AQUATICFORUM
AQUATICFORUM A HOŞGELDİNİZ.FORUMDAN DAHA ETKİN YARARLANMAK İÇİN LÜTFEN GİRİŞ YAPINIZ.
▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓
▓▓▓▓▓▒▒▒▒▒▒▒▒▒▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓
▓▓▓▓▒▒▒▒▒▓▓▓▓▓▓▓▓▒▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓ ▓▓▓▓▒▒▒▒▓▓▓▓▓▓▓▓▓▒▒▓▓▓▒▒▓▓▓▓▓▓
▓▓▓▒▒▒▒▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▒▒▒▒▒▒▓▓▓▓▓▓▓ ▓▓▓▒▒▒▒▓▓▓▓▓▓▓▓▒▒▒▒▒▒▒▓▓▓▓▓▓▓▓
▓▓▓▒▒▒▒▓▓▓▓▓▓▒▒▒▒▒▒▒▒▒▓▓▓▓▓▓▓▓ ▓▓▓▒▒▒▒▓▓▓▓▓▓▓▓▒▒▒▒▒▒▒▓▓▓▓▓▓▓▓
▓▓▓▒▒▒▒▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▒▒▒▒▒▒▓▓▓▓▓▓▓ ▓▓▓▓▒▒▒▒▓▓▓▓▓▓▓▓▓▒▒▓▓▓▒▒▓▓▓▓▓▓
▓▓▓▓▒▒▒▒▒▓▓▓▓▓▓▓▓▒▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓ ▓▓▓▓▓▒▒▒▒▒▒▒▒▒▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓
▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓

HASTALIK REHBERİ

Aşağa gitmek

HASTALIK REHBERİ Empty HASTALIK REHBERİ

Mesaj tarafından vgokhan Bir Çarş. Ağus. 06, 2008 12:43 pm

[A][B][C][Ç][D][E][F][G][H][I][İ][J][K][L][M][N][O][Ö][P][R][S][Ş][T][U][Ü][V][Y][Z]

Abse:
İçi cerahat dolu şişliklere verilen isimdir. Vücudun her tarafında ortaya çıkabilir. Nedeni vücuda giren mikroplardır.


Adale romatizması: Çoğunlukla, şiddetli soğuk algınlıklarından
sonra görülen ve hareket etmenin zorlaşmasına neden olan bir çeşit
romatizmadır. Tıp dilinde Myalgia, Fibrozit denir. Korunmak için terli
çamaşırları, en kısa zamanda değiştirmek ve üşütmemek gerekir.

Adenit: Boyundaki lenf damarlarının şişmesi sonucu meydana gelen iltahaplı şişliğe adenit denir.


Ağız yaraları: Ağız yaraları, "basit" ve "derin"
veya "sert kenarlı" yaralar olmak üzere iki grupta toplanabilir.
Çoğunlukla, üşütme veya hazımsızlıktan kaynaklanır. Yaraların etrafı,
kırmızı bir çizgi ile çevrilidir. Başlangıçta, içi su dolu kabarcıklar
halindedirler. Sonradan patlayarak etrafa yayılır ve sancılı ağrılara
neden olurlar. Çocuklarda; kızamık ve çiçek hastalıkları sırasında da
aynı yaralar meydana gelebilir.

Ağrılı aybaşı hali: Tıp dilinde
dysmenorrhoea/dismenore denilen bu hâl, özellikle aybaşı kanamasının
başladığı ilk gün görülür. Bazı kimselerde, ağrılar aybaşı kanamasının
başlamasından bir kaç gün önce ortaya çıkar ve kanamanın başlamasıyla
kesilir. Bir kısmında da kanama başlamadan, kanama görülen günlerde ve
sonraki birkaç gün içinde hissedilir. Bu çeşit ağrılara, çoğunlukla
18-24 yaşları arasındaki kadınlarda rastlanır. Ağrı, göbek altında veya
bacakların üst kısmında kasılmalar şeklinde başlar. Kusma görülebilir.
Yüz, sararır ve terleme artar.

Akrep sokması: Akrep; sıcak ve nemli yerlerde
yaşayan, kıvrık ve kalkık kuyruğuyla zehirli bir iğnesi olan böcektir.
Akrep soktuğunda yapılacak ilk iş; soktuğu yerin altını ve üstünü
sıkıca bağlamaktır. Sonra; iğnenin bulunduğu yer, iki parmak arasına
alınıp, kan akıncaya kadar sıkılır ve üzerine amonyak sürülür.

Albüminüri: İdrarda, albümin bulunmasına; Tıp
dilinde Albüminüri; halk arasında ise, aktutma denir. Bir çok
hastalıklarda, özellikle Böbrek hastalıklarında, idrarda albümin
görülür. Mümkün olduğu kadar süt içmeli, patates haşlaması ile
muhallebiyi sofradan eksik etmemelidir. Baharatlı yiyecekler, biber,
turşu ve tuz kesinlikle terk edilmeli; kahve ve fazla miktarda su
içilmemelidir.

Alerji: Vücudun, bazı madde veya hava
şartlarından etkilenmesi yahut psikolojik etkenler sonucu ortaya çıkan
bir hastalıktır. Önce, alerjiye neden olan etkenleri bulmak gerekir.
Alerjinin belirtileri de; şahsa göre değişir. Kiminde kaşıntı, kiminde
kurdeşen, kiminde astım görülür. Hasta, eğer bazı maddelerle temasından
dolayı alerji oluyorsa, o maddenin uzaklaştırılması ile mesele
kendiliğinden çözümlenmiş olur.

Altını ıslatmak: Tıp dilinde Enuresis denir.
Altına ve yatağına işeyen çocuklar; genellikle anne ve babasından
yeteri kadar sevgi ve ilgi görmeyen çocuklardır. Hastalık, belli bir
nedenden kaynaklanmıyorsa; yapılacak iş, çocuğa ihtiyacı olan sevgiyi
vermektir; ancak altını ıslatmak, herhangi bir böbrek rahatsızlığı veya
şeker hastalığından da kaynaklanabilir. Bu nedenle doktora gitmek
gerekir.

Anne sütünün azlığı: Anne sütünü artırmak için bol bol sulu gıdalar yemek, üzüntülerden sıyrılıp bir süre dinlenmek faydalıdır.


Anus kaşıntısı: Anus (şerç); yani sindirim
kanalının doğrubağırsak denilen son kısmındaki çıkış deliği veya
çevresinde (oturak yerinde) görülen kaşıntıların nedeni çeşitlidir.
Bunlar arasında; kılkurtları, sümüksü akıntı, basur, çatlak, ishal veya
kabızlık, egzama (mayasıl), sinir bozukluğu veya yeteri kadar temizliğe
dikkat edilmemesi sayılabilir.

Apandisit: Körbağırsağın iltahaplanması sonucu
ortaya çıkan bir hastalıktır. Müzmin apandisitte; kat’iyetle ilaç
verilmez. Ameliyat gerekir. Had apandisit; karnın ortasından başlayıp,
sağ alt kısma yerleşen bir ağrı ile kendini gösterir. Hazımsızlık ve
gazdan şikayet edilir. Kusma görülebilir bazen de miğde bulantısı olur.


Arı sokması: Arı; bal ve balmumu yapan fakat,
iğnesiyle sokan bir böcektir. Hassas bünyeli kimseleri soktukları
zaman,onların şok geçirmelerine neden olabilirler. Eşek arıları ise;
bal arılarına nazaran daha tehlikelidir. Arı sokmasında yapılacak ilk
iş; arının iğnesini, ucu yakılmış bir iğne ile çıkarmaktır. Sonra
arının soktuğu yerin alt ve üstünden sıkıca boğulur. Üzerine soğuk su
dökülür.

Arpacık: Halk arasında it dirseği de denir.
Doktorların Hordoleum dedikleri hastalıktır. Göz kapağındaki herhangi
bir kılın dibinde; içi dolu bir şişlik meydana gelir. Acı ve zonklama
vardır. Arpacıkla, hiçbir şekilde oynamayın, onu sıkmayın! Beslenmenize
önem gösterin, üzüntülerinizi bırakıp biraz daha mutlu olmaya bakın.

Astım : Hasta, kriz geldiği zaman soluk almakta
zorluk çektiğini zanneder, gerçekte nefes vermekte zorluk vardır. Bunun
nedeni de, akciğerlerdeki küçük hava borularının daralmasıdır.
Buralardan geçen hava, ıslığa benzeyen bir ses çıkarır, ki buna hırıltı
denir. Astım, bir kaç grup nedenden kaynaklanır. Bunların başında da
bünye gelir. Yani, bazı kimselerde baş ağrısı ne kadar tabi bir şeyse,
diğerlerinde de astım o kadar doğaldır. Bazı kimseler, toz, kıl,
yumurta, süt, aspirin, çiçek tozu ve benzeri şeylere karşı
hassastırlar. Bu hassasiyet, astım krizleri şeklinde kendini gösterir.
Tedavi için, hastayı etkileyecek bu unsurların ortadan kaldırılması
yapılacak ilk iştir. Aşırı heyecan veya korku da astım krizine yol
açabilir. Bu gibi durumlarda hastayı sakinleştirmek yapılacak ilk
iştir. Bazı kimselerde de, Had Bronşit sonucu astım krizi görülebilir.
Kalp yetmezliği de astım krizine neden olabilir.

Astigmatlık: Göz yuvarlağı çaplarının düzensiz
olması sonucu ortaya çıkan bir çeşit göz bozukluğudur. Hasta; noktaları
bir çizgi halinde görür. Çoğunlukla doğuştandır. Miyopluk veya
hipermetroplukla beraber de görülebilir. Bazı astigmatlar, baş
ağrılarından da şikayet ederler. Tedavi için doktorun vereceği gözlüğü
kullanmak gerekir.

Aşırı aybaşı kanaması: Aybaşı görme arasındaki
süre normaldir. Fakat kanama çoktur ve normal süresinden fazla devam
eder. Nedenleri çeşitlidir: rahimde ur, rahim çarpıklığı, yorgunluk,
sinir bozukluğu, ateşli hastalıklar veya evlilik hayatındaki
uyuşmazlıklardan kaynaklanabilir.

Ateş: Vücut sıcaklığının yükselmesine ateş
denir. Vücut sıcaklığı bedenin her yerinde aynı değildir. Örneğin;
termometre ağıza konulduğunda görülen ısı, koltuk altına konulduğunda
gösterdiği ısıdan 0,5 derece daha düşüktür. Diğer taraftan, vücut ısısı
gün boyunca da 0,5 derece oynar. Sabahın erken saatlerinde ısı düşük,
akşam saatlerinde yüksektir. Vücut ısısı 36,2 - 37,5 arasında ise
normaldir. Ateşle birlikte; üşütme, titreme, baş ağrısı, bunalma,
huzursuzluk, vücut kırgınlığı, iştahsızlık, kabızlık, sayıklama, havale
veya koyu renkli idrar çıkarmada görülebilir. Ateşin nedeni, genellikle
soğuk algınlığı, grip, bademcik iltihabı, boğaz ağrısı, bronşit,
sinüzit, kulak iltihabı, bağırsak iltihabı veya böbrek hastalıklarından
biri olabilir. Bu nedenle tedaviden önce nedeni tespit etmek gerekir.

Ayak ağrıları: Çoğunlukla yorgunluk, bağ
yerlerinin burkulması, fazla kilo almak veya bazı hastalıklardan
kaynaklanabilir. Önemli bir hastalıktan kaynaklanmayan ağrılarda
yapılacak masaj ve dinlenme çok faydalı olur.

Ayak burkulması: Yürürken, koşarken veya
atlarken ayak kaslarının beklenmedik bir durumla karşılaşması sonucu
görülür. Burkulmadan hemen sonra ağrı, şişme ve morarma olabilir.

Ayak çıbanı: Ayak derisindeki ter bezleri ve
kıl keselerinin mikroplanması sonucu ortaya çıkar. Çıban yerinde, ilk
önce sert ve kırmızı bir kabartı belirir. Ağrı vardır. Sonra
iltihaplanır. Çıbanı sıkmamak gerekir.

Ayak şişmesi: Ayak şişmesi; uzun süre ayakta
durma, dolaşım sisteminin yetersiz olması, gebelik, uzun süre
hareketsiz kalma veya incinme, burkulma sonucu ortaya çıkar.

Ayak terlemesi: Ayakların normalden fazla
terlemesi genellikle ter bezlerinin aşırı derecede çalışmasından
kaynaklanır. Diğer taraftan, kalın çorap giymek, ateşli bir hastalık
veya normal vücut sıcaklığının düşmesi de ayak terlemesine neden
olabilir.

Aybaşı düzensizliği: Aybaşı kanaması normal
olarak 2-7 gün sürer. Normal olarak 28 günde bir görülen aybaşı
kanaması, bazı hallerde vaktinden önce veya sonra da görülebilir.
Nedeni; asabi krizler, hormon dengesizliği veya bünye zayıflığı
olabilir.

Aybaşı kanaması azlığı: Aybaşı kanının normal
miktarı; sağlam kadınlarda 7-77 gram arasında değişir. Çoğunda 27-75
gram arasındadır. Ortalama miktar 50 gram kabul edilir. Aybaşı kanının
yukarıda belirtilen miktarlardan az olması, çoğunlukla ruhsal durumla
veya kansızlıkla ilgilidir.

Aybaşı kanamasının gecikmesi: Normal olarak
zamanı geldiği halde aybaşı kanaması başlamazsa; gebelik, kansızlık,
tiroid veya karaciğer hastalıkları akla gelebilir. Ayrıca yorgunluk,
sinirlilik veya adetten kesilme de düşünülebilir.

Aybaşı kanamasının uzun sürmesi: Normal aybaşı
kanaması 2-7 gün devam eder. Bazı kimselerde bu süre uzar. O zaman
rahimde ur veya kist olduğundan, yumurtalıkların üşütülmüş olmasından,
sinir veya kalp hastalığından şüphe edilir. Tedaviye geçmeden önce esas
nedeni bulmak gerekir. Önemli bir durum yoksa aşağıdaki reçetelerden
arzu edilen uygulanır.

Aybaşı kanaması yokluğu: Genç bir kız buluğ
çağına geldiği halde, aybaşı görmeye başlamamışsa, aybaşı yokluğundan
söz edilir. Bu durum karaciğer hastalıklarından, kansızlıktan veya
tiroit bezi bozukluğundan kaynaklanabilir. Öncelikle nedeni bulmak
gerekir. Normal aybaşı gören kadının da; kansızlık, karaciğer
rahatsızlıkları, beslenme bozuklukları veya tiroid bezi hastalıkları
sonucu aybaşı kanamaları kesilebilir. Öte yandan aybaşı yokluğu,
gebeliğin veya menapozun işareti olabilir.


En son vgokhan tarafından Çarş. Ağus. 06, 2008 1:02 pm tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
vgokhan
vgokhan
SUPER MODERATÖR
SUPER MODERATÖR

Kadın
Mesaj Sayısı : 7173
Nerden : aquaticforum
Reputation : 94
Points : 7895
Kayıt tarihi : 23/01/08

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

HASTALIK REHBERİ Empty Geri: HASTALIK REHBERİ

Mesaj tarafından vgokhan Bir Çarş. Ağus. 06, 2008 12:44 pm

Bademcik iltihabı: Bademciklerin iltihaplanmasına tıp dilinde
tonsilit denir. Bademcikler şiş, kırmızı ve yeşilimtrak beyaz renkte
cerahatlı görünümdedir. Yutkunma sırasında ağrı yapar. Hastada
kırıklık, baş ağrısı ve vücut ağrıları vardır. Hastalık birdenbire
üşütme ve ateş ile başlar. Gereği gibi tedavi edilmezse orta kulak
iltihabı, böbrek iltihabı, romatizma ve kalp hastalıklarına neden
olabilir.


Bağırsak gazı: Bağırsaklarda hissedilen
şişkinlik, bağırsak gazından kaynaklanır. Nedeni, bağırsakları besleyen
bezlerin yeteri kadar çalışmaması, yemek yerken fazla hava yutma veya
sinir bozukluğudur.


Bağırsak iltihabı: Beslenme bozuklukları,
soğuk veya sıcak içecekler veya kullanılan bazı ilaçlar, hastalığın
nedenleri arasındadır. Tıp dilinde kolit denir. Tedavide rejim ve
istirahat esastır. Yenmemesi gerekenler: Lahana, karnıbahar, kabak,
domates, yağlı et suları, yağlı et ve balıklar, konserveler, av etleri,
pastırma, sucuk, salam, börek, taze ekmek, bütün baharatlar, alkol.
Yenilmesinde sakınca olmayanlar: un veya sebze çorbaları, yağsız ızgara
etler, yoğurt, patates püresi, pilav, beyaz peynir ve sebze yemekleri.


Bağırsak kanaması: Önemli bir hastalığın
işareti olabilir. Önce kanamanın nedenini tespit ettirmek gerekir. Kısa
sürede kesilmeyen kanamalarda mutlaka doktora başvurmak gerekir.


Bağırsak solucanları: Bağırsak solucanları,
insan vücudunda asalak olarak yaşarlar. Bunlara bağırsak kurtları da
denir. Genellikle 5 grupta toplanırlar.
- Yuvarlak kurtlar

- Kıl kurtları

- Kamçı kurtları

- Kancalı kurtlar

- Şerit



Balgam: Sümüksü, cerahatli veya kanlı görünüşte bir maddedir. Bronşitin işareti olabilir.



Basur: Son bağırsakta bulunan siyah kan
damarlarının genişleme, şişme ve kanamalarına; halk arasında basur, tıp
dilinde hemoroid denir. Başka bir hastalığın da belirtisi olabilir.
Kabızlık, hamilelik, şişmanlık, soğuk yerlerde fazla oturma, alkol
alışkanlığı ve son bağırsaklardaki bazı hastalıklar, basura neden olur.
Basurlar iç ve dış olmak üzere ikiye ayrılır. İç basur; makatın içinde
meydana gelen basurlara verilen isimdir. Dış basur; makatın dışında,
küçük, yuvarlak, eflatuni renkte tümörlerdir. Tedavide ilk şart,
kabızlığı gidermektir.


Baş ağrıları: Baş ağrıları çeşitli nedenlerden kaynaklanır. Bunlar; şöyle sıralanabilir.

- Aşırı yemekten sonra görülen veya açlıktan kaynaklanan baş ağrıları.

- Göz, kulak veya burun hastalıklarından kaynaklanan baş ağrıları

- Ateşli hastalıkların neden olduğu baş ağrıları

- Alkol kullanmanın neden olduğu baş ağrıları

- Kafa bölgesinde meydana gelen, kırık, ezik, çatlak veya sarsıntılardan kaynaklanan baş ağrıları

- Beyin urlarının neden olduğu baş ağrıları

- Kahve tiryakilerinde kahvesizlikten doğan baş ağrıları

- Kabızlık çekenlerde görülen baş ağrıları

- Saralılarda görülen baş ağrıları

- Çikolata, sarımsak, lahana, yeşil biber, kuru yemiş yedikten sonra görülen, alerjik baş ağrıları

- Menenjit hastalığının neden olduğu baş ağrıları

- Fazla miktarda şekerli yiyecek yemekten doğan baş ağrıları

- Diş hastalıklarının neden olduğu baş ağrıları

- Fazla çalışma ve ruhi çöküntülerin neden olduğu baş ağrıları

Baş ağrılarının gerçek nedenini bulabilmek için mutlaka doktora başvurulmalıdır.



Başdönmeleri: Hasta, kendisinin veya
etrafındaki eşyanın boşlukta döndüğünden şikayet eder. Tıp dilinde
vertigo denen baş dönmelerinin nedenleri çeşitlidir. Bunlardan
başlıcaları şunlardır:
- Kulak ağrısı

- Araç tutmaları

- Ani hava değişimi

- Bazı göz hastalıkları

- İlaç zehirlenmeleri

- Düşük veya yüksek tansiyon

- Damar sertliği ve bazı kalp hastalıkları

- Kansızlık ve kan hastalıkları

- Mikrobik hastalıklar

- Beyin hastalıkları

- Sara ve bazı ruh hastalıkları

Tedaviye başlanmadan önce hastalığın gerçek nedeninin tespit
edilmesi gerekir. Baş dönmelerine yapılacak ilk iş; hemen oturmak veya
öne eğilmek ve mümkünse hemen yatmaktır. Baş dönmesi sık sık oluyorsa
mutlaka bir doktora gitmek gerekir.


Bayılmalar: Geçici olarak uyanıklık halinin
kaybolmasına halk arasında bayılma tıp dilinde senkop denir. Bu durumda
beyin hücrelerine giden oksijen azalmıştır. Bayılmanın nedeni;
yorgunluk, uzun süre ayakta kalmak, ani heyecanlar, tansiyon
yüksekliği, gebelik, kansızlık, damar sertliği ve kalp hastalıklarıdır.
Bayılmadan önce baygınlık hissi gelir. Sonra yüz kül rengini alır.
Arkasından da terleme, çarpıntı, göz kararması ve baş dönmesi görülür.
Bu gibi durumlarda yapılacak ilk iş hastayı hemen yatırmak, elbise ve
çamaşırlarını gevşetmektir. Sonra yüzüne su serpilir ve amonyak
koklatılır.


Bel ağrısı: Esaslı bir hastalıktan
kaynaklanmayan bel ağrıları, çoğunlukla yorgunluk sonrası görülür.
Dinlenmekle geçer. Uzun süren bel ağrılarında mutlaka doktora görünmek
gerekir.


Bel gevşekliği : Cinsel ilişki sırasında,
meninin vaktinden önce boşalmasına verilen isimdir. Halk arasında erken
boşalma. Tıp dilinde ise ejakulasyon denir. Nedeni çoğunlukla
ruhsaldır. Tedaviye sinirleri dinlendirmek, açık havada dolaşmak, sabah
akşam ılık banyo yapmak ve hazmı kolay şeyler yemekle başlanır.


Belsoğukluğu : Tıp dilinde gonore denilen bir
çeşit zührevi hastalıktır. Cinsi münasebetle bulaşır. İdrar yollarında
acıma, yanma, şişlik ve akıntı ile belirir. Akıntı cerahatlıdır. Bu
cerehat ellere bulaşacak ve eller de gözlere sürülecek olursa, körlüğe
neden olabilir. Kadınlarda da, beyazımtırak cerahatlı akıntı, sık sık
idrara gitme, idrar yaparken ağrı ve yanma ile kendini gösterir. Üreme
organlarında akıntı görüldüğünde, mutlaka tedavi edilmesi gerekir. Aksi
halde kendisinde bel soğukluğu görülen, bu hastalığı cinsel ilişkide
bulunduğu herkese bulaştırır.


Boğaz ağrısı : Havasızlıktan, toz, sigara içmek, burun tıkanıklığı, dişeti iltihabı gibi nedenlerden kaynaklanır.



Boğaz iltihabı : Tıp dilinde farenjit veya
anjin adı verilen bu hastalığın nedenleri; nezle ve grip gibi ateşli
hastalıklarla, havadaki zararlı maddeler, sinüzit, alkol veya
sigaradır. Yapılacak ilk iş; istirahat etmektir. Mümkün olduğu kadar az
konuşmak da yararlıdır.


Boğmaca : Bulaşıcı bir hastalıktır. Tıptaki
adı Pertussis'dir. Çoğunlukla 1 ila 4 yaşları arasındaki çocuklarda çok
görülür. Ortalama olarak 4-6 hafta devam eder. Hastanın burnu akar,
nöbet halinde gelen öksürük görülür. Bazen kusmaya neden olur. Tedavi
için kesin yatak istirahati şarttır. Hastaya sık sık fakat az miktarda
yumuşak yiyecekler verilmelidir.


Boyun tutulması : Soğuk almaktan, boynun çarpık durumda bir süre kalmasından veya nezleden kaynaklanır.



Böbrek ağrısı : Böbrek ağrısının nedenleri
çeşitlidir. Bunlar arasında: böbrek taşı, böbreklerden idrar akışının
tıkanıklık nedeniyle düzensizliği, böbrek uru, böbreklerden çıkan
zehirli atıkları mesaneye taşıyan borularda taş, ur veya kan pıhtısı,
böbrek apsesi olabilir. Ağrılar sırasında terleme ve kusma da
görülebilir.


Böbrek iltihabı : Böbreklerin iç kısımlarının iltihaplanmasıdır. Tıp dilinde piyelonefrit adı verilir. İki çeşiti vardır:

- Akut Böbrek İltihabı : Ani olarak ortaya çıkan, titreme, kaburga
altlarında ve yanlarında başlayıp, kasıklara kadar yayılan bir ağrı ile
kendini gösterir. Sık sık idrara gitmek ihtiyacı duyulur. İdrar
çıkarken de yanma ve ağrı hissedilir. İlk önlem olarak belin iki yanına
sıcak su torbası konur. Bol su, limonata ve açık çay içilir.

- Kronik Böbrek İltihabı : Akut böbrek iltihabının gereği
gibi tedavi edilmemiş olması, kronik böbrek iltihabının başlıca
nedenidir. Hastada iştahsızlık, ateş, halsizlik, baş ağrısı, ağrılı
idrar etme ve bel ağrıları görülür. Yapılacak ilk iş, bol bol meyva
suları içmek ve aşağıdaki reçetelerden birini uygulamaktır. Ayrıca tuz
ve hayvani gıdalar azaltılmalıdır.


Böbrek kumu : Yeterince su içilmemesi, A
vitamini eksikliği, böbrek üstü bezlerinin fazla çalışması ve bazı
böbrek hastalıkları, böbreklerde kum birikmesine neden olur.


Böbrek taşı : İdrarda bulunan oksalat
billurlarının meydana getirdiği böbrek taşları, kum tanesi kadar
olabildiği gibi pinpon topu büyüklüğünde de olabilir. Ufak taşlar
böbrekten kolaylıkla çıkabilr. Büyükler ise böbreklerden mesaneye
giderken şiddetli ağrılara neden olur Göğsün yukarı ve ön kısmında,
kaburgaların altında, ani ve kıvrandırıcı ağrı hissedilir. Terleme ve
kusma da görülebilir. İdrarın rengi bulanık ve bazen kanlıdır.


Böcek sokması : Böceğin ısırdığı yerde
şiddetli kaşıntı, kızarıklık ve şişlik görülür. Böceğin zehirli
olabileceğini düşünerek aşağıda tarif edilen işlem yapılır. Vakit
kaybetmeden böceğin soktuğu yerin alt ve üstünden sıkıca bağlanır.
Sonra böceğin soktuğu yer iki parmak arasına alınıp, sıkılır ve zehirli
kanın akması sağlanır.


Bronşit : Akciğerlere giden havayollarının iç yüzündeki zarın iltihaplanmasıdır. Akut ve kronik olarak iki gruba ayrılır.

- Akut Bronşit : Genellikle grip, kızamık, boğmaca veya tifo gibi
hastalıklar sırasında görülür. Sisli ve soğuk havalarda çok rahatsız
olurlar. Hastalığın başlangıcında kuru ve ağrılı öksürük, az yapışkan
balgam, sonraları sümüksü cerahatli balgam ile hafif ateş ve halsizlik
görülür. Mutlaka tedavi edilmesi gerekir.
- Kronik Bronşit : Bu çeşit bronşitte; havayollarını yağlayan
bezler büyümüş, iç yüzlerinde bulunan tüyler görevini yapamaz olmuştur.
Mutlaka tedavi edilmesi gerekir.
Her iki bronşitte de yapılacak ilk iş sigarayı bırakıp istirahat etmektir.



Burkulmalar : El ve ayak bilekleri herhangi bir
kaza sonucu burkulabilir. Bu gibi durumlarda, bilekte ağrı ve şişme
görülür. Yapılacak ilk iş, burkulan yeri rahat bir duruma sokmaktır.


Burun ahtapotu : Burunda et büyümesinden
kaynaklanan bu hastalığa tıp dilinde adenoid ve polip denir. Hastanın
burnundan soluması güçleşir. Daha çok ağzından nefes alıp verir.


Burun akıntısı : Burun akıntısının nedeni;
nezle, saman nezlesi, sinüzit, müzmin nezle, alerjik burun iltihabı
veya burna herhangi birşey kaçmış olmasıdır. Ayrıca kızamık
başlangıcında da görülür.


Burun kanaması : Çeşitli nedenlerden
kaynaklanan burun kanamalarına tıp dilinde epistaksis denir. Genç
erkeklerde genellikle ergenlik dönemlerinde, genç kızlarda ise,
çoğunlukla aybaşı kanamaları sırasında görülür. Bir de; yüksek
tansiyonun neden olduğu burun kanamaları vardır. Gençlerde görülen ve
önemli olmayan burun kanamaları çok kolay durdurulur ve korkulacak bir
şey yoktur. Tansiyon yüksekliğinden kaynaklanan ve genellikle orta
yaşlarda görülen burun kanamalarını durdurmak ise biraz zordur.
Yapılacak ilk iş hastayı hemen oturtmak, başını öne doğru hafifçe eğip,
burnunun kanayan deliğini on dakika kadar bastırmak, bu sırada ağızdan
nefes almasını ve yutkunmasını söylemektir.


Burun tıkanıklığı : Saman nezlesi ve sinüzitte görüldüğü gibi, başka bir hastalığın da belirtisi olabilir.
vgokhan
vgokhan
SUPER MODERATÖR
SUPER MODERATÖR

Kadın
Mesaj Sayısı : 7173
Nerden : aquaticforum
Reputation : 94
Points : 7895
Kayıt tarihi : 23/01/08

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

HASTALIK REHBERİ Empty Geri: HASTALIK REHBERİ

Mesaj tarafından vgokhan Bir Çarş. Ağus. 06, 2008 12:45 pm

Cinsel soğukluk : Tam manasıyla tatmin olamayan kadının cinsel
ilişkiye gereği gibi cevap vermemesine; tıp dilinde firijidite denir.
Nedeni daha çok ruhsaldır.


Çarpıntı : Tıp dilinde palpitasyon denilen
çarpıntının nedenleri çeşitlidir. Bir kalp hastalığı söz konusu
değilse; fazla sigara içmek, alkol, yorgunluk, sinirlenmek, kansızlık,
hazımsızlık, çay, kahve veya zehirlenmelerden kaynaklanabilir.


Çıbanlar : Derideki kıl keseleri veya
bezlerinin hastalanması sonucu ortaya çıkan sızıntılı, ıslak
kabarcıklara çıban denir. Katiyetle sıkılmamaları gerekir.


Çıkıklar : Kemiklerden herhangi birinin oynak
yerinden kısmen veya tamamen ayrılmasına çıkık denir. Bu durumda
yapılacak ilk iş doktora gitmektir.


Çiçek hastalığı : Tıp dilinde variola denilen
bulaşıcı bir hastalıktır. Hastalık şiddetli titreme ve 41 derece ateşle
ortaya çıkar. Hastalık mikrobunun vücuda girmesiyle ortaya çıkması
arasında geçen süre 10-14 gündür. Hasta istirahat ettirilir , başkaları
ile görüşmesi yasaklanır. Doktorun tavsiyelerine uyulur. Bol su ve
şerbet içirilir.


Çiller : Çoğunlukla beyaz tenli, kırmızı
saçlı kimselerde görülen çiller, yüze serpilmiş ufak lekeler
halindedir. Nedeni; cildin güneşe karşı gösterdiği tepkidir.
Olgunlaşmış çillerin yok edilmesi mümkün değildir. Ancak koruyucu
önlemler alınır. Yüzünde çil olanların güneşte fazla durmamaları ve
yüzlerini sık sık yıkmaları tavsiye edilir.


Çocuk felci : Omuriliğin ön kordonlarının
iltihaplanması sonucu felçle neticelenen bir hastalıktır. Tıp dilinde
poliomelitis denir. Bilhassa yaz ve sonbahar aylarında görülür. Nedeni
bir çeşit virüstür. Lağım sularının yiyeceklere bulaşması, sineklerin
taşıdığı mikroplar, hastalığa yakalanmış kişinin ağız ve burnundan
çıkan damlacıklarla bulaşır. Çocuk felcine küçükler yakalanabileceği
gibi büyükler de yakalanabilir. Hastalık mikrop kapıldıktan 7-21 gün
içinde ortaya çıkar. Hastada ateş, baş ağrısı, boğaz ağrısı, kusma,
yorgunluk, boyunda kasılma, ve sırt ağrıları vardır. Hastalığın ilk
günlerinde gerekli tedaviye başlanmazsa, özellikle kol ve bacaklarda
felç görülür. Hastalığın başlangıcında hastayı diğer kimselerden
ayırmak ve yatırmak gerekir. Çocuk felcinden korunmak için Salk aşısı
veya Sabin aşısı yaptırmak gerekir. Bu aşının ilki çocuk 6 aylık
olmadan önce, ikincisi ilk aşıdan 2 ay sonra, üçüncüsü, ikinci aşıdan 6
ay sonra yapılır. 5 ve 15 yaşlarında da tekrarlanır. Tedavi için
mutlaka doktora başvurm k gerekir.


Çocuklarda gelişme bozuklukları : Çocuklarda
görülen gelişme bozukluklarının çoğu kötü beslenmeden kaynaklanır.
Bunun yanı sıra; geçirilen bir hastalıktan kaynaklanan veya irsi olarak
da gelişme bozukluğu görülebilir. Nedeni test etmek için doktora
başvurmak gerekir.


Çok uyumak :


1 ila 4 yaşları arasındaki çocukların; geceleri 13, öğleden sonra
da 2 saat olmak üzere, günde 15 saat uyumaları, sıhhatli büyümelerini
sağlar.
5 ile 7 yaşları arasındaki çocuklara ise, geceleri 11-13 saat uyku yeterlidir.

8-14 yaşları arasında 9-11 saat; 15 yaşından sonra da 8 saat uyku yeterli gelir.

20 yaşını geçenlere 6-8 saat gece uykusu yeterlidir.



Çürükler : Cilt yırtılmadan altındaki bir
kılcal damarda görülen kanama halk arasında çürük denir. Tıp dilinde
ise ekimoz denir. Bu gibi durumlarda yapılacak ilk iş, çürüğün üzerine
soğuk su ile kompres yapmaktır.
vgokhan
vgokhan
SUPER MODERATÖR
SUPER MODERATÖR

Kadın
Mesaj Sayısı : 7173
Nerden : aquaticforum
Reputation : 94
Points : 7895
Kayıt tarihi : 23/01/08

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

HASTALIK REHBERİ Empty Geri: HASTALIK REHBERİ

Mesaj tarafından vgokhan Bir Çarş. Ağus. 06, 2008 12:45 pm

Cinsel soğukluk : Tam manasıyla tatmin olamayan kadının cinsel
ilişkiye gereği gibi cevap vermemesine; tıp dilinde firijidite denir.
Nedeni daha çok ruhsaldır.


Çarpıntı : Tıp dilinde palpitasyon denilen
çarpıntının nedenleri çeşitlidir. Bir kalp hastalığı söz konusu
değilse; fazla sigara içmek, alkol, yorgunluk, sinirlenmek, kansızlık,
hazımsızlık, çay, kahve veya zehirlenmelerden kaynaklanabilir.


Çıbanlar : Derideki kıl keseleri veya
bezlerinin hastalanması sonucu ortaya çıkan sızıntılı, ıslak
kabarcıklara çıban denir. Katiyetle sıkılmamaları gerekir.


Çıkıklar : Kemiklerden herhangi birinin oynak
yerinden kısmen veya tamamen ayrılmasına çıkık denir. Bu durumda
yapılacak ilk iş doktora gitmektir.


Çiçek hastalığı : Tıp dilinde variola denilen
bulaşıcı bir hastalıktır. Hastalık şiddetli titreme ve 41 derece ateşle
ortaya çıkar. Hastalık mikrobunun vücuda girmesiyle ortaya çıkması
arasında geçen süre 10-14 gündür. Hasta istirahat ettirilir , başkaları
ile görüşmesi yasaklanır. Doktorun tavsiyelerine uyulur. Bol su ve
şerbet içirilir.


Çiller : Çoğunlukla beyaz tenli, kırmızı
saçlı kimselerde görülen çiller, yüze serpilmiş ufak lekeler
halindedir. Nedeni; cildin güneşe karşı gösterdiği tepkidir.
Olgunlaşmış çillerin yok edilmesi mümkün değildir. Ancak koruyucu
önlemler alınır. Yüzünde çil olanların güneşte fazla durmamaları ve
yüzlerini sık sık yıkmaları tavsiye edilir.


Çocuk felci : Omuriliğin ön kordonlarının
iltihaplanması sonucu felçle neticelenen bir hastalıktır. Tıp dilinde
poliomelitis denir. Bilhassa yaz ve sonbahar aylarında görülür. Nedeni
bir çeşit virüstür. Lağım sularının yiyeceklere bulaşması, sineklerin
taşıdığı mikroplar, hastalığa yakalanmış kişinin ağız ve burnundan
çıkan damlacıklarla bulaşır. Çocuk felcine küçükler yakalanabileceği
gibi büyükler de yakalanabilir. Hastalık mikrop kapıldıktan 7-21 gün
içinde ortaya çıkar. Hastada ateş, baş ağrısı, boğaz ağrısı, kusma,
yorgunluk, boyunda kasılma, ve sırt ağrıları vardır. Hastalığın ilk
günlerinde gerekli tedaviye başlanmazsa, özellikle kol ve bacaklarda
felç görülür. Hastalığın başlangıcında hastayı diğer kimselerden
ayırmak ve yatırmak gerekir. Çocuk felcinden korunmak için Salk aşısı
veya Sabin aşısı yaptırmak gerekir. Bu aşının ilki çocuk 6 aylık
olmadan önce, ikincisi ilk aşıdan 2 ay sonra, üçüncüsü, ikinci aşıdan 6
ay sonra yapılır. 5 ve 15 yaşlarında da tekrarlanır. Tedavi için
mutlaka doktora başvurm k gerekir.


Çocuklarda gelişme bozuklukları : Çocuklarda
görülen gelişme bozukluklarının çoğu kötü beslenmeden kaynaklanır.
Bunun yanı sıra; geçirilen bir hastalıktan kaynaklanan veya irsi olarak
da gelişme bozukluğu görülebilir. Nedeni test etmek için doktora
başvurmak gerekir.


Çok uyumak :


1 ila 4 yaşları arasındaki çocukların; geceleri 13, öğleden sonra
da 2 saat olmak üzere, günde 15 saat uyumaları, sıhhatli büyümelerini
sağlar.
5 ile 7 yaşları arasındaki çocuklara ise, geceleri 11-13 saat uyku yeterlidir.

8-14 yaşları arasında 9-11 saat; 15 yaşından sonra da 8 saat uyku yeterli gelir.

20 yaşını geçenlere 6-8 saat gece uykusu yeterlidir.



Çürükler : Cilt yırtılmadan altındaki bir
kılcal damarda görülen kanama halk arasında çürük denir. Tıp dilinde
ise ekimoz denir. Bu gibi durumlarda yapılacak ilk iş, çürüğün üzerine
soğuk su ile kompres yapmaktır.
vgokhan
vgokhan
SUPER MODERATÖR
SUPER MODERATÖR

Kadın
Mesaj Sayısı : 7173
Nerden : aquaticforum
Reputation : 94
Points : 7895
Kayıt tarihi : 23/01/08

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

HASTALIK REHBERİ Empty Geri: HASTALIK REHBERİ

Mesaj tarafından vgokhan Bir Çarş. Ağus. 06, 2008 12:46 pm

Dalak hastalıkları : Karın boşluğunun solunda, midenin arka
tarafında bulunan dalak; eskimiş kırmızı kan hücrelerini yok eder,
gerektiği zaman da yeni kırmızı kan hücreleri imal eder. Sıtma ve tifo
gibi bulaşıcı hastalıklar veya kansızlık sonucu dalak hastalanabilir.

Damar sertliği : Vücuttaki kan damarlarının bir
kısmının veya tamamının sertleşmesi sonucu, esnekliklerini
keybetmesine; halk arasında damar kireçlenmesi tıp dilinde ise Arterio
Skleroz veya Atheremo denir. Nedeni, kan damarlarının iç kısımlardaki
hücrelerin esnekliğini kaybedip, zayıflaması veya kandaki yağlı
maddelerin birikinti yaparak, damarı darlaştırmasıdır. Belirtileri baş
dönmesi, baş ağrısı, titreme, yürürken sendeleme, düşünme ve öğrenme
gücünde zayıflama, sinirlilik veya damarın sertleştiği bölgelerde
ağrılar görülür. İlk belirtiler görüldüğünde önlem alınacak olursa,
korkulacak bir şey yoktur. Hastanın neşe ve cesaretini kaybetmemesi ve
doktorun tavsiyelerini yerine getirmesi iyileşmede atılacak ilk önemli
adımdır. Damar sertliği teşhisi konan kimse, perhiz yapmalı, alkol ve
sigara gibi keyif verici maddeleri bırakmalı, yumurta, tereyağı ve
benzeri yiyecekleri terk etmeli, tuzu da azaltmalıdır. Ayak
damarlarında meydana gelebilecek herhangi bir hastalığı önlemek için de
dar ayakkabı giymekten kaçınmalıdır.

Deri iltihabı : Çoğunlukla kullanılan sabun,
deterjan, boyalar ve bazı bitkilerin neden olduğu bu hastalığa tıp
dilinde Dermatit denir. Tedaviye deride iltihaplanmaya sebep olan şeyi
belirleyip, onu terk etmekle başlanır.

Deri kanseri : Deri üzerinde ufak bir şişlik
veya bir türlü iyileşmeyen bir yara şeklinde başlayabilen bir çeşit
kanserdir. Şişlik, başlangıçta ufak bir yumru şeklindedir. Bir süre
sonra aynı yer açılır ve yara haline dönüşür, sonra kabuk bağlar. Bu
gibi durumlarda telaşlanmamak; ancak acele etmek gerekir. Erken tedavi
edildiği takdirde iyileşir.

Deri kuruluğu : Tıp dilinde iktiyoz denen bu
hastalıkta deri, kuru, pul pul ve bazen de çatlak görünümdedir. Merak
edilecek bir durum yoktur. Sık sık sıcak banyo yapmak şikayetlerin
çoğunu geçirir.

Deri lekeleri : Deride görülen esmer lekelere
"Karaciğer lekeleri", beyaz lekelere de "Vitligo" adı verilir. Bunlar
merhem veya kremlerle gizlenebilir.

Dil büyümesi : Kısa süreli dil büyümelerinde aşağıdaki reçeteler kullanılır. 2-3 günde geçmeyen dil büyümesinde, doktora başvurmak gerekir.


Dil felci : Sinir sistemindeki bir bozukluktan dolayı, dil gücünün kaybolmasıdır. Doktor tarafından tedavi edilmesi gerekir.


Dil iltihabı : Tıp dilinde Glossit denilen bu
iltihaplanmanın nedeni, çürük dişler, dişeti iltihabı, sigara, çok
sıcak veya çok soğuk şeyler yemeyi alışkanlık haline getirmiş olmaktır.
İhmal etmemek gerekir. Çünkü dil kanseri veye dil ülseri belirtisi de
olabilir. Mutlaka doktora başvurmak gerekir. Yapılacak ilk iş, sigarayı
bırakmak, çürük dişleri tedavi ettirmek, ve kötü alışkanlıkları terk
etmektir.

Dil ülseri : Dilde görülen; etrafı kırmızı, içi
su dolu küçük kabarcıklar, dil ülserinin belirtisi olabilir. Derin ve
sert kenarlı dil yaralarında, mutlaka doktora başvurmak gerekir. Diğer
dil yaraları, hazımsızlık veya gripten kaynaklanabilir.

Diş ağrısı : Diş ağrısı; dişin çürümesi, minesinin aşınması, dişetlerinin iltihaplanması veya bunlara benzer nedenlerden kaynaklanır.


Dizanteri : Bulaşıcı ve salgın bir hastalıktır.
Hastada, ishal görülür. Dışkısı kanlı ve sümüklüdür. İştahsızlık karın
ağrısı ve ateş de vardır Su veya besinlerle bulaşır. İki çeşit
dizanteri vardır.
- Amipli Dizanteri : Vücuda mikrop girmesinden 10-21 gün sonra
hastalık belirtileri ortaya çıkar. Hastada kanlı ishal, ateş, karın
krampları, kilo kaybı, ve halsizlik görülür.
- Basilli Dizanteri : Mikrobun vücuda girmesinden 2-7 gün sonra
belirtileri ortaya çıkar. Hastalığın salgın halini almasında kara
sinekler başrolü oynar. Hastada; kanlı ve balgam kıvamında ishal, karın
ağrısı, halsizlik ve ateş görülür.
Yapılacak ilk iş; hastayı, sağlamlardan ayırmaktır.


Doğum sancıları : Doğum sancıları; doğumun
habercisidir. Başlangıçta 20 dakikada bir gelen doğum sancıları, daha
sonra sıklaşır ve her seferinde döl yatağı kasılıp, sertleşir. Sancılar
sırasında kanama görülmezse korkulacak bir şey yoktur.

Dolama : Şeytan tırnağı veya parmağa iğne ya da
kıymık batması sonucu, tırnak dibinde meydana gelen iltihaplanmaya;
halk arasında dolama, tıp dilinde paronychia denir. Başlangıçta kırmızı
bir benek halindeyken daha sonra içi dolu sivilceye dönüşür. Dolama,
kan zehirlenmesine neden olabilir. Bu nedenle ihmal edilmeden doktora
başvurmak gerekir. Alkol pansumanı veya sıcak su kompresi çok
faydalıdır.

Donmalar : Üşümenin en ağır şekline donma
denir. Donan kişiyi birdenbire ısıtmamak gerekir. Böyle durumlarda
yapılacak ilk iş; vücuda bir battaniye sarıp, ılık bir yere taşımak;
orada başı hafif geriye doğru olmak üzere sırtüstü yatırmak, kol ve
bacaklarını soğuk su ile iyice ovmaktır. Limonsuyu ile masaj
yapılabilir.

Dölyolu akıntısı : Halk arasında beyaz akıntı;
tıp dilinde ise; Gleet denilir. Arasıra görülen beyaz akıntı pek önemli
değildir. Çünkü üşütmek, ruhi bunalım, uzun süren bir hastalık veya
yüksekçe bir yerden düşmekten kaynaklanabilir. İç çamaşırında krem
rengi beyazlıkta bir leke görülür. Kuruduğu zaman kahverengiye çalan
sarı bir renk alır. Önce beyaz akıntının nedenini bulmak gerekir.

Dudak çatlaması : Dudaklar, güneş veya soğuk havanın tesiriyle çatlayabilir. Endişe edilecek bir durum yoktur.
vgokhan
vgokhan
SUPER MODERATÖR
SUPER MODERATÖR

Kadın
Mesaj Sayısı : 7173
Nerden : aquaticforum
Reputation : 94
Points : 7895
Kayıt tarihi : 23/01/08

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

HASTALIK REHBERİ Empty Geri: HASTALIK REHBERİ

Mesaj tarafından vgokhan Bir Çarş. Ağus. 06, 2008 12:47 pm

Egzama : Mayasıl diye bilinen egzama, derinin sulanması
ile meydana gelen bir iltihaptır. Tıp dilinde; Erythema
pernio denir. Kaşıntı ve kızartı ile ortaya çıkar. nedeni;
ruhsal olabileceği gibi alerjik tepkiler veya deriyi tahriş
eden maddeler de olabilir. Bazı kimselerde de ırsidir.
Vücudun hemen hemen her yerinde görülebilir ve bulundukları
yere göre isimlendirilirler. Tedavinin ilk prensibi;
üzülmemek ve egzamalı yerleri kaşımamaktır. Ayrıca, su ve
sabunlu sudan olduğu kadar uzak kalmak da gerekir. Su yerine
permanganatlı su ve rivanollu su kullanılır. Perhiz yapılır.
Acılı, baharatlı ve yağlı yenmez.

Ekstrasistol : Kalbin normal atışlarına, fazladan
atış eklenmesine Ekstrasistol bir başka deyişle fazladan
atış denir. Kalbin bir atışı, vaktinden önce olur. Sonra,
bir süre atış olmaz. Bu atışlar, tek tek veya arka arkaya
meydana gelir. Kalp hastalıklarında görüldüğü gibi; fazla
sigara, içki içmek; heyecanlanmak ve hazmı güç yemeklerden
sonra da görülebilir.

El ve ayak titremeleri : Hafif el ve ayak
titremeleri; daha ziyade nevroz, isteri ve nevrastenide
görülür.

Enfarktüs : Kalbi besleyen büyük damarlardan birinin
aniden tıkanması sonucu ortaya çıkan bir durumdur. Enfarktüs
krizi geçiren hasta; kalp bölgesinde ani bir ağrı hisseder.
Bütün benliğini ölüm korkusu sarar. Nefes almakta zorluk
çeker. Yapılacak ilk iş, hastanın 45 derece bir meyille
oturmasını sağlamaktır. Sonra; vakit geçirmeden doktor
çağrılır. Enfarktüs krizini atlattıktan sonra kesin
istirahat ve doktorun dediklerine uymak şarttır.

Ergenlik sivilceleri : Ergenlik yaşındakilerin yüz,
omuz, sırt ve karınlarında görülürler. Siyah noktalar, beyaz
benekler, kırmızı veya mor lekeler halindedirler. İçleri
cerahat dolu bu sivilcelere; akne de denir. nedeni; yağ
bezlerinin tıkanmış olmasıdır. Ergenlik sivilceleri
kendiliğinden kaybolur. Sıkmamak, oynamamak gerekir.
Tedavinin ilk şartı sabırdır. Yüzü günde 3-4 kere kükürtlü
sabunla yıkamakta fayda vardır. Bu arada baharatlı
yiyecekleri ve çikolatayı terketmek gerekir.

Ezikler : Eziklerde yapılacak ilk iş; eziğin üzerine
buz koymak veya soğuk su ile kompres yapmaktır. Ayrıca;
dışarı kan çıkmışsa, önce oksijenli su ile temizlenir.
Aşağıdaki reçetelerden de faydalanılır.
vgokhan
vgokhan
SUPER MODERATÖR
SUPER MODERATÖR

Kadın
Mesaj Sayısı : 7173
Nerden : aquaticforum
Reputation : 94
Points : 7895
Kayıt tarihi : 23/01/08

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

HASTALIK REHBERİ Empty Geri: HASTALIK REHBERİ

Mesaj tarafından vgokhan Bir Çarş. Ağus. 06, 2008 12:47 pm

Fazla terlemek : Haddinden fazla terlemek; sinir
bozukluğu, fazla sıcak, tiroid bezinin çalışmasında görülen
bozukluk, tüberküloz, raşitizm veya iskorbütten kaynaklanır.
Ergenlik yaşlarında da fazla terleme görülür. Bu nedenle
terlemenin asıl nedenini bulmak gerekir.

Felç : Sinir sisteminde meydana gelen bir bozukluktan
dolayı, kas gücünün kaybolmasına felç, nüzül veya inme
denir. Tıp dilinde ise paralizi veya serebral tromboz denir.
Hafif ve ağır olmak üzere iki şekli vardır. Tedavinin ilk ve
önemli şartı hastanın neşesini kaybetmemesi ve en kısa
zamanda iyileşeceğine inanmasıdır.

Ferç kaşıntısı : Kadınların üreme organlarının dış
kısmının kaşınması; döl yolundan gelen akıntıdan
kaynaklanabilir. Ayrıca, böyle bir neden olmadığı halde
kullanılan sabun ve iç çamaşırın cinsi de kaşıntıya neden
olabilir. İç çamaşırı veya kullanılan sabundan kaynaklanan
ferç kaşıntılarında; bunları kullanmamakla şikayet ortadan
kalkar.

Fıtık : Vücudun herhangi bir organının; genellikle
bağırsağın, kaslar arasındaki zayıf bir noktadan dışarı
çıkmasına fıtık denir. Fıtık olan yerde, şişlik görülür.
Öksürünce veya ıkınınca büyür. Ağır işler yapmaktan,
öksürmekten ve ıkınmaktan, hoplayıp zıplamaktan kaçınmak
gerekir. Ameliyat olunmayacaksa, fıtıkbağı kullanmak
faydalıdır.

Fil hastalığı : Özellikle bacakların şişip,
genişlemesi şeklinde ortaya çıkan bu hastalığa halk arasında
gelincik, tıp dilinde elefantiasis denir. Nedeni lenf
kanamalarının iltihaplanıp, şişmesidir.

Fistül : Çoğunlukla anüs yakınında meydana gelen, içi
cerahat dolu, ufak, kırmızı ve akıntılı bir şişliktir.
Etrafında ağrı vardır. Tedavi edilmedikçe geçmez.

Frengi : Zührevi bir hastalıktır. Bulaşıcıdır. Tıp
dilinde sifilis denir. Frengili kadının doğurduğu çocuğa,
doğuştan geçmesi şekli istisna edilirse; hemen hemen her
zaman cinsel ilişkiyle geçer. Mikrop vücuda girdikten 3
hafta sonra belirtilerini göstermeye başlar. Mikrobun vücuda
girdiği yerde, yani erkeklerde peniste, kadınlarda vajinada
Şankr adı verilen bir yara meydana gelir. Bu yara dudakta,
meme ucunda, makatta veya parmaklarda da görülebilir.
Zamanla akıntılı bir yara haline gelip; çevresi kızarır ve
sertleşir. Mikrobun vücuda girmesinden 6-12 hafta sonra
hastada; baş ağrıları, ateş, boğaz ağrısı, deri döküntüleri
ve iştahsızlık, görülmeye başlar. 6 ay sonra ise, mikrop
vücudun belli başlı organlarına oturur. Tedaviye en kısa
zamanda başlanması gerekir.
vgokhan
vgokhan
SUPER MODERATÖR
SUPER MODERATÖR

Kadın
Mesaj Sayısı : 7173
Nerden : aquaticforum
Reputation : 94
Points : 7895
Kayıt tarihi : 23/01/08

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

HASTALIK REHBERİ Empty Geri: HASTALIK REHBERİ

Mesaj tarafından vgokhan Bir Çarş. Ağus. 06, 2008 12:48 pm

Gastrit : Midenin iç yüzündeki zarın iltihaplanması
sonucu ortaya çıkan bir hastalıktır. Mide iltihabı veya mide
nezlesi de denir. Hazırlayıcı nedenler : Ağır yemekler,
fazla kuru veya sert yiyecekler, hamur işleri, tatlılar, acı
ve baharatlı yiyecekler, alkol, fazla miktarda çay, kahve
veya sigara içmek, yemek saatlerinin düzensiz olması, çabuk
çabuk ve çiğnemeden yemek, fazla ilaç kullanmak, ateşli
hastalıklar, karaciğer veya safra kesesi hastalıkları, kalp
hastalıkları veya romatizmadır. Tedaviye başlamadan önce
hastalığın nedenini tespit etmek gerekir. Belirtileri : Mide
ağrısı, bulantı veya kusma, baş ağrısı, iştahsızlık, aniden
çıkan ateş, baş dönmesi, dilde beyaz pas, yorgunluk görülür.
Midenin üzerine bastırlınca da ağrı hissedilir. Bu
belirtiler özellikle ilk bahar ve son bahar aylarında artar.
Tedavisi : Perhiz ve istirahat şarttır. Hastalığı doğuran
nedenler ortadan kaldırılır. Hafif yiyecekler yenir. Aspirin
gibi ilçlar kullanılmaz. Yemekler, yavaş yavaş ve çok
çiğnenerek yenir.

Gazlar : Midede veya bağırsaklarda gaz birikebilir.
Nedeni; hava yutmak veya mide hastalıklarıdır.

Gece körlüğü : Beslenmedeki A vitamini eksikliğinin
neden olduğu bir hastalıktır. Hasta; alacakaranlıkta gereği
gibi göremez.

Geğirmek : Çoğunlukla sinirli kimselerde görülür.
Bunlar yemeklerde haddinden fazla hava yutarlar. Ayrıca
geğirme mide veya safra kesesi hastalıklarının bir belirtisi
olabilir. Bu nedenle esas nedeni tespit etmek gerekir.

Gevşek penis : Erkeklik organının sertleşmemesi,
sağlık durumunun bozukluğundan kaynaklanır. En önemli neden
sinir bozukluğudur. Kendine güvenememe, yorgunluk, içki,
şeker hastalığı, uyuşturucu madde alışkanlığı da diğer
nedenler arasında sayılabilir. Tedavinin ilk şartı; kötü
alışkanlıkları bırakmak, kendine güvenmek, temiz havada
dolaşmak ve yeterince gıda almaktır.

Gıda zehirlenmeleri : Gıda zehirlenmeleri; çoğunlukla
bayatlamış ve bozuk yiyecekler veya bayat balık yedikten
sonra görülür. Belirtileri : Hasta solumakta, yutkunmakta
güçlük çeker. Kaslarında ağrı ve kramplar vardır. Baş
dönmesi, halsizlik, mide ağrısı ve bulanık gördüğünden
şikayet eder. Bazı hastalarda kabızlık, bazılarında da ishal
görülür. Yapılacak ilk iş, hastayı kusturmaktır. Gerekiyorsa
sunni solunum da yapılır. Vakit kaybetmeden hastaneye
götürülür.

Göğüste su toplaması : Tıp dilinde sulu zatülcemp
denilen hastalıktır. Akciğerlerin etrafını saran zarın
iltihaplanması sonucu meydana gelir. Zarın iki yaprağı
arasına su toplanmıştır. Nedeni; şiddetli soğuk algınlığı,
bronşit, böbrek hastalıkları veya kulak iltihaplarıdır.
Göğsün yan taraflarında şiddetli ağrı hissedilir. Bunlara
bastırıldığı zaman ağrı şiddetlenir. Nefes darlığı vardır.
Yatak istirahati ve doktor tedavisi şarttır.

Göz ağrısı : Göz ağrısının nedenleri çeşitlidir. Az
ışıkta çalışmak sonucu gözlerin yorulması, gözdeki herhangi
bir kısmın iltihaplanmış olması, göze yabancı bir cisim
kaçmış olması, sinüzit, yarım başağrısı, grip, nezle ve
ateşli hastalıklar göz ağrısına neden olabilir. Önce
hastalığın nedenini tespit etmek gerekir.

Göz iltihabı : Halk arasında göz nezlesi veya pembe
göz denir. Göz yuvarlağının üstünü örten ince zarın
iltihaplanması sonucu ortaya çıkar. Tıp dilinde konjonktivit
denir. Çoğunlukla ilk bahar aylarında görülür. Gözde
sulanma; kanlanma, batma hissi veya ağrı vardır. Hasta ışığa
bakmakta güçlük çeker.

Göz kanlanması : Göz kanlanması ile birlikte ağrı
yoksa aşağıdaki reçeteler uygulanır. Kanlanma ile birlikte
ağrı varsa; mutlaka göz doktoruna gitmek gerekir.

Göz kaşıntısı : Gözlerin kaşınması, önemli bir
hastalığın işareti olabilir. Bu nedenle doktora başvurmak
gerekir.

Göz sulanması : Göze toz kaçması, çapaklanma, göz
iltihabı, nezle veya bazı alerjik hastalıklar göz yaşının
fazlalaşmasına neden olur. Şikayetler soğuk havalarda daha
da artar. Doktora başvurmak gerekir.

Göz tiki : Aniden ortaya çıkan, fakat önemli olmayan
bir durumdur. Alışkanlık spazmı da denir. nedeni, yorgunluk,
üzüntü, heyecan ve yaşlılarda adale zafiyetidir. Yapılacak
ilk iş, istirahat etmektir.

Gözbebekleri iltihabı : Gözün bir kazayla yaralanması
veya romatizmalı hastalarda üşütme sonucu ortaya çıkar.
Bazen; şeker hastalığı, burun hastalıkları, ve frengili
hastalarda da görülür. Tıp dilinde iritis denilen bu
hastalık vakit kaybedilmeden tedavi edilmesi gerekir. Hasta,
ışığa fazla bakamaz. Gözlerinde veya gözlerinin üst kısmına
gelen bölgede şiddetli ağrılar vardır. Gözlerde; sulanma ve
kızarıklık da görülür. Göze dikkatle bakıldığında; renkli
kısmın etrafındaki rengin de koyulaştığı görülür.

Gözkapağı iltihabı : Göz kapağı kenarlarının
iltihaplanıp, kızarma, kabuklanma ve ağrı yapmasıyla ortaya
çıkar. Tıp dilinde blefarit denir.

Gözkapağı şişliği : Gözkapakları, çoğunlukla fazla
ağlama sonucu şişer. Nezle veya kızamık sırasında da
görülür. Bunlardan başka, kalp, böbrek, hastalıkları veya
beze iltihaplanmasının da bir işareti olabilir. Bazı
kimselerde de alerjiktir.

Grip : Tıp dilinde influenza adı verilen bu hastalık
bulaşıcıdır. Grip olan kişinin nefesindeki damlacıklarla
yayılıp, salgın hale gelebilir. Paçavra hastalığı da denir.
Aniden başlar ve devamlı olarak ateş yükselir. Baş ve sırt
ağrıları, titreme nöbetleri, nezle, öksürük, iştahsızlık,
baş dönmesi de görülür. Tedavinin ilk şartı istitrahat
etmektir. İyi tedavi edilmezse, başka hastalıklara da yol
açabilir.

Guatr : Tiroid bezinin büyümesi sonucu ortaya çıkan
ve boynun ortasında, yutkundukça aşağı yukarı hareket eden
şişlikle kendini belli eden bu hastalığa guşa veya cedre de
denir. Tıp dilindeki adı strumadır. Guatr, özellikle
geceleri nefes darlığı yapar. Bazen de rahatsız edici
öksürüklere neden olur. İki çeşit guatr vardır. Basit Guatr
: Bu çeşit guatrda tiroid bezi balon gibi şişer. Nedeni
alınan iyotun yetersiz olmasıdır. Dağlık bölgelerde
oturanlarda, ergenlik yaşlarında ve hamilelerde çok görülür.


Guatr (Yumrulu): Bu çeşit guatrda, tiroid bezinin iki
yanında kabarıklık veya üzüm salkımını andıran şişlikler
görülür. Her iki çeşit guatrda da endişelenecek bir durum
yoktur. Ancak tedaviye erken başlamak gerekir. Yemeklerde
iyotlu tuz kullanmak, mümkün olduğu kadar çok balık, pırasa,
kuru erik, yumurta, taze fasulye, pazı, soğan, sarmısak, dut
veya dut kurusu, havuç yemek; inek sütü, erik hoşafı, ve
havuç suyu içmek çok faydalıdır. Ayrıca kabız olmamaya
gayret etmek gerekir. Lahana, mısır ve turp da yenmemelidir.


Güneş çarpması : Uzun süre güneşte veya sıcakta
kalmak sonucu; aşırı terleme, ağrılı kramplar ve kanın
koyulaşması şeklinde kendini gösterir. Yapılacak ilk iş;
hasta giyinikse, hemen elbiseleri gevşetilip, gölgeye
taşınır. Yüzü, göğsü ve kolları soğuk su ile ıslatılır.
Durumu ciddi ise, ıslak bir çarşafa sarılarak hastaneye
götürülür.

Güneş yanığı : Vücudun güneşte kalan kısımlarında bir
süre sonra yanma, kızarma ve kaşıntı başlar. Kısa bir süre
sonra da su toplar.
vgokhan
vgokhan
SUPER MODERATÖR
SUPER MODERATÖR

Kadın
Mesaj Sayısı : 7173
Nerden : aquaticforum
Reputation : 94
Points : 7895
Kayıt tarihi : 23/01/08

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

HASTALIK REHBERİ Empty Geri: HASTALIK REHBERİ

Mesaj tarafından vgokhan Bir Çarş. Ağus. 06, 2008 12:48 pm

Halsizlik : Bazı kimseler, aşırı yorgunluktan,
çalışamamaktan, baş ağrısından, sırt ağrılarından,
hazımsızlıktan veya huzursuzluktan şikayet ederler. Bu
duruma tıp dilinde debilite veya asteni denir.

Hararet : Sıcak havada aşırı derecede veya ateşli
hastalıklar sırasında vücut kaybettiği suyu karşılayamayacak
olursa, hararet başlar.

Havale : Vücut kaslarının ani ve şiddetli olarak
kasılması sonucu ortaya çıkan duruma havale denir.
Büyüklerde havale çoğunlukla sara nöbetleri sırasında
görülür. Küçük çocuklarda görülen havale, sinir sisteminin
değişik nedenler karşısında göstermiş olduğu bir tepkidir.
Bu tepkiler de; kemik hastalıkları, yüksek ateş, boğmaca,
devamlı hazımsızlık, bağırsak şeritleri veya diş
çıkarmalardan kaynaklanabilir. Ayrıca bu duruma sinir
sistemi veya beyinde meydana gelen bir hastalık da neden
olabilir. Havale geçiren çocuğun gözleri sabit bir noktaya
çevrilir, çenesi de kenetlenir. Dudakları, yüz kasları, kol
ve bacakları, önce şiddetli bir şekilde kasılır, sonra da
çırpınmaya başlar. Ağzından da köpük gelir. Bütün bunlar bir
iki dakika devam eder. Sonra bütün belirtiler kaybolup,
uykuya dalar. Hastalığın bir nedenini bulmak için mutlaka
bir doktora başvurmak gerekir. Bu arada çocuğu sessiz, loş
bir odaya yatırmak, elbise ve çamaşırlarını gevşetmek
faydalıdır.

Hava yutma : Tıp dilinde aerofaji diye bilinen bu
hastalık, genellikle asabi mizaçlı kimselerde görülür.
Bunlar yemek sırasında farkına varmadan hava yutarlar. Hava
yutma, mide ve bağırsak gazlarının oluşmasına yardımcı olur.


Hazımsızlık : Sindirimin normal şekilde olmaması ve
bağırsakların seyrek çalışmasına; halk arasında hazımsızlık,
tıp dilinde ise dispepsi denir. Nedenleri çeşitlidir. Ağır
yemekler, yemekleri gereği gibi çiğnememe, diş veya dişeti
iltihapları, içki veya sigara içmek, çok miktarda çay veya
kahve içmek, fazla miktarda şekerli veya unlu şeyler yemek,
kansızlık, yorgunluk, sinir bozukluğu ve üzüntü hazımsızlığı
doğuran nedenler arasında sayılabilir. Yemekten bir süre
sonra; midede şişkinlik veya yanma hissi ortaya çıkar. Sık
sık yemek ihtiyacı hissedilir. Kabızlıktan şikayet edilir.
Bazı kimselerde halsizlik, uykusuzluk, unutkanlık veya
çarpıntı görülür. Tedavinin ilk şartı; sıkıntı ve
üzüntülerden sıyrılmaktır. Zararlı şeyler terkedilir. Et
yemekleri de mümkün olduğu kadar azaltılır. Haddinden fazla
yemek yenmez. Yemeklerden sonra soğuk su içilmez. Yemek
aralarında acıkınca süt ile birkaç galete yenir.

Hemofili : Kanın normal sürede pıhtılaşmaması
şeklinde kendini gösteren, erkeklere has bir çeşit kan
hastalığıdır. Halk arasında kanama hastalığı denir. Irsi bir
hastalıktır. Doktor tedavisi gerekir. Bu hastalığa
tutulanların; az su içmeleri ve limon, portakal, kiraz veya
ahududu yemeleri tavsiye edilir. Ayrıca vücudun herhangi bir
yerinde kanamaya neden olabilecek davranışlardan da
kaçınmaları gerekir.

Hıçkırık : Solunum kasları ve özellikle diyaframın
uyarılması sonucu ortaya çıkar. Tıp dilinde singultus denir.
Nedenleri çeşitlidir. Basit hıçkırıklar; çoğunlukla mide
gazı, sıcak ve baharatlı yemekler, sinir bozukluğundan
kaynaklanır. Ayrıca; bazı kalp, karaciğer, bağırsak ve
pankreas hastalıkları, zatülcenp veya zatürreede de
görülebilir. 3 saatten fazla süren hıçkırıklarda, doktora
başvurmak gerekir.

Horlama : Horlamanın nedenleri çeşitlidir. Derin bir
uyku, sırt üstü yatmak horlamaya neden olabileceği gibi;
burun polipleri, burnun çarpık olması, burun iltihabı,
burunda ahtapot ve ağzı kapayamamak da neden olabilir. Yan
yatarak uyumak, belin tam ortasına küçük bir lastik top
koyarak yatmak horlamayı önler. Bu tedbirlerle geçmeyen
horlamalarda, gerçek neden bulunup ona göre bir tedavinin
uygulanması gerekir.

Husye torbası şişliği : Husye torbası (erbezi)
şişkinliklerinde; nedenin ne olduğunu araştırmak gerekir.
Bazı şişliklerde, husye torbasının görünüşü ışık geçirecek
kadar şeffaflaşır. Bazıları da ağrılı olur. Husyelerde,
şişlik ile birlikte ağrı da hissedilirse, iltihaplanma veya
kanama ihtimali vardır.
vgokhan
vgokhan
SUPER MODERATÖR
SUPER MODERATÖR

Kadın
Mesaj Sayısı : 7173
Nerden : aquaticforum
Reputation : 94
Points : 7895
Kayıt tarihi : 23/01/08

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

HASTALIK REHBERİ Empty Geri: HASTALIK REHBERİ

Mesaj tarafından vgokhan Bir Çarş. Ağus. 06, 2008 12:49 pm

Ileitis : İnce bağırsağın iltihaplanmasıdır. Hastada,
karın ağrısı ve ishal görülür. Buna Crohn hastalığı da
denir.

İdrarda kan görülmesi : İdrarda kan görülmesine tıp
dilinde hematuri denir. İdrar renginin kanlı olması; yenilen
şeylerdeki boyalardan olabileceği gibi, herhangi bir
hastalığın işareti de olabilir. Bu nedenle bir doktora
gitmekte fayda vardır.

İdrar torbası iltihabı : İdrar torbasının (mesanenin)
bakteri ve virüsler tarafından iltihaplandırılması sonucu
ortaya çıkan bu hastalığa, tıp dilinde sistit denir.
Hastanın karın bölgesinin alt kısmında ve bacak aralarında
ağrı vardır. Sık sık idrar yapmak ihtiyacı hisseder. İdrar
yaptıktan sonra da mesanede veya penisin ucunda şiddetli
ağrı hissedilir. Bazı durumlarda idrar yollarında yanma ve
kanlı idrar da görülür. Ağrıları dindirmek için, karına
sıcak su torbası konur.

İdraryolları iltihabı : İdrar torbası iltihabı; idrar
yolları taşı, belsoğukluğu veya eklem hastalıklarının neden
olduğu bir hastalıktır. Çok içki içenlerde görülür. İdrar
yollarında acıma hissedilir. Tedaviye yardımcı olmak için
bol miktarda su içilir, sıcak banyolar yapılır.

İdrar yollarında yanma : İdrar yollarında veya idrar
yaparken yanma çeşitli nedenlerden kaynaklanır.
Belsoğukluğu, ülser, mesane iltihabı, prostat iltihabı,
mesane uru, yumurtalık iltihabı, apandisit düşünülebilir. Bu
nedenle tedaviye geçmeden önce, hastalığı doğuran nedeni
tespit etmek gerekir. Tedavi, hastalığı doğuran nedene göre
yapılır.

İdrar tutukluğu : Mesane (idrar torbası) dolu olduğu
halde idrar yapılamaz. Karnın alt bölgesi gerginleşmiştir.
Bastırılınca ağrı hissedilir. Tıp dilinde akut retansiyon
adı verilen bu durumun nedenleri çeşitlidir. Örneğin,
böbreklerde taş, prostat büyümesi, idrar yollarının doğuştan
kusurlu olması, fazla miktarda alkol içmek, mesane felci,
belsoğukluğu, sinir hastalıkları veya üşütmek idrar
tutukluğuna neden olabilir. İlk tedbir olarak hastanın
karnına içinde sıcak su olan bir şişe konur. Sıcak su ile
banyo yapılırken, idrar çıkarmaya çalışılır.

İdrar tutamamak : Bazı kimseler, öksürme, aksırma,
gülme, ağlama, hallerinde veya heyecanlandıkları zaman
idrarlarını tutamayıp kaçırırlar. Bu durum bilhassa çok
doğum yapmış kadınlarda sık görülür. Nedeni ön ve arka
boşaltım kanallarındaki kasların zayıflamış olmasıdır.
Ayrıca böbrek veya idrar yollrındaki taş veya tümör,
omuriliğin hastalanması da idrar tutamamaya neden olabilir.
Küçük çocuklarda ise, bağırsak solucanları idrar kaçırmaya
neden olabilir.

İdrar zorluğu : Hastanın günlerce idrara çıkmaması
şeklinde kendini gösteren bu hastalığa; tıp dilinde Anüri
adı verilir. Mesane (idrar torbası) boştur. Hastada
uyuklama, baş ağrısı, adalelerinde oynama ve kusma
görülebilir. Nedeni böbrek hastalıkları, mesane, veya rahim
hastalıkları, yaralanma ve idrar yollarında taş
bulunmasıdır. Tedavi için doktora başvurmak gerekir.

İktidarsızlık : Erkeklik organının (penisin) yeteri
kadar sertleşmemesi sonucu, cinsel ilişkide bulunamamaya;
halk arasında iktidarsızlık, tıp dilinde ise empotans denir.
Kendine güvenememek, yorgunluk, tiksinti, sinir bozukluğu,
alkolizm, şeker hastalığı, doğum kontrolü için uygulanan
metotlar veya aşırı şişmanlıktan kaynaklanır. Ilık banyolar,
açık havada dolaşmak ve dinlenmek başvurulacak ilk
çarelerdir.

İncinmek : Herhangi bir eklemin, burkulması sonucu
ortaya çıkan bir durumdur. Çoğunlukla ayak, el bileklerinde
veya diz kapağında görülür. Eklem; incindiği zaman, kısa
süren bir ağrı hissedilir. Sonra eklemin bulunduğu yerde
şişme, zonklama, morarma görülür. Yapılacak ilk iş, incinen
yeri sargı bezi ile sarmak ve üzerine soğuk su dökmektir.


İshal : İshal; normal katılıktaki dışkının sulu veya
yumuşak; sümüklü, kanlı veya yağlı bir şekil alıp, sık sık
tuvalete çıkmak ihtiyacını doğurmasıdır. Bazen de ağrı
yapar. İshal ve kabızlığın birbiri ardınca sık sık görülmesi
kesinlikle ihmal edilmemesi gereken bir durumdur. İshale
halk arasında amel ve sürgün; tıp dilinde ise diare denir.
İshalin nedenleri arasında; yiyeceklerin bozuk olması, veya
yiyecek çeşitlerinin değişikliği, üşütme, isteri, bağırsak
hastalıkları, kolera, dizanteri, tifo, nefrit, kalp,
karaciğer veya akciğer hastalıkları sayılabilir. Bu nedenle
kısa sürede geçmeyen ishallerde mutlaka doktora başvurmak
gerekir. Neden ne olursa olsun tedavinin ilk şartı sıkı bir
perhizdir. Hastaya açık çay, maden suyu içirilir, yoğurt
yedirilir. Sütlü ve yağlı yiyecekler verilmez, peynir
yedirilmez. Bol limonlu pirinç çorbası ve patates püresi
yedirilir. Her saat başı bir elmayı yemesi tavsiye edilir.


İsilik : Terledikten sonra derinin üzerinde görülen
kızarıklılara halk arasında isilik denir. Tıp dilinde ise
miliare denir.

İsteri : Psikonevrozlar grubuna giren bir çeşit
hastalıktır. Tıp dilinde babinski hastalığı veya pithiatisme
adı verilir. Hastalığın belirtileri; hastanın sosyal ve
entellektüel seviyesine göre değişir. Hastanın gayesi,
çevresinin ilgisini üzerine çekmektir. Bunun için aşağıdaki
şikayetlerin biri veya birkaçı birden görülebilir. Hastada;
ağrılar, baş dönmesi, bayılma, iştahsızlık, titreme,
boğazında düğümlenme duygusu, kaslarda gerilme, geçici
körlük, sağırlık, herhangi bir uzuvda uyuşma, hafıza kaybı
görülür. Tedavinin temeli telkindir.

İştahsızlık : Soğuk algınlığı, mide rahatsızlıkları,
bağırsak hastalıkları, karaciğer hastalıkları, safra kesesi
hastalıkları, böbrek veya kalp hastalıkları, kadınlarda
aybaşı halleri, isteri, yorgunluk, can sıkıntısı,
iştahsızlık gibi nedenlerden kaynaklanabilir. Tedaviye
yemekleri belirli saatlerde yemeye alışmakla başlanabilir.
Üzücü ve sıkıcı olaylardan uzak durmaya çalışılır. Nedeni
bulmak için doktora başvurulur.
vgokhan
vgokhan
SUPER MODERATÖR
SUPER MODERATÖR

Kadın
Mesaj Sayısı : 7173
Nerden : aquaticforum
Reputation : 94
Points : 7895
Kayıt tarihi : 23/01/08

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

HASTALIK REHBERİ Empty Geri: HASTALIK REHBERİ

Mesaj tarafından vgokhan Bir Çarş. Ağus. 06, 2008 12:51 pm

Jinjivit : Dişetlerinin iltihaplanmasına; halk arasında
dişeti iltihabı, tıp dilinde ise piyore veya paradontal
hastalığı denir. Dişetleri çevresinde toplanan besinlerin
orada mikroplanması sonucu ortaya çıkar. Dişetlerinin
kenarları düz, parlak, kırmızı ve hafifçe şikin bir şekil
alır. Fırça ile dokunulduğunda kanar. Tedavi için yapılacak
ilk iş, diş temizliğine itina göstermektir.
Kabakulak : Daha çok çocuklarda görülen bulaşıcı bir
hastalıktır. Hastanın ağzından çıkan tükürük damlacıklarıyla
bulaşır. Tıp dilinde parotitis epidemica denilen bu
hastalık; genellikle kulak altında bulunan tükürük
bezlerinin iltihaplanması sonucu ortaya çıkar. Kuluçka
devresi, 18 gündür. Hastanın ateşi birdenbire yükselir,
genel bir halsizlik görülür. Çok defa kulağın ön ve altında
bulunan tükürük bezleri şişer ve acıma hissi duyulur. Yanak
ve kulağın altı kabarır, kulak memesi de hafifçe yukarı
doğru kalkar. Ağızda kuruluk, dilde pas vardır. İştah da
azalmıştır. Bu durum birkaç gün devam ettikten sonra tükürük
bezlerindeki şişlik yavaş yavaş kaybolmaya ve hasta
iyileşmeye başlar. Hastalığın kendisi çok tehlikeli bir
hastalık olmadığı halde; başka hastalıklara zemin hazırlar.
Bu hastalıklar arasında; pankreas, gözyaşı keseleri,
böbreküstü bezleri, erkeklerde husyeler, kadınlarda
yumurtalıkların etkilenmesi önemli sonuçlar doğurabilir. Bu
nedenle en iyi şekilde tedavi edilmesi gerekir. Hastanın
sağlıklı kimselerle konuşması, görüşmesi önlenir. Sulu
yiyecekler verilir. Kabız olmaması sağlanır.

Kabızlık : Tuvalete hiç çıkmama veya çok seyrek
çıkmaya kabızlık, peklik ya da inkıbaz denir. Tıp dilinde
ise konstipasyon adı verilir. Yeterince sulu şeyler yememe,
sinir bozukluğu, bağırsak tıkanıklığı, sindirim sistemi
bozuklukları, hormon dengesizliği, basur, fıtık boğulması,
kabızlığı doğuran nedenler arasındadır. Ayrıca günlerinin
büyük bir kısmını oturarak geçirmek zorunda olanlarla,
hamilelerde ve yaşlılarda görülür. Öncelikle kabızlığa neden
olan hastalığı tespit etmek gerekir. Esas nedeni tespit
etmeden alınacak müsil ilaçları kötü sonuçlar doğurabilir.
Kabız omayı önlemek için, sebze çorbaları ve yemekleri,
mercimek, ıspanak, salata, balık ve çavdar ekmeği yemek çok
faydalıdır. Ayrıca erik reçeli, bal, üzüm, kayısı veya elma
yemek; bol su veya şerbet içmek de yararlıdır. Müzmin
kabızlıktan şikayet edenlerin de; fazla et, yumurta, peynir,
beyaz ekmek, muz gibi yiyecekleri azaltmaları, kahve çay ve
sigarayı en az miktara indirmeleri, alkolü bırakmaları
gerekir. Kabızlığı gideren ilaçların fazla miktarda ve uzun
süre kullanılması kötü sonuçlar doğurabilir. Bu nedenle
ilaçları kullanırken tavsiye edilen miktarları aşmamak
gerekir.

Kalp hastalıkları : Düzensiz bir hayat, yorgunluk,
sinir bozuluğu, şiddetli romatizma veya doğuştan meydana
gelen kalp hastalıklarında; daha geniş bir ifadeyle bütün
kalp hastalıklarında aşağıdaki maddelere dikkat etmek
gerekir.
- Sinirlenmeyin
- Sigarayı bırakın
- Şişmanlamamaya ve kilonuzu muhafaza etmeye çalışın
- Fazla yorucu işler yapmayın
- Uyku ve dinlenmenizi ihmal etmeyin
- Koşmayın, acele etmeyin.
- Her gün bir öncekinden daha iyi olduğunuza inanın
- Kabız olmamaya dikkat edin
- Çürük dişleriniz varsa, tedavi ettirin
- Fazla miktarda yağlı sığır veya koyun eti, sütlü şeyler
yemeyin. Konserve, pastırma, salam, peynir, turşu, balık ve
çikolata gibi şeyleri mümkün olduğunca azaltın
- Yemeklere tuz koymayın. Yemeklerinizi mısırözü, ayçiçeği
veya haşhaşyağı ile hazırlayın
- Bol bol taze sebze ve meyve yiyin
- Bol bol yoğurt yiyin

Kalp ağrısı : Kalp üzerinde hissedilen ağrıya tıp
dilinde prekardiyal ağrı denir. Kalp ağrısı nefes darlığı ve
şok ile görülürse; enfarktüs krizinden şüphe edilir. Bu gibi
durumlarda hastayı fazla hareket ettirmemek, istirahat
etmesini sağlamak ve doktora başvurmak gerekir. Kalbin ön
kısmında devamlı olarak ağrı varsa; nedeni psikolojik
olabilir.

Kalbin hızlı atması : Kalbin; dakikada 90'dan fazla
atmasına, tıp dilinde taşikardi denir. Ancak bu sayı, yaş
gruplarına göre değişir.
Normal Kalp Atışları :
0 - 1 yaşları arasında; dakikada 120-140
1 - 3 yaşları arasında; dakikada 90-120
3 - 7 yaşları arasında; dakikada 90- 100
7 - 20 yaşları arasında; dakikada 80 - 90
20 yaşından sonra; dakikada 60-80
arasında değişir.
Her yaş grubunda; normal atışın 1 fazlası; kalbin hızlı
attığını gösterir. Kalbin atışları, göğüsten, köprücük
kemiği üzerindeki nabızdan veya el bileğinin dış kısmında,
kemikle kiriş arasındaki yerden sayılabilir.
Taşikardi; her zaman kalp hastalığının belirtisi değildir.
Çünkü koşmak, sindirilmesi güç şeyler yemek, heyecanlanmak,
sigara, içki, çay, kahve içmek, zehirlenmek, bazı ilaçlar ve
kadınların aybaşı halleri taşikardiye neden olabilir. Bu
çeşit taşikardi, nedenin ortadan kalkmasıyla geçer.
Ancak kalp hastalıkları, böbrek hastalıkları, ateşli
hastalıklar ve zehirlenmeler de taşikardi yapar. Bu nedenle,
doktora başvurmak gerekir.

Kalp romatizması : Romatizma, iyi tedavi edilmeyecek
olursa; kalbin içindeki kapakçıklara yerleşir. Bu
kapakçıklardan; en fazla mitral kapakçık etkilenir ve
daralıp, sertleşir, büzülür. Daha çok kadınlarda görülen
kalp romatizması sonucu ortaya çıkan hastalığa mitral
darlığı veya mitral stenoz denir. Hastada nefes darlığı,
kuru öksürük, sık sık soğuk alma, morarma, el ve ayaklarda
üşüme ve yorgunluk görülür. Tedavinin ilk şartı üzülmemek,
her gün bir öncekki günden daha iyi olduğuna inanmak ve
doktorun tavsiyelerine uymaktır.

Kalp yetmezliği : Kalbin sağ, sol veya her iki
karıncığının; içindeki kanı, her vuruşunda muntazaman
boşaltamaması şeklinde ortaya çıkar. Üç şekilde görülür. Sol
Kalp Yetmezliği : Hastada nefes darlığı ve kuru öksürük
vardır. Geceleri daha zor nefes alır. Çarpıntı, baygınlık ve
terleme görülebilir. Buna kalp astımı adı verilir. Nedeni;
aort veya mitral kapaklarının hastalanması veya koroner
rahatsızlığıdır.

Sağ Kalp Yetmezliği : Hastanın ayak ve ayak bilekleri
şişer. Buralara, parmakla bastırılınca bir süre çukur kalır.
El, ayak ve yüzde morarmalar; hazımsızlık ve iştahsızlık
görülür. Nedeni, mitral kapağı hastalığı, müzmin bronşit
veya doğuştan olan kalp hastalığıdır.

Kaonjestij Kalp Hastalığı : Sağ ve sol kalp
yetersizliği bir arada olduğu zaman görülür. Nedeni aort
veya mitral kapaklarının hastalanması, müzmin bronşit veya
akciğer hastalıkları, romatizma ve tiroid hastalıklarıdır.

Aşağıdaki tavsiyelere uymak gerekir:
- Sigara içmeyin
- Yemeklere fazla tuz koymayın
- Uykularınızı ihmal etmeyin
- İstirahat edin ama devamlı olarak yatmayın
- Sinirlenmeyin, üzülmeyin, her şeyi kendinize dert etmeyin


Kalınbağırsak iltihabı : Daha ziyade bağırsakları
zayıf olanlarda görülen bir hastalıktır. Bazen iltihapla
birlikte ülser de görülür. Buna tıp dilinde ülserli kolit
denir. Hastalık aniden başlayıp, hiç beklenmedik bir anda
kaybolabilir. Hastada aniden veya yavaş yavaş gelen ishal
görülür. Dışkısı kanlıdır. Hasta, karın ağrılarından şikayet
eder, ateşi de yüksektir. Doktora başvurmak şarttır. Bu
arada istirahat etmek ve bol vitaminli gıdalar almak
gerekir. Alkol, fazla miktarda meşrubat ve süt içilmez.
Çekirdek gibi kabuklu şeyler yenmez.

Kan çıbanı : Kılların dibinde başlayıp süratle
büyüyen bir iltihaptır. Özellikle sırt, ense ve yüzde
meydana gelir. Nedeni stafilokok cinsi mikroptur. Tıp
dilinde füronkül denir. Kan çıbanı küçük kırmızı ve sert bir
şişliktir. Büyüdükçe ağrısı ve gerginliği artar. En sonunda
baş verir. Bir süre sonra da orta kısmı yumuşar, sarılaşır
ve içindeki cerahat boşalır. Kabuk döküldükten sonra da
yerinde ufak bir iz kalır. Kan çıbanlarını, kesinlikle
sıkmamak ve hatta dokunmamak gerekir.

Kan işemek : Tıp dilinde hematüri adı verilen bu
durum, önemli bir hastalığın işareti olabilir. Bu nedenle
vakit kaybetmeden bir doktora başvurmak gerekir. İdrarda kan
görülmesi; idraryolu iltihabı, prostat iltihabı, mesane
taşı, böbrek kanaması, böbrekte taş veya kum, kan
hastalıkları veya bir başka hastalığın belirtisi olabilir.
Ayrıca bazı ilaçlar ve gıdalar da idrarda kan görülmesine
neden olabilir. Örneğin çilek, domates, ıspanak veya ağrı
kesici ilaçlar kan işemeye neden olabilir.
vgokhan
vgokhan
SUPER MODERATÖR
SUPER MODERATÖR

Kadın
Mesaj Sayısı : 7173
Nerden : aquaticforum
Reputation : 94
Points : 7895
Kayıt tarihi : 23/01/08

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

HASTALIK REHBERİ Empty Geri: HASTALIK REHBERİ

Mesaj tarafından vgokhan Bir Çarş. Ağus. 06, 2008 12:53 pm

Kan tükürmek : Tıp dilinde hemoptizi denilen kan
tükürmek, önemli bir hastalığın habercisidir. Akciğer
kanseri, verem, bronşit, mitral darlığı veya zatürreeden
şüphelenilir. Ancak dişeti kanaması gibi pek önemli olmayan
bir durumda olabilir. Bu nedenle, hastanın sırtına bir
yastık konup, oturtulur. Vakit kaybetmeden doktor çağrılır.


Kanda kolestrol yüksekliği : Kolestrol, kanda,
sinirlerde, beyinde, karaciğerde, dalakta, böbrek üstü
bezlerinde ve safrada bulunan, yağ yapısında, kristal gibi
beyaz görünümde bir maddedir. Görevi dokulardaki su
dengesini sağlamak, alyuvarları zehirlere karşı korumak,
sinir dokularının dayanıklığını sağlamak ve deri altında,
dışarıdan gelecek mikroplara karşı koruyuculuk yapmaktır.
100 gram kanda; 180-230 miligram kolestrol bulunur. Bu
miktar normaldir. 230 miligram kolestrol miktarı, kanda
kolestrolün yükselmiş olduğuna işarettir. Tedavi edilmezse;
damarsertliği, beyin ve kalpteki ince damarların tıkanmasına
neden olur. Meydana Gelişi : Böbrek üstü bezleri, husyeler,
yumurtalıklar bünyenin ihtiyacı olan kolestrolü imal
ederler. Ayrıca hayvansal yağlar, süt, yumurta ve bitkisel
hormonlarla da kolestrol alınır. Kanda, kolestrolün
yükseldiğini anlamak için bir seri test yapmak gerekir.
Ayrıca, hastanın cildinde oluşan sarı lekeler, göz
altlarında beliren siyah halkalar, göz akında görülen sarı
lekecikler, genel yorgunluk, iştahsızlık, hazımsızlık, baş
dönmesi, baş ağrısı, görme zayıflığı, ağız acılığı, nefes ve
ter kokusu kolestrolün yükselmiş olduğuna işaret olabilir.


Kanser : Kanser; anormal vücut hücrelerinin başıboş
kontrolsüz bir şekide üremeleri ile meydana gelen bir çeşit
hastalıktır. Başka bir deyişle vücutta meydana gelen kötü
tümörlere kanser denir. Kanser hücreleri, ya etraftaki
dokuları istila ederek ya da ak veya kırmızı kan damarları
ile vücudun diğer taraflarına yayılır. Buna metastaz
(yavrulama) denir. Kanserin esas nedenini bilinmemekle
beraber, hava kirliliği, ve sigaranın kansere zemin
hazırlayıcı oldukları ileri sürülmektedir. Kanserden
korkmayınız, geç kalmaktan korkunuz! Bu nedenle aşağıdaki
belirtilerin biri görüldüğü zaman doktora başvurunuz.
- Makat veya rahimden gelen anormal kanama veya akıntılar

- Göğüslerde veya vücudun herhangi bir yerinde görülen ve
ele gelen şişlik veya sertlikler
- İyileşmeyen yaralar
- Ses kısıklığı veya belirli bir sebebi olmayan öksürük
- Yutma güçlüğü ve hazım bozuklukları
- Ben ve siğillerde görülen değişmeler

Bu işaretlerin herhangi biri iki haftadan fazla devam ederse
mutlaka doktora başvurmak gerekir.
Kanserin görüldüğü yerler aşağıda gösterildiği şekilde
tespit edilmiştir.
- Beyin ve omurilikte %1
- Ciltte %10
- Tenasül yollarında, erkeklerde %10, kadınlarda % 6
- Memelerde %14
- Sindirim sisteminde %25
- Solunum yollarında, erkeklerde %2, kadınlarda %3
- Karaciğer ve safra kesesinde %3
- Diğer organlarda %8
Bu bilgilerin ışığı altında, akciğer, deri, dil, dudak,
gırtlak, mide, incebağırsak, kalınbağırsak, mesane, meme, ve
prostat daha fazla görüldüğü söylenebilir.
Kanser tedavisinde uygulanan makro biyotik gıda rejiminin
çok etkili olduğu, bu rejimi uygulayan hastaların
iyileştikleri ve sağlıklı kimselerin de kanser olmadıkları
ileri sürülmektedir.
Makro-biyotik Gıda Rejimi: Bir günlük gıdanın, %60'ı buğday,
arpa, mısır, darı, esmer pirinç veya çavdar unundan yapılmış
gıdalardan seçilir. %23-25'i hayvan gübresiyle gübrelenmiş
bahçelerden toplanmış taze ve olgun meyvelerden, patates,
patlıcan, ıspanak, veya domatesten seçilir. %5-10'u tahıl
veya sebze çorbalarından seçilir. %10-15'I deniz ürünleri
arasından veya soya fasulyesi, taze fasulye, kırmızı pancar
veya şalgamdan seçilir. Haftada bir kere beyaz etli balık
yenebilir. Ancak her hafta pişirme şeklini değiştirmek
gerekir. Haftada iki kere de fazla şekeri olmayan meyveler
yenebilir. Çay içilebilir. Aşağıdaki yiyecek ve içecekler de
yasaktır.
Beyaz unla yapılmış ekmek, pasta gibi şeyler, beyaz pirinç,
tavuk, peynir, yumurta, konserveler, dondurulmuş yiyecekler,
şeker, üzüm, şekerli meyve suları, olgunlaşmış meyve ve
sebzeler, kuru fasulye, ve kuru bezelye, mercimek, mantar,
pekmez, bulama, çikolata, kakao, gazoz dahil bütün
meşrubatlar, ve alkollü içecekler, turşu, sirke, hardal,
sofra tuzu, bayat yiyecekler, sığır eti.
Yukarıda anlatılan gıda rejimi hiç aksatılmadan
uygulanmalıdır.

Kansızlık : Tıp dilinde anemi denilen kansızlık,
kandaki kırmızı hücrelerin veya hemoglobin denilen kırmızı
maddelerin ya da her ikisinin de azalmasıdır. En önemli
nedeni yeteri kadar beslenememektir. Ayrıca, müzmin basur
kanamaları, aybaşı kanamalarının haddinden fazla olması,
doğuştan olan bazı hastalıklar, romatizma, lösemi ve
kanserde de görülür. Kansızlığın tipik belirtileri şöyle
özetlenebilir. Yüzde solgunluk, nefes darlığı, çarpıntı,
halsizlik, ve ayak bileklerinde şişkinlik görülür. Hastanın
burnu sık sık kanar, dilinde acılık vardır. İştahsızlık
ishal ve bazen de kusma görülür. Tedavinin ilk şartı,
istirahat, temiz hava ve kan yapıcı gıdalar yemektir.

Karaciğer hastalıkları : Karaciğer, diyaframın hemen
altında, sağ tarafta, yaklaşık olarak 2 kilogram ağırlığında
koyu kırmızı renkte yumuşak bir organdır. Yaşamak için
gerekli olan bir çok kimyasal olay burada meydana gelir.
Karaciğerin görevi :
- Günde yaklaşık olarak 4 su bardağı (1 litre) safra
salgılar.
- Yağ, protein ve şeker metabolizmasını düzenler.
- Vücudun ısısını ayarlar.
- Vücudun ihtiyacı olan su ve vitaminleri yapar.
- Yağ, protein, şeker ve kan yapımı için gerekli olan
maddeleri depolar. Kan miktarını ayarlar.
- Hormonların görevleri üzerinde etkili olur.
Karaciğer yukarıda belirtilen görevlerinden herhangi birini
yapamaz hale gelecek olursa, çeşitli hastalıklar ortaya
çıkar. Bunların en önemlileri, karaciğer yetersizliği,
karaciğer iltihaplanması, karaciğer sirozu, safra kesesi
iltihabı ve safra kesesi taşıdır.
Karaciğer Hastalıklarının Ortak Belirtileri :
Hasta, sağ böğründe ağrı hisseder. Bağırsaklarında fazla
miktarda gaz vardır. Karnı şişer, anüsten çıkan gaz pis
kokar. Cilt rengi ve bazen de göz akı sararır. Yüzünde ve
ellerinde çil gibi lekeler görülür. Hazımsızlıktan şikayet
eder. Sabahları dilinde pas ve ağzında acılık hisseder.
Nefesi de kokar. Sabah saatlerinde ensede ağrı hisseder.
Çarpıntı, iştahsızlık vardır. İdrarın rengi sabahları sarı
ve koyu, daha sonraki saatlerde ise, duru ve açıktır. Sık
sık idrara gider. Baldır kasları ağrır. El ve ayaklarında
şişlik görülür. Geceleri uyumak istemez. Görme ve işitme
duyguları da zayıflar.

Karaciğer şişmesi : Herhangi bir karaciğer hastalığı
sırasında, karaciğer hücrelerinin şişip, safra yollarını
tıkanması sonucu ortaya çıkan bir hastalıkktır. Tıp dilinde
hepatit sarılık denir. Hastanın bütün dokuları, hatta
gözlerinin akı bile sarıya boyanır. İdrarı esmerleşir.
Deride kaşıntılar görülür.

Karaciğer yetersizliği : Karaciğerin görevini
yeterince yapmaması sonucu görülen bir hastalıktır.
Belirtileri bağırsaklarda gaz, karın şişliği, sağ böğürde
ağrı, burun kızarması, solgun renk, yüz ve elde çil gibi
lekeler, paslı dil, ağızda acılık, mide bulantısı, kabızlık,
çarpıntı, el ve ayak şişleri, görme ve işitmede azalma
görülür. İdrar rengi, sabahları koyu, gündüz ise açık ve
durudur. İdrara çok çıkılır. Hastanın çukulata, baharatlı
yiyecekler, turşu, kızartmalar, ve yağlı şeyler yememesi
gerekir.

Karın ağrısı : Karın boşluğunda bulunan mide,
bağırsaklar, karaciğer, safra kesesi, pankreas, dalak,
böbrekler, idrar torbası ve kadınlarda yumurtalık veya
rahimde görülen herhangi bir rahatsızlık, karnın çeşitli
yerlerinde ağrılara yol açar. Bu nedenle karın ağrılarının
nedenleri pek çoktur. Karın ağrıları, hastalığın yerine ve
özelliğine göre ya aniden ya da yavaş yavaş başlar. Ağrı ile
birlikte bulantı, kusma, ishal, ve ateş de görülebilir. Kısa
sürede geçmeyen karın ağrılarında, mutlaka bir doktora
başvurmak gerekir. Doktora danışmadan ilaç, müshil almak çok
tehlikeli sonuçlar doğurabilir.

Kaşıntı : Vücudun herhangi bir yerinde hissedilen ve
böcek dolaşıyormuş hissi, hafif yanma ve batma gibi
rahatsızlıklarla ortaya çıkan kaşıntıya, tıp dilinde
pruritus veya kaşeski denir. Kaşıntıyı doğuran nedenler çok
çeşitlidir. Bunlar şöyle sıralanabilir:
- Sabun, çamaşır tozları ve bazı boyaların neden olduğu
kaşıntılar
- Yün veya naylon iyeceklerin neden olduğu kaşıntılar
- Bazı kimyasal maddelerin neden olduğu kaşıntılar
- İstiridye, yumurta, süt, çilek, soğan gibi bazı besinlerin
neden olduğu kaşıntılar
- Bazı ilaçların neden olduğu kaşıntılar
- Şeker, karaciğer, böbrek hastalıkları veya löseminin neden
olduğu kaşıntılar
- Kurdeşen, egzama, su çiçeği, kızamık, kızıl, kızamıkçık
veya deri iltihabının neden olduğu kaşıntılar
- Mantarın neden olduğu kaşıntılar
- Kıl kurdunun neden olduğu kaşıntılar
- İshal veya kabızlığın neden olduğu kaşıntılar
- Sinirlilik ve ruhi sıkıntıların neden olduğu kaşıntılar

Tedavinin ilk şartı, kaşıntıyı doğuran sebebi bulmaktır. Bu
arada mümkün olduğu kadar kaşımamaya gayret edilir.

Katarakt : Göz merceğinin bulutlanıp, görmenin
bozulmasına halk arasında aksu, akbasma veya göze perde
inmesi adı verilir. Çoğunlukla 50 yaşından sonra görülür.
Nedeni göz yaralanması, şeker hastalığı, gözün uzun süre
ışığa maruz kalması, damar sertliği veya beze hastalığıdır.
Bazen doğuştan da olabilir. En çok rastlananı yaşlılığın
neden olduğu katarakttır.
vgokhan
vgokhan
SUPER MODERATÖR
SUPER MODERATÖR

Kadın
Mesaj Sayısı : 7173
Nerden : aquaticforum
Reputation : 94
Points : 7895
Kayıt tarihi : 23/01/08

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

HASTALIK REHBERİ Empty Geri: HASTALIK REHBERİ

Mesaj tarafından vgokhan Bir Çarş. Ağus. 06, 2008 12:53 pm

Kekemelik : Daha ziyade erkeklerde görülen bir çeşit
konuşma bozukluğudur. Nedeni, ya sinir gerginliği ya da
gırtlak çevresindeki kasların ahenkli bir şekilde
çalışmamasıdır. Üzülecek bir durum yoktur. Konuşma
bozukluklarını tedavi eden bir uzmanla görüştükten sonra
tavsiyelere sabırla uymak ve sonucu beklemek gerekir.

Kellik : Saçlı deride, deriden 2-3 santimetre kadar
yüksekte kabuklar şeklinde ortaya çıkan ve bir çeşit
mantarın neden olduğu bulaşıcı bir hastalıktır. Hastalığın
ortaya çıktığı yerdeki saçlar ya tamamen dökülmüş ya da bir
iki kıl kalmıştır. Tedavinin ilk şartı, temizliğe çok dikkat
etmektir.

Kemik iltihabı : Kemiğin ve iliğin iltihaplanması
sonucu ortaya çıkar. Tıp dilinde osteomyelit denir. Nedeni,
cerahat yapan mikropların kana karışması veya derideki
herhangi bir yaradan dağılan mikroplardır. Hastalanan kemik,
dokunulmayacak kadar hassastır. Hastada, terleme ve titreme
görülür. Ağrılar aniden başlar. Vakit geçirmeden tedavi
ettirmek gerekir.

Kemik veremi : Uzun kemiklerin son kısmındaki, kemik
yapıcı kıkırdakların verem olmasına, kemik veremi denir.
Kalça, diz kapağı oynakları ve bazen de omurlarda görülür.
Nedeni veremin ikinci devresinde, verem basillerinin kan
damarları aracılığıyla bütün vücuda yayılmış olmasıdır.
Hastada baş ve eklem ağrıları görülür. Kemiklerinde yaralar
ve delikler açılır. Ateşi de, inip çıkar. Vakit geçirmeden
tedavi edilmesi gerekir. Doktorun tavsiyelerine uyulur,
verdiği ilaçlar kullanılır.

Kemik yumuşaması : Kemiklerin zamanla yumuşayıp,
kırılabilir hale gelmesiyle ortaya çıkan bu hastalığa tıp
dilinde osteomalasi denir. Nedeni, kalsiyum veya D vitamini
eksikliğidir.

Kırıklar : Çarpma, vurma, düşme veya bunlara benzer
bir kaza sonucu meydana gelen kırıklar, kapalı ve açık
kırıklar olmak üzere ikiye ayrılır. Kemikler ya bir yerinden
basit bir şekilde ya da birkaç yerinden kırılıp,
parçalanırlar. Kemik kırılan yerde, şiddetli ve şişkinlik
meydana gelir. Kırılan yer, elle yoklandığı zaman birtakım
tıkırtılar duyulur. Bazen de, kırılan kemikler, kasları,
etleri ve deriyi delerek dışarı fırlayabilir. Kemik
kırıklarında yapılacak ilk iş, kemik uçlarını karşı karşıya
getirerek, kıpırdamayacak şekilde sıkıca sarmaktır.

Kısırlık : Erkek veya kadının döl vermemesi haline,
halk arasında kısırlık, tıp dilinde ise sterilite denir.
Nedenlerini, erkek ve kadında ayrı ayrı incelemek gerekir.

- Erkeklerde KısırlıkNormal cinsel ilişkide bulunmayan veya
menisi olmayan erkeklere kısır denir. Psikolojik etkenler,
iktidarsızlık, erkek uzvunda görülen şekil bozukluğu, gereği
gibi tedavi edilmemiş belsoğukluğu, yumurtaların yerlerine
inmemiş olması, kabakulak hastalığı sırasında husyelerin
iltihaplanmış olması kısırlığı doğuran en başta gelen
nedenlerdendir.
- Kadınlarda Kısırlık
Cinsi münasebetlerin, hamile kalma ihtimalinin çok az olduğu
zamanlarda yapılması, fallop borularının tıkalı olması, döl
yatağında görülen hastalıklar, hormon salgılarının yetersiz
olması, rahim veya dış üretim organlarında görülen şekil
bozuklukları, şeker hastalığı veya tiroid bozuklukları,
beden yorgunluğu, sinir bozukluğu en başta gelen
nedenlerdendir.
Çocuk sahibi olmayan eşlerin, tepeden tırnağa kadar muayene
olup, gerçek nedenleri, tespit ettirmeleri gerekir.

Kızamık : Daha ziyade 3-10 yaşları arasında görülen
bulaşıcı bir hastalıktır. Tıp dilinde morbilli denilen bu
hastalığın nedeni, bir çeşit virüstür. Kızamıklı hastanın
tükürük damlacıkları aracılığı ile sağlamlara da bulaşır. Bu
nedenle, kızamık lekeleri kaybolduktan sonraki 10 gün içinde
de hastayı, sağlıklı kimselerle görüştürmemek gerekir.
Hastalık mikrop alındıktan sonra 10 gün içinde orataya
çıkar. Hastanın gözleri kızarır, burnu akar, hapşırır,
öksürür. Ateş yükselir. Baş ağrılarından şikayet eder.
Kuvvetli ışıktan rahatsız olur. Bu belirtilerden aşağı
yukarı 4 gün sonra küçük kırmızı ufak lekeler görülmeye
başlar. Bunlar grup halindedir. Bu dönemde dudaklarda
kuruluk ve dilde paslanma dikkati çeker. Bir süre sonra da
kızamık lekeleri yüzün her tarafına, boyuna, göğse, kollara,
karına, ve bacaklara yayılır. Bu dönem 3-4 gün devam eder.
Sonra ateş yavaş yavaş ya da birdenbire düşerek belirtiler
kaybolur. Hastanın odası güneş görmeli ve çok temiz
olmalıdır. Oda ısısı 18-20 derece arasında tutulmalı, günde
en az iki kere havalandırılmalı ve hastanın üşütmemesi için
azami dikkat gösterilmelidir. Ayrıca, hastanın ağız, burun
ve beden temizliğine özen gösterilmelidir. Bunlara dikkat
edilmediği takdirde hastalık, zatürree, bronkopnömoni,
zatülcenp, ortakulak iltihabı veya ensafalit gibi tehlikeli
hastalıklara neden olabilir. Kızamık geçirenler, bağışıklık
kazanıp bir daha kızamık olmazlar. Ayrıca çocuklara 2
yaşında yaptırılacak kızamık aşısı da bağışıklık sağlar.

Kızamıkçık : Deri döküntüleri, hafif ateş ve hafif
nezle ile ortaya çıkan Alman kızamığı da denilen bulaşıcı
bir hastalıktır. Tıp dilinde, rubella denir. Daha ziyade
çocuklarda görülür. Ancak, hamile kadınların da, gebeliğin
ilk üç ayı içinde kızamıkçık olma ihtimali vardır. Bu
durumda, ana rahmindeki cenin de etkilenir. Hastalık,
havadaki zerreciklerle bulaşır. Kuluçka devresi, çoğunlukla
17 gündür. Hastanın vücudunda pembe, düz lekeler görülür.
Bazen boynun arka tarafındaki bezler de şişer. Tedavi için
kullanılacak özel bir ilaç yoktur. Hastalık genellikle 4 gün
içinde geçer. Bu süre içinde hastanın odasını ayırmak ve
sağlam kimselerle görüştürmek gerekir. Kesin istirahat da
şarttır.

Kızıl : Kendine has bir deri döküntüsü ve boğaz
ağrısı ile ortaya çıkan bulaşıcı bir hastalıktır. Tıp
dilinde scarlatina denir. Nedeni, bademciklere yerleşen bir
çeşit mikroptur. Hastalık aniden ortaya çıkan baş ağrısı,
titreme, boğaz yanması, bulantı, ve havale ile başlar. Ateş
yükselir. Nabız hızlanır ve bademcikler de şişer. Bu
belirtilerin ortaya çıkmasından çok kısa bir süre sonra,
ağız çevresi hariç vücudun diğer yerlerinde kırmızı lekeler
belirir. Dilin üstü de beyaz bir tabakayla kaplanır. Bu
tabaka 3 gün sonra kalkar ve dil ağaç çileği görünümünü
alır. Hastalık en fazla 6 hafta içinde geçer. Bulaşmayı
önlemek amacıyla, hastanın odası ayrılır. Başkaları ile
görüşmesi engellenir. Odası sık sık havalandırılır. Sulu ve
sindirilmesi kolay yiyecekler verilir. İyi tedavi edilmezse
böbrek iltihabına neden olabilir.

Kloroz : Bir çeşit kansızlıktır. Kanda hemoglobin
miktarının azalması, bu duruma neden olur. Çarpıntı,
halsizlik, nefes darlığı, yüzde solgunluk ve ayak
bileklerinde şişme görülür.

Kolera : Kolera vibriyonu denilen mikropların meydana
getirdiği en tehlikeli bulaşıcı hastalıklardan biridir. Daha
ziyade, su, kanalizasyon ve tuvalet durumu elverişli olmayan
çevrelerde görülür. Kolera mikrobu içme sularına karışan
sularla yayılıp, salgın haline gelir. Ayrıca hastaların
dışkısı, kusmuğu ile bulaşır. Kolera mikrobu bulaşmış
yiyecek maddeleri de hastalığın yayılmasına neden olur.
Korunmak için, meyve ve sebze bahçeleri hiç bir zaman lağım
suları ile sulanmamalıdır. Lağım sularının, içme sularına
karışması engellenmelidir. Yiyecek ve içecekler sinek, böcek
ve fare giremeyecek yerlerde saklanmalıdır. Yemeklerden önce
ve tuvaletten çıktıktan sonra eller mutlaka sabunlu suyla
yıkanmalıdır.

Kör çıban : Özellikle sırt, ense veya yüzde meydana
gelip, kıl diplerinin iltihaplanmasıyla beliren bir çeşit
çıbandır. Küçük, kırmızı ve sert bir şişliktir. Büyüdükçe,
ağrı artar, fakat çoğu zaman baş verme görülmez. Kör
çıbanları kesinlikle sıkmamak ve kurcalamamak gerekir.

Kramp : Kaslarda, şiddetli bir ağrı ile beraber istek
dışı meydana gelen kasılmalara kramp denir. Çoğunlukla
yorgunluk, fazla terleme ve ishalden sonra görülür.
Atardamar hastalıkarından kaynaklanan kramplarda mutlaka bir
doktora başvurmak gerekir.

Kuduz : Kuduz hayvanın ısırması ve salyasının insan
vücudundaki herhangi bir sıyrıktan girip, kana karışması
sonucu ortaya çıkan bulaşıcı ve öldürücü bir hastalıktır.
Tıp dilinde rabies veya hydrophobia denir. Kuduz virüsü,
vücuda girdikten sonra sinir sistemine yerleşerek, beyne
kadar gelir ve orada iltihap yapar. Bu iltihaplanma,
ısırıldıktan sonra geçen 7 ila 60 gün arasında meydana
gelir. Bu nedenle kuduz aşısının bu süre içinde yapılması
gerekir. Kuduz belirtileri ortaya çıktıktan sonra yapılacak
kuduz aşısı ile kuduz serumunun kıymeti yoktur. Kuduz
hastalığının başlangıcında, yorgunluk, durgunluk, sinir
bozukluğu, baş ağrısı ve kalpte sıkışma görülür. Hasta
yerinde duramayacak kadar sıkıntılıdır. Bir süre sonra boğaz
ve solunum yollarındaki kramplar başlar. Bu dönemde sudan da
korkmaya başlar. Kuduz şüphesi olan bir hayvan ısırdıktan
sonra ısırılan yerden bol kan akıtılır. Sonra oksijenli
suyla yıkanıp, tentürdiyot sürülür. Bu işlem sık sık
tekrarlanır.

Kulak ağrısı : Kulak ağrısı başka bir hastalığın
belirtisidir. Kulak borusu zarı iltihabı, kulak nezlesi,
ortakulak iltihabı, kulak yolundaki çıban, boyun bezeleri,
yüz nevraljisi, bademcik iltihabı veya çene mafsalındaki
hastalık, kulak ağrısına neden olabilir. Bu nedenle doktora
başvurmak gerekir.

Kulak akıntısı : Dış veya ortakulak iltihabından
kaynaklanır. Akıntı azsa, dışkulak iltihabı, koyu sarıysa
ortakulak iltihabı düşünülür. Mastoid iltihabının neden
olduğu akıntı ise, krem kıvamında olup, çoktur. Kulaktan
kanlı akıntı gelmesi, kulak zarının delinmiş olması veya
kafatası kırığından kaynaklanabilir. Doktora başvurmak
gerekir.

Kulak çınlaması : Kulak çınlaması, kulak uğultusu
veya kulak vızıltısına, tıp dilinde tinnitus denir. Çok
çeşitli nedenleri vardır. Bunlar arasında, kulak kiri,
içkulak iltihabı, ortakulak iltihabı, menier hastalığı,
ateşli hastalıklar, yorgunluk, zafiyet, bazı ilaçlar, yüksek
veya düşük tansiyon sayılabilir. Bu nedenle doktora
başvurmak gerekir.

Kulak iltihabı : Ortakulakta veya kulak arkası
kemikte görülür. Vakit geçirilmeden doktora başvurmak
gerekir.
- Ortakulak İltihabı
Bademcik veya gırtlakta meydana gelen iltihaplar grip,
kızamık, kuşpalazı, kızıl gibi hastalıklar ortakulağın
iltihaplanmasına neden olabilir. Hastada, yüksek ateş ve
kulak ağrısı görülür. Kulağa sıcak pansumanlar yapmak,
ağrıları dindirir.
- Kulak Arkasındaki Kemiğin İltihabı
Nedeni, genellikle ortakulaktaki iltihabın, kulak
arkasındaki kemiğe doğru yayılmış olmasıdır. Hastada ateş,
kulak ağrısı, koyu kulak akıntısı, halsizlik görülür. İşitme
azalır. Çaresi ameliyattır.

Kulak kiri : Dışkulak borusundaki ufacık bezler;
kulak kiri adı verilen hafif sarımtırak yağlı bir madde
salgılarlar. Bu salgı fazla olduğu zaman, dışarıya
atılamayıp kulak içinde kuruyacak olursa, bir tıkaç meydana
getirir ve kulak zarını etkileyerek rahatsızlık verir.
Dışkulak borusu, kulak kiri ile tamamen kapanacak olursa,
uğultu, çınlama gibi arızalara neden olur. Tamamen tıkanmış
boru, ancak doktor tarafından açılabilir.

Kulunç ağrısı : Şiddetli ağrılara ve özellikle
kalınbağırsak kaslarının kasılması sonucu meydana gelen ve
omuz başlarında hissedilen ağrılara, halk arasında kulunç
denir. Bu çeşit ağrıların bazıları sabit, bazıları da gezici
ağrı şeklindedir. Kalınbağırsağın kasılmasından kaynaklanan
bu çeşit ağrılara, tıp dilinde kolik denir.

Kum sancıları: Böbrek kumlarını dökmek ve onların
neden olduğu sancıları gidermek için, perhiz yapmak ve bol
bol su içmek çok faydalıdır.

Kurdeşen: Tıp dilinde Ürtiker denilen kurdeşen, bir
çeşit alerjidir. Ciltte aniden başlayan ve birkaç saat süren
dayanılmaz kaşıntılarla kendini gösterir. Ciltte görülen
küçük, kırmızı kabarcıklar, bir süre sonra şişebilir. Bu
belirtiler, bazen çok kısa zamanda geçer, bazen de uzun süre
devam eder. Nedeni, böcek veya arı sokması, bozuk
yiyecekler, bazı yiyecekler, bazı ilaçlar veya aşırı
derecede heyecanlamadır.

Kusmak : Midenin içindekilerini, elde olmayarak ağız
yolu ile dışarı atmaya kusmak, kusulan şeye de kusmuk denir.
Kusmanın bir çok nedeni vardır. Örneğin, zehirli, bozulmuş
yiyecekler, içki, gastrit ve ülser gibi mide hastalıkları,
bazı besinlere karşı hassasiyet, bazı ilaçlar, kanser, mide
kanaması, mide fıtığı, sinirlenme, migren, araç tutması,
zehirlenme, kansızlık, sarılık, tiroid hastalıkları,
hamilelik ve çocuklarda kabakulak, bademcik veya bağırsak
hastalıkları sırasında kusma görülür. Tedavinin ilk şartı,
kusmanın nedenini belirlemektir. Tedavi nedene göre yapılır.
Hasta kustuktan sonra, sırt üstü yatırılır. Birşey
yedirilmez. Bir bardak buzlu su, yudum yudum içirilir.

Kuşpalazı : Difteri de denilen bu hastalığa
tutulanlarda yutkunma zorluğu, ses kısıklığı, nefes darlığı,
kuru öksürük, yüzde morarma, bademcikler üzerinde kurşuni
beyaz renkte bir zar, boğaz ağrısı, boyun bezlerinde şişlik,
iştahsızlık, kol ve bacaklarda ağrılar görülür. Ateş 38-40
derece arasındadır. Nabız süratlidir. Hastalık başlangıcında
teşhis edilip, hastanın nefesi tamamen kesilmeden müdahale
edilmezse, ölümle sonuçlanır. Bulaşıcı bir hastalıktır.
Hastanın bulunduğu yerdeki havaya yayılan mikroplarla
bulaşır. Korunmak için en iyi çare difteri aşısı
yaptırmaktır. Vakit kaybetmeden doktora başvurmak gerekir.
vgokhan
vgokhan
SUPER MODERATÖR
SUPER MODERATÖR

Kadın
Mesaj Sayısı : 7173
Nerden : aquaticforum
Reputation : 94
Points : 7895
Kayıt tarihi : 23/01/08

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

HASTALIK REHBERİ Empty Geri: HASTALIK REHBERİ

Mesaj tarafından vgokhan Bir Çarş. Ağus. 06, 2008 12:54 pm

Loğusa humması : Bazı loğusalarda görülen ciddi bir
hastalıktır. Halk arasında albastı denir. Nedeni, üreme
organı yollarında iltihaplanma, doğum esnasında temizliğe
yeteri kadar önem verilmemesi veya idrar yollarının
iltihaplanması olabilir. Doğumdan 3 veya 7 gün sonra ateş
yükselir. Karnın alt bölümünde yumuşaklık hissedilir. Akıntı
fazlalaşır ve loğusa genel bitkinlikten şikayet eder.
Doktora başvurmak gerekir.

Lösemi : Halk arasında kan kanseri denilir. Kandaki
alyuvarların aşırı derecede çoğalması sonucu meydana gelir.


Lumbago : Sırtın aşağı kısmında hissedilen çok
şiddetli ağrıya lumbago denir. Belirtileri çeşitlidir.
Mesela, hasta otururken, bir yerden kalkarken, eğilerek bir
iş yaparken sırt bölgesinde şiddetli ağrılar hisseder. Ağrı
belirtili bir noktadan başlayıp, kasıklara ve kalçaya doğru
yayılır. Hastalığın belirli bir nedeni olmamakla beraber,
bağların ve kasların fazla gerilmesi, disk kayması veya bel
kemiği ile kalça kemiği arasındaki eklemlerin fazla
zorlanması nedenler arasında sayılabilir. Tedavinin ilk
şartı istirahat etmektir. Ayrıca sırta sıcak su torbası
koymak ve masaj yapmak da çok faydalıdır.
Mide tembelliği: Midenin besinleri gereği gibi ve
normal sürede hazmedememesine mide tembelliği bir başka
ifadeyle mide zafiyeti denir. Nedeni, midede asit fazlalığı,
mide kaslarının zayıflamış olması veya midenin hazım için
gerekli olan salgıyı yapamamasıdır.

Mide ülseri: Midenin iç yüzündeki belirli bir kısmın
aşınması sonucu meydana gelen yaraya mide ülseri denir.
Sinir bozukluğu, midede asit fazlalığı, zamanında ve iyi
tedavi edilmeyen gastrit, mide zafiyeti, karaciğer
yetersizliği veya safra azlığı, kalp hastalıkları,
sindirilmesi güç yiyeceklerin aşırı derecede kullanılması,
haddinden fazla sigara, çay, kahve veya asit yapıcı meşrubat
içmek, alkol kullanmak veya bazı ilaçların uzun süre
kullanılması mide ülserini doğuran nedenler arasındadır.
Hastalığın başlangıcında mide ekşimesi ve ağırlık hissi
vardır. Hastanın ağzına, sık sık ekşi su gelir. Tat alma
duygusu hafiflemiştir, dil paslıdır, hastanın rengi
solmuştur. Karnın üst kısmına bastırılınca, acıma
hissedilir. Bu belirtiler ortaya çıktıktan sonra; en kısa
zamanda tedaviye geçilmezse; yemeklerden 2-3 saat sonra
sırta doğru yayılan şiddetli mide ağrıları baş gösterir. Baş
dönmesi ve terleme de görülür. Bu devrede, kusma ile bir
miktar kan da görülebilir. Bazı kimselerin büyük abdestleri
katran gibi olur. Bu işaretler, ülserin ilerlemiş olduğunu
gösterir.
Mide ülseri, bilhassa ilk bahar ve son bahar aylarında, çok
rahatsız edici bir hal alır. Ağrı ve kanamalar artar.
Mide ülseri, başlangıcında teşhis edilip de tedaviye
başlanılacak olursa, telaşlanmaya ve korkmaya gerek yoktur.
Bu durumda yapılacak ilk iş, üzüntüye kapılmamak, aksine
bütün üzüntülerden sıyrılmaya gayret sarf etmektir. Sonra
tedaviye yardımcı olmak amacıyla aşağıdaki hususlara
kesinlikle uymak gerekir.
- Tedavi süresince istirahat edin
- Yemeklerinizi, her gün belirli saatlerde yiyin
- Bağırsaklarınızın düzenli bir şekilde çalışmasını sağlayın

- Sigara, çay, kahve ve alkolü bırakın
- Diş sağlığına önem verin
- Süt ve sütlü yiyecekler, yumurta, kızarmış ekmek,
tereyağı, pelte ve haşlanmış balık, sebze püreleri ve
patates yemeğini sofranızdan eksik etmeyin.

Mide yanması: Göğüs kemiğinin arka tarafında
hissedilen yanma ile kendini gösterir. Nedeni midede fazla
miktarda asit bulunmasıdır.

Migren: Halk arasında yarım baş ağrısı diye bilinen
ve soğuk bir terleme ile birlikte gelip, başın ve yüzün
yarısını kaplayan özel bir baş ağrısıdır. Ağrılar bazen
dayanılmayacak kadar şiddetli olur. Birkaç dakika
sürebileceği gibi saatlerce hatta günlerce devam eder.
Migren, herhangi bir hastalığın belirtisi olabildiği gibi,
belirli bir neden olmadan da görülebilir. İrsi olanlar da
vardır. Başın yarısında zonklamalar, bulantı ve bazen kusma
görülür. Gözünün önünde siyah benekler, bulanık lekeler,
uçuşur. Bazı kimseler, konuşmakta da zorluk çekerler. Ağrı
geldiği zaman, karanlık bir odada sırt üstü yatmak oldukça
etkilidir. Ayrıca, hazımsızlığı önlemek, haftada iki kere
ılık banyo yapmak, sebze yemek ve kahve, çay, sigara, içki,
gibi zararlı şeyleri terk etmek gerekir.

Miyopluk : 5 metreden daha uzağı yeteri kadar
görememeye miyopluk denir. Nedeni, göz kaslarının yorulmuş
ve kuvvetlerini kaybetmiş olmasıdır. İrsi olanları da vardır
vgokhan
vgokhan
SUPER MODERATÖR
SUPER MODERATÖR

Kadın
Mesaj Sayısı : 7173
Nerden : aquaticforum
Reputation : 94
Points : 7895
Kayıt tarihi : 23/01/08

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

HASTALIK REHBERİ Empty Geri: HASTALIK REHBERİ

Mesaj tarafından vgokhan Bir Çarş. Ağus. 06, 2008 12:55 pm

Nasır : Daha ziyade el ve ayağın sürekli olarak
sürtünmelere uğrayan noktalarında üst derinin kalınlaşması
ve sertleşmesi ile meydana gelen ve basılınca ağrı veren
sertleşmiş deri tümseğine nasır denir. Nedeni, nasırlaşan
bölgeye yapılan basınç ve sürtmedir. Ayakta görülen
nasırlara çoğunlukla sıkı ayakkabılar neden olur.

Nefes darlığı : Tıp dilinde dispne denilen nefes
darlığı önemli bir hastalığın belirtisi olabilir. Spor
yaptıktan, koştuktan veya yorucu bir iş yaptıktan sonra
nefes darlığı normal sayılabilir. Ancak ortada neden yokken
nefes darlığından şikayet etmek mutlaka üzerinde durulması
gereken bir konudur. Çünkü kansızlık, kalp hastalıkları,
mide hastalıkları, bronşit, tiroid bezinin büyümesi, akciğer
hastalıkları, zatürree, astım, zehirlenme, şişmanlık, nefes
darlığına neden olabilir. Nefes darlığından şikayet
edenlerin sigarayı kesinlikle bırakmaları, ağır yemekleri de
terk etmeleri gerekir.

Nefes kokusu : Tıp dilinde halitosis denilen nefes
kokusunun nedenleri çeşitlidir. Genellikle aşağıdaki
nedenlerden kaynaklanır:
- Hazımsızlık, geğirme, kokulu yiyecekler, alkol ve bazı
ilaçlar
- Burun veya sinüz hastalıkarı
- Çürük dişler, ağız yaraları veya bademcik iltihabı
- Kusma veya uzun süreli perhizler
Diğer taraftan şeker hastalığı, kansızlık ve ateşli
hastalıklar sırasında da nefes kokusu hissedilir.
Herşeyden önce, ağız temizliğine çok dikkat etmek gerekir.
Çürük dişler tedavi ettirilmeli, yenilen ve içilen şeylerin
kokusuz olmasına dikkat edilmelidir. Hergün temiz havada
yürümek de faydalıdır. Kısa sürede geçmeyen nefes
kokularında bir doktora başvurmak gerekir.

Nefrit : Böbreklerin çalışmasında görülen bir
bozukluktan kaynaklanır. Bu durumda idrara protein karışır.
Tıp dilinde bright hastalığı da denir. 3 çeşidi vardır.
- Akut Nefrit
- Müzmin Nefrit
- Subakut Nefrit
Nefritin bütün çeşitlerinde yatak istirahatı şarttır.
Üşütmemeye dikkat etmek ve bele kuşak sarmak da gerekir.
Ayrıca çıkan idrar miktarından çok su içilir.

Nevralji : Sinir ağrısına tıp dilinde nevralji denir.
Bilhassa, yüzde ve başta hissedilir. Ama vücudun diğer
taraflarında da bulunabilir. Nedeni soğuk algınlığı, şeker
hastalığı, damar sertliği, veya ağrı yapan sinir yakınında
meydana gelen herhangi bir hastalıktır.

Nevrasteni : Zihin ve vücudun aşırı derecede yorgun
düşmesi sonucu ortaya çıkan bir hastalıktır. Üzüntü,
sıkıntı, endişe, yeteri kadar dinlenmeye vakit ayırmadan
uzun süre çalışmak, bazı mikrobik hastalıklar ve sinirleri
uyarıcı ilaçları uzun süre kullanmak nevrasteni için gerekli
olan zemini hazırlar. Kişi gerçekte hasta olmadığı halde
bazı organlarının hastalığından yakınır. Çabuk yorulur,
çabuk sinirlenir, huzursuzdur, baş ağrıları vardır. Bazen de
gözlerinin iyi görmediğini söyler. Dikkatini toplayamaz,
uykuları da normal değildir. Cinsel ilişkide başarılı
olamadığını, hazımsızlık çektiğini, vücudunun her yerinin
ağrıdığını söyler. Tedavi amacıyla, ılık duş almak,
istirahat etmek, vakit buldukça açık havada dolaşmak, günlük
sıkıntılardan uzaklaşmaya çalışmak, hazmı güç şeyler
yememek, kahve ve sigarayı terketmek gerekir.

Nezle : Burun içindeki ince zarın, üst solunum
yollarının virütik iltihaplanmasıdır. Nezle bulaşıcıdır.
Hastada burun akıntısı, hapşırma, boğaz ağrısı, baş ağrısı,
öksürük bazen de ateş görülür. 1-15 gün devam eder. İyi
tedavi edilmezse müzminleşir. Tedavinin ilk şartı istirahat
etmek ve kalabalık yerlerden uzak kalmaktır.

Nikris hastalığı : Halk arasında gut veya damla
hastalığı tıp dilinde ise podagra denir. Özellikle fazla
içki içen ve fazla kırmızı et yiyenlerde görülür. Daha fazla
erkeklerde rastlanır. El, ayak başparmağı, diz ve
dirseklerde şişkinlik meydana gelir. Ağrı da vardır.
Buraları dokunulmayacak kadar hassaslaşmıştır. Ateş 39,4
dereceye kadar yükselir. Tedavinin başarılı olması için
mutlaka yatak istirahati gerekir. Gıda rejimi uygulanır.
Acılı, tuzlu, sirkeli ve şekerli yiyecekler terkedilir.
Alkol ve sigara bırakılır. Dana, koyun ve kuzu eti yenmez.
Diğer etler, yağ, nişastalı yiyecekler mümkün olduğu kadar
azaltılır. Şeker yerine bal kullanıllır. Az patates, yağsız
beyaz peynir, yağsız süt, yoğurt, enginar, havuç, kereviz,
kiraz, lahana, fasulye, zeytin, maydanoz, armut, çilek,
erik, kara turp, üzüm, domates, ve pırasa yenilebilir.
Ayrıca mümkün olduğu kadar çok limon suyu içilir.
vgokhan
vgokhan
SUPER MODERATÖR
SUPER MODERATÖR

Kadın
Mesaj Sayısı : 7173
Nerden : aquaticforum
Reputation : 94
Points : 7895
Kayıt tarihi : 23/01/08

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

HASTALIK REHBERİ Empty Geri: HASTALIK REHBERİ

Mesaj tarafından vgokhan Bir Çarş. Ağus. 06, 2008 12:56 pm

Onikiparmak bağırsağı ülseri : İncebağırsağın 25
santimetre kadar olan ilk bölümüne onikiparmak bağırsağı
denir. C harfi görünümündedir. Onikiparmak bağırsağında
meydana gelen ülsere tıp dilinde duodenum ülseri denir.
Tedavi eidlmeyen gastrit, fazla asit, sinir bozukluğu,
düzensiz hayat, gürültü, fazla miktarda sigara, çay, kahve
ve alkol kullanmak, safra kesesi veya karaciğer
yetersizliği, kalp hastalıkları, hormon dengesizliği,
dengeli bir şekilde beslenememe, çok sıcak veya çok soğuk
yiyecekler, haddinden fazla et, hamur işleri veya baharatlı
yiyecekler ve bazı ilaçlar; onikiparmak bağırsağında ülserin
meydana gelmesine yardımcı olur. Hasta, mide ekşimesi ve
ağzına ekşi su gelmesinden şikayet eder. Ayrıca dili paslı,
rengi solgundur, baş dönmesi ve fazla terleme de görülür.
Midesinin üstüne basılınca, ağrı hisseder. Yemeklerden sonra
da göğse doğru yayılan bir ağrı belirir. Bu belirtiler, ilk
bahar ve sonbahar aylarında daha da artar. Tedavi için
yapılacak ilk iş, hastalığı doğuran nedenleri ortadan
kaldırmak, yemekleri az, fakat sık sık yemek, istirahat
etmek ve üzüntüden uzak yaşamaya gayret etmektir.

Ödem : Vücudun anormal derecede su toplamasına halk
arasında istiska; tıp dilinde ise ödem denir. Veya hidrofizi
denir. Yüzde, ellerde, ayaklarda veya karında ağrısız
şişlikler görülür. Bu şişkinliklerin kaynağı kalp, karaciğer
veya böbrek hastalıklarıdır.

Öksürük : Çoğunlukla, göğüs, boğaz veya karın
boşluğunda meydana gelen bir rahatsızlığın belirtisi olarak
ortaya çıkan öksürüktür 3 grupta toplanır.
- Kuru öksürük
Nezle, boğaz iltihabı, bademcik iltihabı, fazla sigara
içmek, sindirim bozuklukları, gastrit, ishal, kabızlık,
bağırsak solucanları, kalp hastalıkları ve ses tellerinin
hastalanmasından kaynaklanan öksürükler balgamsızdır, yani
kuru öksürüktür.
- Nöbet şeklinde gelen öksürük Bu çeşit öksürük, boğmaca
veya ciğer şişmesi; gırtlak veya hava borusunun tahriş
olması, veya astımdan kaynaklanır. Bu çeşit öksürükte pek az
balgam görülür.
- Balgamlı öksürük
Bu çeşit öksürük, sık sık tekrarlar. Hastada hırıltı vardır.
Balgam çıkarır ve nefesini dışarı vermekte zorluk çeker.
Balgamlı öksürük; Bronşit, astım, sinüs iltihabı, müzmin
sinüzit, kalp hastalıkları veya tüberküloz'un bir işareti
olabilir.
Öksürük, nasıl olursa olsun, ihmal edilmemesi ve mutlaka
tedavi edilmesi gereken bir hastalıktır
Pamukçuk : Çocuklarda görülen ve beslenme
yetersizliğinden kaynaklanan bir hastalıktır. Tıp dilinde
candia albicans denir.

Paratifo : Tifoya benzeyen, mikrobik ve bulaşıcı bir
hastalıktır. Paratifo mikropları paratifolu hastanın idrar,
büyük abdest veya kanında bulunur. Lağım sularının karıştığı
içme suları ve bu sularla yetiştirilen yiyeceklerle bulaşır.
Hastalığın yaygınlaşmasında kara sinekler de önemli rol
oynar.

Paslı dil : Çoğunlukla mide hastalıkları veya bazı
ateşli hastalıklarda dilin paslandığı görülür. Uzun süreli
dil paslarında doktora başvurmak gerekir.

Peltelik : Dil peltekliğinin nedenleri çeşitlidir:
Müzmin nezle, bademciklerin hastalanmasından dolayı burundan
konuşma, kısmi sağırlık, yarık damak bu duruma neden
olabilir.

Prostat büyümesi : Prostat bezi, idrar torbasının
boynu ile idrar yolu başlangıcını çevreleyen ceviz
büyüklüğünde bir guddedir. Yalnız erkeklerde bulunur.
Prostat bezi, 50 yaşını geçen erkeklerde büyümeye başlayıp,
rahatsızlık verebilir. Hastalığın belirtileri gecenin son
kısmında idrara kalkmak, gündüzleri sık sık idrar yapmak,
idrar yapmakta zorluk, idrarın yavaş yavaş akması, idrarın
başında veya sonunda bir damla kan şeklinde görülür. Kesin
tedavi ameliyatla gerçekleşir.

Prostat iltihabı : Vücudun herhangi bir yerindeki
iltihabın, kan dolaşımı aracılığı ile prostat bezine gelip
yerleşmesi sonucu ortaya çıkar. Hastada titreme, halsizlik,
ateş, sırt ve bacak ağrıları görülür. Hasta, İdrarını ve
büyük abdestini yapmakta güçlük çeker. Tedavi sırasında en
az 10 gün yatak istirahati şarttır.

Prostat kanseri : Prostat bezinin genişleyip,
büyümesi sonucu ortaya çıkan bir hastalıktır. Hastanın karın
bölgesinin alt kısımlarında ve bacak aralarında ağrı vardır.
Bazen sırtta ve kollarda da ağrı hissedilir. Doktor tedavisi
gerekir.
vgokhan
vgokhan
SUPER MODERATÖR
SUPER MODERATÖR

Kadın
Mesaj Sayısı : 7173
Nerden : aquaticforum
Reputation : 94
Points : 7895
Kayıt tarihi : 23/01/08

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

HASTALIK REHBERİ Empty Geri: HASTALIK REHBERİ

Mesaj tarafından vgokhan Bir Çarş. Ağus. 06, 2008 12:56 pm

Rahim egzaması : Rahimden gelen cerahatli akıntının
neden olduğu bir çeşit egzamadır. Rahimde veya vajina
çevresinde kızarma ve şişlikler görülür. Bu şişlikler bir
süre sonra su toplayıp, kabuklanır. Kaşıntı, zonklama ve
yanma hissedilir.

Rahim iltihabı : Rahimim iç yüzünün iltihaplanmasına
tıp dilinde endometri denir. Nedeni, belsoğukluğu, doğumdan
ve çocuk düşürdükten sonra rahimde parça kalması veya rahim
düşüklüğüdür. Hastanın karın bölgesi hassastır, vajinadan
cerahatli ve sümüğe benzer akıntı gelir. Aybaşı kanamaları
fazla olur. Bacaklarda ve leğen kemiği bölgesinde ağrı
vardır. Bu ağrılar dinlenmekle geçer. Doktora başvurmak
gerekir.

Rahim kanaması : Bu hastalık, aybaşı hali dışında
görülen aşırı kanamalarla kendini gösterir. Aybaşı hali
sırasında da sancı olmaz.

Rahim kanseri : Çoğunlukla rahim boynunda ve
vajinanın başlangıç kısmında meydana gelen bir hastalıktır.
Çok düşük yapan veya çok doğuran kadınlarda daha fazla
görülür. Tıp dilinde uterus kanseri denir. Vajinadan kan
veya fena kokulu akıntı gelir. Böyle durumlarda, vakit
kaybetmeden doktora başvurmak gerekir.

Rahimde polip : Rahimde meydana gelen ve nohut
büyüklüğünde olan renkli yumrulara rahim polip'i denir.
Nedeni, rahimin iç yüzünü örten zarın iltihaplanmış
olmasıdır. Aybaşı halinde aşırı kanama, rahim akıntısı ve
arasıra gelen karın ağrıları ile kendini gösterir. Kesin
tedavisi ameliyattır.

Rahim sarkması : Bazı kadınların vajina veya
rahimleri bacaklarının arasına doğru sarkar. Bu durum, yaşlı
kadınlarda görüldüğü gibi gençlerde de görülebilir.
Nedenleri, müzmin öksürük, ıkınma, ağır şeyler kaldırma,
aşırı yorgunluk, rahim ur veya polipleri, doğum sırasında
destekleyici kas ve bağların zayıflamış olması veya aileden
gelen eğilimdir.

Rahim urları : Çoğunlukla doğum yapmamış kadınlarda
görülür. Bazı urlar zararsızdır. Ancak aybaşı günlerinde
gecikme, kilo kaybı, kansızlık ve adet görmenin ikinci ve
üçüncü günlerinde haddinden fazla kanama varsa, geç kalmadan
bir doktora başvurmak gerekir. Ayrıca hastada idrar yapma
ihtiyacı fazlalaşır, leğen kemiği bölgesinde ağrı vardır.


Raşitizm : Çocuklarda görülen bir çeşit kemik
hastalığıdır. Nedeni, yeteri kadar D vitamini almamaktır.
Çoğunlukla yeteri kadar güneş görmeyen, sıhhi olmayan,
rutubetli, karanlık ve basık tavanlı evlerde yaşayan, yeteri
kadar süt içmeyen ve haddinden fazla miktarda unlu gıdalarla
beslenen çocuklarda görülür. Hastalık genellikle 2 yaşında
ortaya çıkar. Çocukta huysuzluk ve devamlı terleme görülür,
iştahı azdır. Bazıları kabızlık çeker, bazıları da ishal
olurlar. Adaleleri gevşektir. Derileri soluk ve kansızdır.
Dişleri geç çıkar ve erken çürür. Ayakta durmayı ve yürümeyi
geç öğrenir. Bacak kemikleri çarpıktır. Düztabanlık görülür.
Deniz, kum veya güneş banyoları, kış aylarında da, haftada 3
kere ılık banyo yaptırmak yaralıdır.

Romatizma : Umumiyetle eklem, kas ve sinir sistemini
etkileyen hastalıklara romatizma denir. Romatizma ağrıları,
vücudun her tarafında görülebilir. Halk arasında, romatizma
ağrılarına yel denir. Şişmanlık, hormon dengesizliği,
karaciğer yetersizliği, beslenme dengesizliği, mide ve
bağırsak bozuklukları, çürük dişler, sinüzit, bademcik
iltihapları ve yaşlılık romatizmayı hazırlayan nedenlerin
başında gelir. Ayrıca, soğuk ve rutubet de çok önemli rol
oynar. Romatizmalı yerlerde ağrı, yanma veya üşütme ve
şişlikler görülür. Ağrı bazen dayanılmaz dereceye varır.
Hareket etmekte de güçlük çekilir. Tedavi edilmezse, kalp
kapağı hastalığı veya bir başka hastalığa neden olur.
3 çeşit romatizma vardır:
- Akut eklem romatizması
- Romatoid artrit
- Dejeneratif romatizma
vgokhan
vgokhan
SUPER MODERATÖR
SUPER MODERATÖR

Kadın
Mesaj Sayısı : 7173
Nerden : aquaticforum
Reputation : 94
Points : 7895
Kayıt tarihi : 23/01/08

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

HASTALIK REHBERİ Empty Geri: HASTALIK REHBERİ

Mesaj tarafından vgokhan Bir Çarş. Ağus. 06, 2008 12:57 pm

Saç dökülmesi: Günde, normal olarak 80 saç kılı
dökülür. Bundan fazla dökülme yaşın ilerlemiş olması, bazı
ateşli hastalıklar, tiroid hastalıkları, kansızlık, verem,
şeker hastalığı gibi bütün vücudu etkileyen hastalıklardan
sonra görülür. Tıp dilinde alopesi adı verilen saç
dökülmesi; basit saç dökülmesi ve pelad olmak üzere iki
çeşittir.

Saçların kepeklenmesi: Kafatası derisi üzerinde
meydana gelen gevşek pul şeklindeki kabuklara kepek denir.
Kuru ve yağlı olmak üzere iki çeşidi vardır. Yağlı
sarımtırak görünüşteki kepeklenmeye, tıp dilinde sebore
denir. Nedeni, derinin en üst kısmında bulunan tabakanın,
ürettiği fazla parçalardır. Bunlar, çoğunlukla saçlar
tarandığı zaman dökülür. Tedavinin ilk şartı; temizlik ve
fazla miktarda unlu şeyler yememektir.

Saçkıran: Tıp dilinde tinea tonsurans denilen
saçkıran, bir çeşit mantarın neden olduğu bulaşıcı bir
hastalıktır. Hiç vakit kaybetmeden tedavi etmek gerekir.
Saçkıranlı hastanın tarağını kullanmak veya şapkasını
giymekle bulaşır. Tedaviye, hastalıklı yerdeki saçları
kesmek veya traş etmekle başlanır. Saçlar, haftada iki kere
yıkanır.

Saç ve sakal ağarması: Yaş ilerledikçe saça ve sakala
rengini veren maddenin yapımı azalır, bir süre sonra da
tamamen kesilir. Kumral ve kızıl saçlar, daha erken
beyazlaşır. Genç yaşlarda görülen beyazlaşmalar ise, ırsidir.
Tedavisi yoktur.

Safra kesesi iltihabı: Safra kesesi taşlarının neden
olduğu bir çeşit iltihaplanmadır. Tıp dilinde kolesistit
denir. İki çeşidi vardır.
- Müzmin safra kesesi iltihabı
Safra kesesi büzülür, gereği gibi çalışamaz hale gelir.
Hastanın karnında, özellikle yemeklerden sonra gaz ve
gerginlik vardır. Ayrıca; sağ taraftan başlayıp,
kaburgaların altına kadar yayılan geçici bir ağrı ve sarılık
nöbetleri de görülür. Tıp dilinde kronik kolestit denir. Bu
hastalık genellikle 40 yaşını geçmiş şişman kadınlarda
görülür.
- Akut Safra Kesesi İltihabıBilhassa, safra yollarına
yerleşmiş taşın neden olduğu bir hastalıktır. Tıp dilinde
akut kolestit denir. Hastada karnın sağ üst kısmına gelen
ani, şiddetli ve çabuk gelişen, sırta, hatta sağ omuzun
ucuna kadar yayılan ağrı vardır. Ateş artar, kusma ve
bulantı görülür.
Her iki çeşit safra kesesi iltihabında da; vakit kaybetmeden
doktora başvurmak gerekir. Ameliyat gerekebilir.

Safra taşları : Safra koyulaşması sonucu meydana
gelen taşlara halk arasında safra taşı, tıp dilinde ise
kolelitiasis denir. Yapılarında kolestrin bulunur. Bazı
safra taşları, rahatsızlık vermez. Bazıları da safra
kanalını tıkar. Çok şiddetli, batıcı bir ağrı, bulantı ve
kusma yapar. Hasta yerinde duramaz olur. Bu olayların
hepsine birden safra kesesi krizi denir. Düşmeyen veya
alınmayan safra taşları, safra kesesinin iltihaplanmasına da
neden olur. Safra taşlarının neden olduğu rahatsızlıkları
gidermek için doktor müdahalesi gerekir.

Sağırlık: Sonradan meydana gelen sağırlıkları doğuran
nedenler çeşitlidir. Mesela; dış, orta veya içkulak
bozuklukları, beyin hastalıkları veya histeri, geçici
sağırlığa neden olabilir. Gerçek nedeni bulmak doktorun
işidir.

Sakal iltihabı: Sakal kılının kolayca koparılması ve
kopan kılın ucunda da cerahat damlacığı görülmesi şeklinde
ortaya çıkan bir hastalıktır. Tıp dilinde sikozis denen bu
hastalığa, stafilokok cinsi mikroplar neden olur.

Salgın menenjit: Menegokok adı verilen bir çeşit
mikrobun; beyin zarına yerleşmesi ve orada iltihaplanmalar
meydana getirmesi sonucu ortaya çıkan bulaşıcı ve tehlikeli
bir hastalıktır. Hastalık, boğazlarında mikrop taşıyan
hastalar veya kendileri hasta olmadıkları halde boğazlarında
menenjit mikrobu taşıyan sağlam kimseler tarafından
bulaştırılır. Hastalık çoğu kere üşüme, titreme ve ateşin
birdenbire yükselmesiyle başlar. Halsizlik, başağrısı, ve
kusma görülür. Dudak ve burun deliklerinin kenarlarında
uçuklar belirir. Gözlerini açmakta zorluk çeker. Bir süre
sonra, ensesi sertleşmeye ve başını öne eğememeye başlar.
Hiç vakit geçirmeden tedaviye başlamak şarttır. Aksi halde,
ölümle sonuçlanabilir. Bu günkü tedavi yöntemleri sayesinde
hastanın sağlığına kavuşması mümkündür. Salgın menenjit
salgını sırasında sağlıklı kimseler hastalarla
görüşmemelidir. Kalabalık yerlere gidilmemelidir. Bütün
vücudun, özellikle ağız ve burunun temiz tutulması gerekir.


Saman nezlesi: Ot veya bitki tozlarının neden olduğu
bir çeşit alerjik hastalıktır. Tıp dilinde pollenosis veya
alerjik rinit denir. Daha ziyade, çiçeklerin açtığı aylarda
görülür. Hastada şiddetli aksırmalar, burun tıkanıklığı,
gözlerde kızarma ve sulanma, fazla miktarda berrak burun
akıntısı ve öksürük görülür. Tedavinin ilk şartı, çiçeklerin
açtığı sıcak ve rüzgarlı günlerde kırlara gitmemek ve güneş
gözlüğü kullanmaktır.

Sara : Bir çeşit sinir hastalığıdır. Nedeni beynin
çalışmasında görülen bir anormalliktir. Tıp dilinde epilepsi
denir. Grand mal ve petit mal olmak üzere iki çeşidi vardır.

- Grand Mal :
Saranın ağır şekline grand mal denir. Hasta nöbet gelmeden
önce aura denilen bir devre geçirir. Bu sırada da, nöbetin
geleceğini anlar. Bu devrede, kulak çınlaması, belirli bir
yerde ağrı, titreme vardır. Ne olduğunu anlayamadığı bir
koku hisseder. Kısa bir süre sonra da, şuurunu kaybederek
yere düşer. Vücudunda kuvvetli çırpınmalar başlar. Kol ve
bacakları ritmik bir şekilde kasılıp, gevşer. Ağzı köpürür,
dilini ısırabilir, farkında olmadan küçük ve büyük
tuvaletini koyabilir. Bir süre sonra da kasılmalar azalır,
derin bir soluk alarak sakinleşir ve kendine gelir.
- Petit Mal :Saranın hafif şeklidir. Bu çeşit saralıda şuur
kaybı görülür fakat, kasılma ve gevşemeler görülmez. Hatta
bazen çevresindekiler kriz geçirdiğini bile anlamaz.
İlkyardım olarak, kriz geçiren hastanın yaralanmasını
önleyici tedbirler alınır. Dilini ısırmaması için de temiz
bir mendili top yaparak ağzına koymak faydalıdır.

Sarılık : Safranın kana karışıp, bütün dokuları hatta
göz aklarını bile sarıya boyaması ile ortaya çıkan bir
hastalık belirtisidir. Tıp dilinde ikter denilen sarılığın
üç çeşidi vardır.
- Hemolitik sarılıkKandaki alyuvarların tahrip olması sonucu
safra, kana karışır. Hastanın idrar rengi normal, büyük
tuvaleti ise koyudur.
- Hepatik sarılık :
Bir virüsün neden olduğu karaciğer iltihabıdır. Karaciğer
hücreleri şişer ve safra yolları tıkanır. Belirtileri, yavaş
yavaş görülür. Hastada ateş, iştahsızlık, ishal ve kusma
vardır. En çok görülen sarılık çeşidi budur.
- Obstrüktif sarılık :
Nedeni, safra kanallarının tıkanmış olmasıdır.
Ortak belirtileri ise şunlardır. Hastalığın neden olduğu
sarı renk, önce göz aklarında görülür. Sonra yüz, boyun,
gövde, kol ve bacaklara kadar yayılır. İdrarın rengi sarı
ile koyu kahverengi arasında değişir. Ciltte de kaşıntı
vardır. Büyük abdest, kil renginde ve fena kokuludur.
Tedavinin ilk şartı, yatak istirahatidir. Sıkı bir perhiz
uygulanır.

Sedef hastalığı : Nedeni, kesinlikle bilinmeyen bir
hastalıktır. İrsi veya sinirsel olduğu söylenmektedir. Tıp
dilinde psoriasis denir. Daha çok, baş derisinde, dizlerde
ve dirseklerde veya tırnaklarda meydana gelen düzensiz
kırmızı lekelerle kendini gösterir. Lekeler, gümüş renginde
ve pul pul olup, deriden yüksektir. Kaşıntı yoktur.

Ses kaybı : Sesin tamamen kaybolmasına, tıp dilinde
afoni denir. Tam veya kısmi olabilir. Nedeni, boğaz veya
gırtlak hastalıkları, konuşma kaslarını kontrol eden
sinirlerin hastalanması veya sinir bozukluğudur. Tedaviye
geçmeden önce, gerçek nedeni bulmak gerekir. 1-2 gün içinde
geçmeyen ses kayıplarında doktora başvurmak gerekir.

Ses kısıklığı : Boğaz veya gırtlağın, dışarıdan gelen
organizmalar tarafından istila edilmesi sonucu ortaya çıkar.
Nedeni, soğuk algınlığı, bağırmak, çok konuşmak, boğazı
tahriş edici duman veya benzeri gazlar veya boğaz
iltihabıdır. Kısa sürede geçmeyen ses kısıklığında, doktora
başvurmak gerekir.

Sık sık idrara gitme : Günde 4 veya 6 kez idrara
gitmek normal sayılır. Bu sayı, içilen su miktarına göre
değişir. Toplam idrar miktarı, 8 su bardağı kadardır. Bu
miktarda ve idrara gitme sayısında fazlalık olduğu zaman
gençlerde şeker hastalığı, ihtiyarlarda böbrek hastalığı
veya prostat büyümesi düşünülebilir.
vgokhan
vgokhan
SUPER MODERATÖR
SUPER MODERATÖR

Kadın
Mesaj Sayısı : 7173
Nerden : aquaticforum
Reputation : 94
Points : 7895
Kayıt tarihi : 23/01/08

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

HASTALIK REHBERİ Empty Geri: HASTALIK REHBERİ

Mesaj tarafından vgokhan Bir Çarş. Ağus. 06, 2008 12:58 pm

Sıraca : Tıp dilinde scrofula denir. Bir çeşit kronik
deri veremidir. Nedeni, boyundaki lenf bezlerinin veremidir.
Daha ziyade boyun bölgesinde ve yüzde acısız şişliklerle
ortaya çıkar. Bir süre sonra patlayan bu şişliklerden irin
akar.

Sıtma : Anofel adlı sivrisineğin sokmasıyla, insandan
insana bulaşan, titreme, ateş ve ter nöbetleriyle kendini
gösteren, kimi zaman da başka bir hastalık gibi görülen ve
tedavi edilmezse, öldüren bulaşıcı bir hastalıktır. Tıp
dilinde malarya denir.

Siğiller : Derinin üst tabakasının büyümesi sonucu
ortaya çıkar. Nedeni, bir çeşit virüstür. Tıp dilinde verrü
denir. Aynı kişide bir yerden diğer bir yere bulaşabilir.
Daha ziyade, parmak, ayak ve yüzün çeşitli yerlerinde,
yuvarlak deriden yüksekte ve çilek görünümünde kabartılar
halinde görülür.

Sinirsel ağrılar : Bu çeşit ağrılar, genelikle küt
ağrı şeklindedir. Vücudun her yerinde hissedilebilir. Ama,
çoğunlukla kalp çevresindeki ağrılardan şikayet edilir. Bazı
kimseler de başlarını tıpkı bir çember gibi sıkan baş
ağrılarından şikayet ederler. İşte bu çeşit ağrılar, bedeni
bir arızadan kaynaklanmıyorsa, sinirsel ağrılardır.

Sinir bozukluğu : Hayat şartlarından fazlasıyla
etkilenenlerde görülebilen, esasta önemli bir kaynağı
olmayan bir rahatsızlıktır. Devamlı olarak endişe içinde
olmak şeklinde görülenine anksiete, ruhi ve bedeni bitkinlik
şeklinde görülenine de depresyon adı verilir. Hasta hayattan
zevk almaz, her zaman mutsuzdur, huzursuzdur, sinirlidir.
Uykuları düzensizdir. Gerçekte bir hastalığı olmadığı halde
çeşitli hastalıkların varlığından şikayet eder. Tedaviye
hayatının iyi yanlarını görmeye alışmakla başlanır.
Sinirlenmekten kaçınmak, her kötü olayın iyi bir tarafı
olduğunu görmeye alışmak, düzenli bir hayat sürmek gerekir.


Sinirsel hazımsızlık : Sinir sisteminin düzenli,
uyumlu çalışmasını kaybetmesi sonucu ortaya çıkar. Ayrıca,
alkol kullanmak, fazla sigara içmek, haddinden fazla çay,
kahve veya süt içmek, çabuk ve gereği gibi çiğnemeden yemek
yemek şikayetlerin artmasına neden olur. Hastanın karnında
ağırlık hissi vardır, midede gurultu, yanma veya ekşime
görülebilir. Geğirir, gaz çıkarır. Yorgunluk, baş ağrısı,
çarpıntı ve unutkanlıktan da şikayet edilir.

Sinirsel kusma : Sinir sistemindeki düzensizlikten
kaynaklanan bir durumdur. Ağıza su gelmesi şeklinde de
görülebilir. Herşeyden önce, sinirlenmemeyi, düzenli bir
hayat sürmeyi alışkanlık haline getirmek tedavinin ilk
şartıdır.

Sinüzit : Çene, alın ve şakak kemikleri içinde
bulunan ve buruna açılan içleri hava dolu boşlukların,
sinüslerin iltihaplanması sonucu ortaya çıkan bir
hastalıktır. Had ve müzmin olmak üzere iki çeşidi vardır.
Nedeni burun iltihabı, nezle, grip, alerji, burundaki şekil
bozuklukları veya buruna kaçan yabancı cisimlerdir. Hastanın
yüzünde zonklayıcı bir ağrı, burnunda tıkanma, akıntı ve baş
ağrısıyla birlikte gelen ateş görülür.

Siroz : Karaciğer dokularının harap olması ve
karaciğerin sertleşmesi sonucu ortaya çıkan bir hastalıktır.
Tıp dilinde cirrhosis denir. Beslenme, hazımsızlık ve fazla
miktarda alkol bazen de safra yollarının tıkanması sonucu
görülür. Hastanın karnı su toplar, ayak bilekleri şişer,
iştahı azalır ve arasıra da kusar.

Sivilceler : Yağ bezelerinin fazla çalışmasından,
hormon veya metabolizma bozukluklarından kaynaklanan en
küçük çıbanlara sivilce denir. Sivilceleri sıkmamak, tuzsuz,
yağsız ve baharatsız şeyler yemek gerekir.

Siyatik : Üst bacağın arka kısmı, arka bacağın dış
tarafı ve siyatik siniri boyunca yayılan ağrıya siyatik
denir. Ağrı, bazen birdenbire gelir. Bazen de yavaş yavaş
ilerler. Otururken, kalkarken, uzanırken hareketler zorlukla
yapılır. Belkemiğinin aşağı bölgesi, hassastır. Ağrılar
yürürken, öksürürken ve gerinirken daha da artar. Halk
arasında sinir romatizması da denir. Nedeni, omurlar
arasında kıkırdak disklerin yerinden oynaması, yani disk
kayması, omurganın alt bölümünün iltihaplanmış veya
zedelenmiş olması, dizkapağı iltihabı veya sinir
iltihabıdır. Tedavinin ilk şartı yatak istirahatidir. Ayrıca
yatak altına kalın bir tahta koymalı, iki yastıktan fazla da
yastık kullanmamalıdır.

Skorbüt : C Vitamini eksikliğinin neden olduğu bir
hastalıktır. Daha ziyade 5-6 ay süreyle yeteri kadar C
vitamini alamayan çocuklarda ortaya çıkar. Hastada
dermansızlık, zayıflama, ve kanamalar görülür. Yaraların
iyileşmesi gecikir, diş etleri şişer ve mikrobik
hastalıklara yakalanma ihtimali artar. Küçük çocuklara her
gün 4 çorba kaşığı taze sıkılmış portakal, limon veya
greyfurt suyu verilirse, skorbüt olmaları önlenmiş olur.

Şarbon : Halk arasında karakabarcık da denilen bu
hastalık daha çok kasap, çiftçi veya veterinerlerde görülen
ve hayvanlardan, insanlara geçen mikrobik bir hastalıktır.
Daha çok yüz, boyun veya kolda bir çıban çıkıp daha sonra
patlar. Etrafında da siyah bir kabuk meydana gelir. Öldürücü
bir hastalık olduğu için vakit kaybetmeden doktora başvurmak
gerekir.

Şeker hastalığı : Vücudun şeker yakmasında ortaya
çıkan bozukluğun neden olduğu bir hastalıktır. Tıp dilinde
diabet denir. Pankreas, kandaki şeker miktarını kontrol eden
ve adına insülin denilen bir madde salgılar. Pankreas bu
görevini yerine getirmezse, kandaki fazla şeker, karaciğere
depo edilir. Aç karnına alınan 100 gram kanda 80 miligram
şeker vardır. Bu miktar yemekten 1-2 saat sonra 140
miligrama kadar yükselir. Kandaki şeker miktarı hastalığın
durumuna göre aşağıdaki gibi tespit edilir. Şeker durumu
Açken Yemekten 1-2 saat sonra Normal kimselerde 80 mg. 140
mg.
Orta derecede 130 mg. 190 mg.
Ağır derecede 160 mg. 215 mg.

2 çeşit şeker hastalığı vardır.
- Şekersiz Diabet :
Hipofiz bezinin arka tarafından salgılanan antidiüretik
hormonun yetmezliği sonucu ortaya çıkan bu çeşit şeker
hastalığına, tıp dilinde diabetes insipidus denir.
- Şekerli Diabet :Pankreasın salgıladığı insülin yetmezliği
sonucu ortaya çıkan bu çeşit şeker hastalığına, tıp dilinde
diabetes mellitus denir.

Şeker hastalığını doğuran nedenler dengesiz beslenme,
şişmanlık veya sinir bozukluğudur. Bazı kimselerde de
irsiyet önemli bir rol oynar.
Hastalığın başlangıcında çok yemek ve su içmek ihtiyacı
vardır. İdrar miktarı da artar. Kadınların idrar yapma
yerlerinde kaşıntı vardır. Ayrıca devamlı yorgunluk hali
görülür.
İleri safhada devamlı baş ağrısı, el ve ayak titremeleri,
iştahsızlık, aseton kokusuna benzer nefes kokusu, ter
kokusu, adele krampları, hafıza zayıflığı, kısmi veya tam
felç, iyileşmeyen yaralar ve uykuda sayıklama görülür.
Şeker hastalığı tedavi edilmezse sonuç damar sertliği, kalp
yetmezliği, göğüs anjini, görme zayıflığı, katarakt,
karaciğer hastalıkları, siroz olabilir.
İki çeşit şeker koması vardır.
- Diabetik Koma :Daha ziyade şeker hastalarında görülür.
Nedeni, insülin verme zamanını geçirmek, gerektiğinden az
miktarda insülin vermek, bağırsak iltihabı, bademcik
iltihabı, grip veya iyileşmeyen yaralardır.
- Şeker Eksikliği Koması :
Tıp dilinde hipoglisemi adı verilen bu çeşit koma, terleme,
titreme, çırpınma huzursuzluk, şiddetli açlık, ve aşırı
duygusallıkla başlar. Nedeni, fazla miktarda insülin vermek
veya çok miktarda karbonhidratlı yiyeceklerle beslenmektir.


Şeker hastaları haftada en az iki kere ılık banyo yapmalıdır
ve sonra da vücutlarının her tarafını ılık bir havlu ile
ovmalıdır. Kabız veya ishal olmamalıdırlar. Perhiz
yapmalıdırlar. Erken yatıp erken kalkmalıdırlar. Ağız, boğaz
ve diş sağlığına aşırı özen göstermelidirler. Masaj, beden
hareketleri ve açık havada yürüyüşü ihmal etmemelidirler.


Şirpençe : Daha çok ense, sırt ve kaba etlerde
beliren birçok çıbanların birleşmesi ile meydana gelen ve
çabuk genişleyen bir çeşit kan çıbanıdır.

Şişmanlık : Şişmanlık, alınan kalori miktarının
yakılan kaloriden daha fazla olması sonucu ortaya çıkan bir
metabolizma bozukluğudur. Tıp dilinde obesite denir.
İstatistiklere göre şişmanların daha çabuk yaşlandıkları,
şeker hastalığı, damar sertliği, kalp hastalıkları,
karaciğer ve safrakesesi hastalıkları, tansiyon yüksekliği,
akciğer hastalıkları, romatizmal hastalıkların tehdidi
altında bulundukları belirtilmektedir. Bu nedenle
şişmanlıktan kurtulmak için diyet ve beden hareketleri
yapmak gerekir.
vgokhan
vgokhan
SUPER MODERATÖR
SUPER MODERATÖR

Kadın
Mesaj Sayısı : 7173
Nerden : aquaticforum
Reputation : 94
Points : 7895
Kayıt tarihi : 23/01/08

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

HASTALIK REHBERİ Empty Geri: HASTALIK REHBERİ

Mesaj tarafından vgokhan Bir Çarş. Ağus. 06, 2008 12:58 pm

Tansiyon : Kan basıncına tansiyon denir. Kalp her
kasılışında belirli miktardaki kanı atardamarlara pompalar.
Bu sırada da, kan basıncı en yüksek seviyeye çıkar. Buna
büyük tansiyon denir. Kalbin iki kasılışı arasında geçen
zaman içinde ise, kan basıncı en düşük seviyeye iner. Buna
da küçük tansiyon denir. Büyük tansiyon ile küçük tansiyon
arasındaki fark da nabız basıncını gösterir. Tansiyon yaşa
bünyeye ve tansiyon ölçüldüğü andaki ruhi veya bedeni duruma
göre farklılık gösterir. Yaşlandıkça tansiyon yükselmesi
normaldir.

Tansiyon düşüklüğü : Büyük tansiyon, 11'den aşağı
düştüğü zaman tansiyon düşüklüğü vardır. Bu duruma tıp
dilinde hipotansiyon denir. Tansiyon, ateşli hastalıklar
sırasında, büyük kanamalardan sonra, iç salgı bezi
bozukluklarında veya herhangi bir hastalıktan sonraki
iyileşme döneminde düşer. Bazı kadınların aybaşı hallerinde,
veya sıcakta fazla ter kaybından sonra veya sinirli
kimselerde de tansiyon düştüğü görülür. Devamlı olarak
tansiyon düşüklüğü önemli bir hastalığın işareti olabilir.


Tansiyon yüksekliği : Büyük tansiyonun kişinin yaşına
göre yüksek olmasına halk arasında tansiyon yüksekliği, tıp
dilinde ise hipertansiyon denir. Bir çok hastalıkta tansiyon
yüksekliği görülür. Mesela kalbin sol bölümünün büyümesinde,
böbrek hastalıklarında, damar sertliğinde, kan hücrelerinin
çoğalmasında, şişmanlıkta ve iç salgı bezleri
hastalıklarında kan basıncı artar. Tansiyon yüksekliğinin
belirtileri arasında yorgunluk, sinirlilik, çarpıntı, baş
dönmesi, uykusuzluk, baş ağrısı vardır.

Tavukkarası : Az aydınlık yerlerde, görememek
şeklinde ortaya çıkan bir çeşit göz hastalığıdır.

Temriye : Bir çeşit deri hastalığıdır. Yer yer küme
küme bir takım kızartılarla kendini gösterir.

Tırnak iltihabı : Tırnak kenarlarında veya altında
cerahat birikmesine, tırnak iltihabı denir. Nedeni, ufak
kesikler veya sıyrıklar sonucu bakterilerin yerleşmesidir.
İltihaplanan tırnağın kenarında kızarıklık görülür. Ağrı da
vardır.

Tifo : Mikrobik ve bulaşıcı bir hastalıktır.
Hastalığın mikrobu çomak şeklindedir. Tifo basili adı
verilen bu mikrop, çoğunlukla tifolu hastaların dışkılarında
veya idrarlarında, kanlarında, tükürüklerinde veya
vücutlarında görülen deri döküntülerinde bulunur. Tifo
salgınına, lağım suları karışmış içme suları veya lağım
suları ile mikroplanmış yiyecek maddeleri neden olur. Salgın
daha ziyade yaz ve sonbahar aylarında görülür. Hastalık,
mikrop vücuda girdikten yaklaşık 7-15 gün sonra ortaya
çıkar. Hastalığın ilk günlerinde yorgunluk ve baş ağrıları
görülür. Fakat hasta yatmak ihtiyacını hissetmez. Birkaç gün
sonra ateş yavaş yavaş yükselmeye başlar. İştahsızlık, baş
ağrısı, burun kanaması, bronşit, mide ve bağırsak
bozuklukları ile birlikte ishal görülür. İlk belirtilerin
ortaya çıkmasını takip eden birkaç gün içinde ateşi daha da
yükselir. Göğsünde karnında ve sırtında pire ısırığına
benzeyen kırmızı lekeler belirir. Bu günler içinde tansiyon
düşer, nabız da yavaşlar. Hastalığın üçüncü haftasında karın
gerginleşir ve şişer. Dışkı ise yumuşaklaşır, bağırsak
kanamaları görülebilir. Bademcikler iltihaplanmış, hasta
zayıflamıştır. Üçüncü haftanın sonlarından itibaren, ateş
düşmeye ve diğer belirtiler kaybolmaya başlar. Tifo kalbi,
beyni, böbrekleri, akciğerleri, karaciğeri, göz ve kulak
sinirlerini etkiler. Bu nedenle iyi tedavi şarttır. Hastaya
süt, yoğurt, ayran, hoşaf, meyva suları, limonata, portakal
suyu, yumurta sarısı, yumurtalı çorbalar, iki kere çekilmiş
etten yapılmış köfteler, sebze ve meyve püreleri verilir.
Çok su içirilir.

Tifüs : Çok tehlikeli ve bulaşıcı bir hastalıktır.
Halk arasında lekeli humma da denir. Bitler aracılığı ile
bulaşır. Tifüsü doğuran nedenler; pislik, aşırı kalabalık
yerlerde yaşamak, açlık ve yorgunluktur. Tifüs 12-14 gün
devam eder. Riteksiyon denilen tifüs mikrobu, vücuda
girdikten bir süre sonra; hastada halsizlik, baş ve bel
ağrıları görülür, ateşi yükselir. Dudakları kurur, dili
paslanır, yüzü kızarır. 4-5 gün içinde derinin üzerinde ufak
kırmızı lekeler ortaya çıkar. Bazı hastalarda, sayıklama,
bağırma ve tuvaletini altına kaçırması görülür. Hasta
sağlıklı kişilerden ayrı bir yerde bakıma alınır. Eşyaları,
bulunduğu yer dezenfekte edilir. Sulu ve sindirimi kolay
yiyecekler verilir. İyi beslenir, vücut temizliğine çok
dikkat edilir.

Titremek : Tıp dilinde tremor denilen titremek, irade
dışında meydana gelen bir hastalık belirtisidir. El ve ayak
titremesi; daha ziyade, nevroz, isteri veya nevrasteninin
belirtisidir. Hafif titremeler, genellikle, guatr, alkolizm,
kurşun veya cıva zehirlenmesi ya da ihtiyarlığın işaretidir.
Şiddetli titremeler parkinson hastalığı ve uyku hastalığında
görülür.
vgokhan
vgokhan
SUPER MODERATÖR
SUPER MODERATÖR

Kadın
Mesaj Sayısı : 7173
Nerden : aquaticforum
Reputation : 94
Points : 7895
Kayıt tarihi : 23/01/08

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

HASTALIK REHBERİ Empty Geri: HASTALIK REHBERİ

Mesaj tarafından vgokhan Bir Çarş. Ağus. 06, 2008 12:59 pm

Uçuk : Dudakta veya burun kenarında hafifçe şişmiş,
kırmızı ve ağrılı bir leke şeklinde beliren bir hastalıktır.
Nedeni, tükürükte bulunan bir çeşit virüstür. Daha ziyade
ateşli hastalıklar ve soğuk algınlığı sırasında görülür. Tıp
dilinde herpes simplex denir. Dudak veya burun kenarında
meydana gelen kırmızı lekeler, bir süre sonra su toplar,
küçük kabarcıkar meydana gelir. Birkaç gün sonra da
sararırlar ve kabuk bağlarlar.

Ur : Vücudun herhangi bir yerinde görülen şişliklere
halk arasında ur, tıp dilinde ise tümör denir. İyi huylu,
kötü huylu ve iltihabi olmak üzere üç çeşidi vardır.

Uykusuzluk : Tıp dilinde insomnia denilen uykusuzluğu
doğuran nedenler çeşitlidir. Örneğin yorgunluk, mide
şişkinliği, hazımsızlık, zayıflatıcı veya uyarıcı ilaçlar,
fazla sıcak, rahatsız edici ışık, gürültü sinir bozukluğu,
fazla miktarda çay, kahve veya sigara içmek, ağrılar, kalp
veya akciğer hastalıkları, ateş, kaşıntı, günlük olayların
etkisi, yatağın uygun olmaması, tedirginlik gibi nedenler
uykusuzluğa neden olur. Uykusuzluğu doğuran nedeni bulmak
gerekir. Basit uykusuzluklarda yatmadan önce sigara, çay,
kahve gibi şeyler içmemek, müzik dinlemek, yatak odasını
havalandırmak, bir bardak sıcak süt içmek ve sıcak banyo
yapmak çok faydalıdır.

Uyurgezerlik : Tıp dilinde somnambülizm adı verilen
bu hastalıkta hastanın şuuru uykuda olduğu halde, duyu
organları uyanıktır. Belirtileri hastaya göre değişir.
Bazıları uykularında gezer; bazıları ise uykularında
konuşur, bağırır, el ve kol işareti yapar. Uyandıkları zaman
da uykularında yaptıklarını hatırlamazlar. Daha çok ruhsal
bir bozukluğun ifadesidir. Ayrıca başından yaralanmış
olanlarda, kanlarındaki şeker oranı düşük veya beyin
damarlarında sertleşme olanlarda da uyurgezerlik
görülebilir. Bazı kimselerde ise genetiktir. Uykuda gezen
hastaların devamlı olarak ailesi tarafından kontrol altında
tutulması, başına gelecek herhangi bir kazayı önlemesi
açısından faydalıdır.

Uyuz : Serkopt denilen gözle zorlukla görülecek kadar
küçük olan uyuz böceğinin, üst derinin altına girerek
meydana getirdiği kaşındırıcı ve bulaşıcı bir deri
hastalığıdır. Özellikle el, bilek, parmak araları, koltuk
altları, karın bölgesi ve kaba etlerde şiddetli kaşıntılar
ve çizgi şeklinde yaralar görülür. Yapılacak ilk iş hastanın
ve ilişkide bulunduğu kimselerin bütün çamaşırlarını,
elbiselerini, yatak örtü ve çarşaflarını yıkamaktır.

Üremi : Karaciğerde meydana gelip, kan vasıtasıyla
böbreklere taşınan ve idrarla dışarı atılan zararlı
maddelere üre denir. Ürenin, idrarla dışarıya atılmayıp,
vücutta kalmasından meydana gelen hastalığa da üremi denir.
Nedeni, böbrek hastalıkları ve prostat büyümesidir. Hastada
devamlı baş ağrısı, görme bulanıklığı, hıçkırık, gündüzleri
uyuma ihtiyacı ve geceleri de uykusuzluk görülür. Vakit
kaybetmeden tedavi edilmesi gereken bir hastalıktır. Ayrıca
tedaviye yardımcı omak amacıyla hastanın üşütmemesi,
yorulmaması, düzenli beslenmesi, sigara veya alkolü
bırakması gerekir.

Üşümek : Bazı kimseler, üşümeyi gerektirecek
hastalıkları olmadığı halde üşüdüklerinden yakınırlar. Bu
şikayetleri, kalorisi yüksek şeyleri yemekle geçer. Ayrıca
aşağıdaki reçeteleri uygulamak da faydalıdır.
vgokhan
vgokhan
SUPER MODERATÖR
SUPER MODERATÖR

Kadın
Mesaj Sayısı : 7173
Nerden : aquaticforum
Reputation : 94
Points : 7895
Kayıt tarihi : 23/01/08

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

HASTALIK REHBERİ Empty Geri: HASTALIK REHBERİ

Mesaj tarafından vgokhan Bir Çarş. Ağus. 06, 2008 12:59 pm

Varis: Damarların büyümesi ve şişmesine varis denir.
Çoğunlukla bacağın alt kısımlarında görülür. Nedeni ayakta
fazla durmak, şişmanlık, kan damarlarındaki kapakların
düzensiz çalışması veya jartiyer kullanmaktır. Belirtileri,
deri yüzeyindeki damarlar eğri, büğrü olup şişerler. Deri
rengini kaybeder. Akşam saatlerinde de ayak bilekleri
şişebilir. Banyodan sonra, aybaşı halinde, sıcak havalarda
veya uzun süre ayakta kaldıktan sonra, yorgunluk, bacaklarda
ağrı, karıncalanma ve dolgunluk hissedilir.

Varis ülseri : Daha çok, bacağın alt kısmında görülen
yuvarlak bir yaradır. Nedeni, varisli yerde meydana gelen
herhangi bir yaralanmadır. Hastalık bacağın alt kısmında,
bileğe yakın bir yerde yuvarlak bir yara olarak ortaya
çıkar. Ayak bileği şişer, deri esmerleşir ve bazen de ağrı
hissedilir. Doktor tedavisi şarttır.

Veba : Bulaşıcı ve öldürücü bir hastalıktır. Veba
mikrobunu taşıyan farelerin pireleri tarafından insanlara
geçer. Nedeni, pisliktir. Pis ve güneş girmeyen yerler veba
için en uygun ortamlardır. Hastalık, mikrop kapıldıktan
sonra gelen 2-8 gün içinde kendini gösterir. Hastada, aniden
başlayan baş ve sırt ağrıları, ateş, titreme, kusma, nefes
darlığı, halsizlik, deri lekeleri, burun kanaması, kan
tükürme, kasık ağrıları ve devamlı dalgınlık görülür. Dili
de kahverengi ve kurudur. Yapılacak ilk iş hastayı tecrit
etmektir. Çevresindeki sağlıklı kimselerin de koruyucu aşı
olması gerekir. Bugün için önemi kalmayan ve eski devirlerde
olduğu kadar çok görülmeyen bu hastalığın tedavisi için geç
kalmadan sağlık kuruluşlarına haber vermek gerekir.

Verem : Akciğer veremi, tüberküloz, fitizi diye
bilinir. Nedeni, koch basili denilen ufak kıvrık içinde
küçük noktacıklar görülen çomak şeklindeki verem basilidir.
Verem mikrobu insan vücuduna çeşitli yollardan girebilir. Bu
yolların başında, solunum yolları gelir. Hastalık,
çoğunlukla veremlinin balgamı veya veremli ineklerin sütü
ile bulaşır. Sağlık şartlarına uymamak, aşırı yorgunluk,
üzüntü, grip, boğmaca, kızamık veya şeker hastalığı vücudun
direncini kaybetmesine ve hastalığın ihtimalinin artmasına
neden olur. Verem, üç devrede gelişir. Birinci devrede,
hastada genel yorgunluk, iştahsızlık, sırt ağrıları,
öksürük, ve 38 dereceye varan ateş görülür.Verem basili bu
devrede tüberkül adı verilen iltihaplı bölgeler oluşturur.
İkinci devrede hiç bir belirti görülmeyebilir. Fakat
basiller bütün vücuda yayılarak deri, eklemler, kemikler,
böbrekler, bağırsaklar, karın ve beyin zarına yerleşirler.
Bu devrede tedaviye başlanmamışsa, vücudun direnci azalmaya
başlar. Üçüncü devrede, varem basilleri kan veya lenf
kanalları yoluyla yayılmaya devam eder. Hastada, yorgunluk,
balgamlı öksürük, akşamları yükselen hafif ateş, iştahsızlık
ve gece terlemeleri görülür. Bu devrede, tedavi edilmezse,
diğer akciğer de hastalanabilir. Tedaviye 4 ila 9 ay kadar
devam etmek gerekir. Tedavinin ilk şartı temiz ve açık hava,
bol gıda ve üzüntüsüz bir hayattır.
vgokhan
vgokhan
SUPER MODERATÖR
SUPER MODERATÖR

Kadın
Mesaj Sayısı : 7173
Nerden : aquaticforum
Reputation : 94
Points : 7895
Kayıt tarihi : 23/01/08

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

HASTALIK REHBERİ Empty Geri: HASTALIK REHBERİ

Mesaj tarafından vgokhan Bir Çarş. Ağus. 06, 2008 1:00 pm

Yanıklar: Sıcak bir şeyin veya yakıcı bir maddenin
etkisiyle vücudun herhangi bir yerinde meydana gelen hücre
ve doku bozulmasına yanık denir. Yanıklar ikiye ayrılır:
- Basit Yanıklar: Bunlar, deride hafif bir kızarıklık
meydana getiren yanıklardır. Bir süre sonra, içi su dolu
kabarcıklar ortaya çıkar. Bunları, kesinlikle patlatmamak
gerekir. Yapılacak şey gerekli ilacı sürüp iyileşmesini
baklemektir.
- Önemli Yanıklar: Yanık alanı büyük ve derinliği de fazla
ise, önemli bir yanık var demektir. Bu gibi durumlarda
mutlaka hastaneye başvurmak gerekir.

Yaralar: Herhangi bir kaza sonucu deride meydana
gelen yarılma, kesilme, ezilme veya parçalanmalara yara
denir. Birçok çeşidi vardır. Ateşli silahlar, batıcı veya
delici aletler, yakıcı maddeler veya hayvan ısırmaları
sonucu meydana gelen yaraların, hiç vakit kaybetmeden tedavi
edilmesi gerekir. Yaralar, temizlik şartlarına uyulmayıp da,
mikrop kapacak olursa, yara yerinde şişme, kızarma, ateş ve
ağrı görülür. Bu da, yaranın iltihaplandığına işarettir. Bu
durumdaki yaralar, gereği gibi tedavi edilmeyecek olursa,
yaradan dağılan mikroplar vücudun diğer tarflarına da
yayılıp çok tehlikeli hastalıkara yol açabilir.
Yaralanmalarda yapılacak ilk iş; akan kanı durdurmaktır.
Kanı durdurmak için, kanayan yerin üstüne gaz bezi veya
temiz bir bez parçası konup, iyice bastırılır. Kan bir süre
sonra durur. Kanama durduktan sonra bez kaldırılır, yaranın
üzerine bir parça tentürdiyot sürülüp, yara temiz bir gaz
bezi ile sarılır. Kan fışkırarak akıyorsa, yaranın üzerine
gaz bezi yea temiz bir bez parçası bağlandıktan sonra,
kanayan yere bastırılır. Sonra ipin uçları, bir parça çubuğa
bağlanıp, döndürüle döndürüle iyice sıkılaşması sağlanır. Ve
hiç vakit kaybetmeden hastaneye götürülür.

Yılancık : Küçük yara veya sıyrıklardan giren
mikropların neden olduğu ve tıp dilinde Erizipel denilen bir
çeşit deri hastalığıdır. Halk arasında kızılyürük denir.
Mikrop kapıldıktan bir kaç saat veya birkaç gün sonra;
hastada ateş ve titreme görülür. Bilhassa, yüz, burun
kanatları veya baldırlarda; çevresi kabarık, yaygın
kızarıklık ve ağrı görülür. Bu bölge, bir süre sonra şişer,
deri gerilir. Ayrıca iştahsızlık ve baş ağrısı da
görülebilir. Yılancık ihmal edilmemesi gereken bir
hastalıktır. Bunun için de iyi bir tedavi şarttır. Tedavinin
ilk şartı, yatak istirahatidir.

Yılan sokması : Yılan zehiri çok çabuk ve şiddetli
tesir gösteren zehirlerdendir. Ancak, bu zehirler ağızdan
alındıkları zaman zehirlemezler. Zehirli yılanların çoğu
büyük başlıdır. Bazılarının başları da üç köşelidir. Uzun
kıvrık dilleri ve çatallı dişleri vardır. Soktukları zaman;
dişlerinin dibinde bulunan bezden salgıladıkları zehiri,
dişin içindeki kanal vasıtasıyla, soktukları yere
aktarırlar. Orada ağrı, şişme ve kızarma görülür. Bazı
kimselerde de yılan zehirinin çeşidine göre, kusma,
baygınlık, titreme, nefes darlığı, uyuklama veya kısmi felç
görülür. Yılan sokan kimseye zehir bütün vücuda yayılmadan
önce aşağıdaki işlemi yapmak gerekir. Sokulan yer kol veya
bacakta ise; yaranın üst tarafına sıkı bir bağ yapılır.
Sonra alkole bandırılmış veya ateşte kızartılmış bıçak, çakı
veya jiletle yara kanatılır. Arkasından, ağzın etrafına ve
dudaklara zeytinyağı sürülür. Sokulan yer emilip, tükürülür.
Aynı işlem 3-4 kere tekrarlanır. Sonra madeni bir şey ateşte
kızdırılıp, sokulan yer dağlanır. Ayrıca aşağıdaki
reçetelerden biri veya bir kaçı uygulanır. Zehirlenme
belirtileri varsa vakit kaybetmeden hastaneye götürmek
gerekir.

Yorgunluk : Uzun süre çalışmaktan sonra görülen
durumdur. Organların sürekli olarak yorgunluğu sonucu
bozulmasına da sürmenaj denir. Gereği gibi çalışmama,
isteksizlik, halsizlik, baş veya sırt ağrıları, hazımsızlık,
huzursuzluk ve huysuzluk, can sıkıntısı gibi belirtilerle
ortaya çıkar. En kolay tedavi, ılık duş alıp, istirahat
etmektir. Sabah akşam, kol ve bacakları soğuk su ile yıkamak
da çok faydalıdır.
vgokhan
vgokhan
SUPER MODERATÖR
SUPER MODERATÖR

Kadın
Mesaj Sayısı : 7173
Nerden : aquaticforum
Reputation : 94
Points : 7895
Kayıt tarihi : 23/01/08

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

HASTALIK REHBERİ Empty Geri: HASTALIK REHBERİ

Mesaj tarafından vgokhan Bir Çarş. Ağus. 06, 2008 1:01 pm

Zatülcenp : Akciğerleri saran zarın iltihaplanması
sonucu görülen bir hastalıktır. Tıp dilinde plörezi denir.
Nedeni, zatürree, verem veya akciğer absesinden yayılan
iltihaptır. Tedaviye vakit geçirmeden başlamak gerekir.

Zatürree : Halk arasında akciğer iltihabı tıp dilinde
ise pnömani denir. 3 çeşidi vardır.
- Lober Pnömoni : Pnömokok adı verilen mikropların neden
olduğu had akciğer iltihabıdır. Mikroplu tozlar, fazla
yorgunluk, soğuk algınlığı veya uzun süre güneşte kalmak
hastalığın zeminini hazırlar. Hastalık ani baş ağrısı,
titreme, kusma ve sırt ağrıları ile başlar. Ateş, 40
dereceye kadar yükselir. Fakat 10. günden sonra düşmeye
başlar. Öksürük, kısa sürelidir. Balgam, kanlı ve
yapışkandır. Hastanın yüzü kızarmış, dudaklarının etrafı
kabarmış, cildi kuru ve dili de paslıdır. Geceleri kriz
gelebilir.
- Virüs Zatürreesi : Virüslerin neden olduğu bir çeşit
zatürreedir. Ya aniden ya da bir soğuk algınlığı sonunda
görülür. Lober pnömoniden daha hafif geçer. Hastalığın ateşi
39 dereceye kadar yükselir. Kendini son derece yorgun
hisseder. Öksürüğü kuru fakat az balgamlıdır. Kol ve
bacaklarında da ağrılar vardır.
- Bronköpnomoni : İyi tedavi edilmeyen grip, boğmaca,
bronşit veya kızamıktan sonra ortaya çıkan bir hastalıktır.
Nedeni, akciğer ve bronşların yer yer iltihaplanmış
olmasıdır. Hastalık, bronşit gibi başlar, tedbir alınmazsa,
2-3 gün içinde ağırlaşır. Ateş sabahları 38 derece iken
akşamları 40 dereceye kadar yükselir. Hastada öksürük,
cerahatli ve bazen de kanlı balgam görülür. Halsizdir, nefes
almakta güçlük çeker, rengi de soluktur.
Doktor tedavisi şarttır. Diğer tarftan, hasta istirahat
ettirilir ve morali üstün seviyede tutulur. Yanına fazla
misafir kabul edilmez. Ağrı olan tarafına içine sıcak su
doldurulmuş şişe konur. Sıcak su buharı teneffüs ettirilir.
Ateşi yükseldiği zaman da; vücudu ıslak bezle silinir. Ateş
düşürücü ilaçlar verilmez.

Zayıflık : Vücut yeterli derecede beslenmezse, kilo
kaybeder. Bu durum, bir çok müzmin hastalıklarda ve had
hastalıkların hemen hemen hepsinde görülür. Zayıflık,
belirli bir hastalıktan kaynaklanıyorsa, ilk önce onu tedavi
etmek gerekir.

Zihin yorgunluğu : Aklın geçmiş olayları, öğrenilen
şeyleri saklayıp, zamanı gelince şuur üstüne çıkarıp,
hatırlaması kabiliyetine hafıza denir. Bu yeteneklerin
geçici olarak kaybolmasına da zihin yorgunluğu denir.

Zona : Göğüs veya gövdede ya da yüzde ve gözde,
çoğunlukla yalnız bir tarafta olmak üzere görülen ve
sinirler boyunca yakıcı ağrılara, zona veya herpes zoster
denir. Hastalık başladıktan birkaç gün sonra ağrıların
olduğu yerde, bir kırmızılık ve ortasında içi su dolu küçük
kabarcıklar görülür. Bu belirtiler bir hafta kadar devam
eder.
KAYNAK.SAĞLIK PLATFORMU

_________________
HASTALIK REHBERİ Bayrakkizvecocuk
vgokhan
vgokhan
SUPER MODERATÖR
SUPER MODERATÖR

Kadın
Mesaj Sayısı : 7173
Nerden : aquaticforum
Reputation : 94
Points : 7895
Kayıt tarihi : 23/01/08

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Sayfa başına dön


 
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz