cesetlerle görünür gözüme, hüzün kaplar içimi. Binlerce ANADOLU evladı
gömüldü karlara gecenin kör vaktinde mosmor bedenle. Tabi gömemedi onu
Sarıkamış bağrına acısını dayanamayıp attı baharın kardelenlerine.

Ah Sarıkamış Ah !... Sarıkamış şehitlerin yurdu Sarıkamış acıların yurdu...
Gelinlik giyinmiş körpe kız gibi,
Karlara serildi Sarıkamış’ta.
Mevsimler ağlaştı gece buz gibi,
Şafaklar gerildi Sarıkamış’ta.

Mehmedim çarıksız Yemenden gelmiş,
Pak beden mor oldu Sarıkamış’ta,
Gök mavi yer beyaz, kefeni almış,
Ne tufan görüldü Sarıkamış’ta.
Bu
harekâtın askeri açıdan, teknik açıdan vebalı büyük ama ona
değinmeyeceğim. Yokluk içinde buradaki karlı dağları zemherinin
kavurucu soğuğunda aşmaya çalışan, ayakkabısız, paltosuz Anadolu
çocukları, hatalara kurban gitmiştir. Biz bu şehitlere borçluyuz. Onlar
olmasaydı, belki de bu topraklarda Ruslar şimdi yaşıyor olacaktı.
Sarıkamış, Türk Tarihinin ve savaşlarının en acı olanıdır. Bu acıyı
fedakârlıkları, cesareti, ulvi davranışı en iyi şekilde idrak edip
gençlerimize aktarmalıyız. Bu aslında yenilgi değil, kendini feda
etmenin destanıdır… Diğeceğim o ki bugün Millet -Devlet abideleşmiş
kahraman Mehmetçiğimizi, kendisine layık bir şekilde anma mecburiyetindeyiz. Bu bizim boynumuzun borcu. Sarıkamış Harekâtı´ndan aynı zamanda ders de çıkarmalıyız.Ve ölümsüz nağmelerle milletimizin hafızasına nakşolan bu facia ve kahramanlık, on binlerce vatan evladının buz tutmuş feryadı, dağlardan
taşlardan yankılanan, kalanların ise ağıtlarına yanık türkülerine dönüşmüş ve milletine mal olmuştur. Tarihin bu acılı sayfası halkın hafızası olan türkülerle ve ağıtlarla kayda geçirilmiştir.

Hoşaftı menusu yağsız yemekler,
Öğünler bir oldu Sarıkamış’ta,
Ağlaştı mevcudat ve de melekler,
Ak yaşlar nar oldu Sarıkamış’ta.

Yıldızlar ağlaştı bulutlar indi,
Defterler dürüldü Sarıkamış’ta,
Namlular yırtıldı taşlar delindi,
Bir tarih yarıldı Sarıkamış’ta.


Sarıkamış
Harekâtı´nda Mehmetçik her zamanki cesaret ve kararlığıyla üzerine
düşeni yerine getirmiş aldığı emirle yola koyulmuştur. Sorumluluğunun
farkındadır. Lakin Balkan bozgunundan sonra ders almayan yetkililer
yeni bir bozguna sebep olurlar. Mehmetçik yine de İstiklal Harbi´ni
haber verir gibidir. Düşman karşısında iradesini kaybetmez, Fakat
basireti kör olan ve sebep olanlara da bir türkü de,şunu (Biz Urusu alt
ederdik, sebep oldu Enver Paşa) der.

Cilvesidir lakin buda kaderin,
Zor nizam kuruldu Sarıkamış’ta,
Yaram çok ağırdır çıban çok derin,
Silahsız vuruldu Sarıkamış’ta.

Sarıkamış dinle tarih seslenir,
Şehitler soruldu Sarıkamış’ta,
Abide gerekli ruhlar süslenir,
Emr-i Hak verildi Sarıkamış’ta.

Sarıkamış
Mehmetçiğin her şart altında irade, cesaret ve disiplinden oluşan
karakterini nasıl muhafaza ettiğini tarihe altın harflerle yazdığı bir
semboldür."
Bu sembolü, eski Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hilmi
Özkök´ün "Sarıkamış askeri açıdan var olma azminin, direnen
mücadelenin, inancın, fedakârlığın ve her şeyden önemlisi de, Türk
halkı ve askerinin en zor şartlarda vatanı için neleri göze alabileceğinin abideleşmiş bir
sembolüdür"
diyen Orgeneral Özkök´ün, "Sarıkamış yönetim biliminde hayal ile gerçek
ve yönetilemeyen risk ile yönetilebilir riskin ne anlama geldiğini
gösteren en çarpıcı örnektir" demiştir
Sarıkamış Hareketi o dönemde
gizlenmiştir hatanın sahipleri tarafından… Şehitleri gereken şekilde
ilgi gösterilmemiş saklanmıştır. Millet kendi evladının acısını
duyamamış ve anılamamıştır. Ancak son yıllarda bil hassa bu yıl tüm
ülke genelinde çeşitli etkinliklerle anılmıştır

_________________



avatar
aquadmin
SİTE YÖNETİCİSİ
SİTE YÖNETİCİSİ

Erkek
Mesaj Sayısı : 398
Yaş : 43
Nerden : AQUATICFORUM
Lakap : MrFish
Reputation : 25
Points : 533
Kayıt tarihi : 22/01/08

http://www.aquaticforum.tk

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

kotuhaber Geri: SARIKAMIŞ ŞEHİTLERİ ANISINA (5 OCAK)

Mesaj tarafından Sponsored content


Sponsored content


Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön


 
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz