AQUATICFORUM
AQUATICFORUM A HOŞGELDİNİZ.FORUMDAN DAHA ETKİN YARARLANMAK İÇİN LÜTFEN GİRİŞ YAPINIZ.
▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓
▓▓▓▓▓▒▒▒▒▒▒▒▒▒▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓
▓▓▓▓▒▒▒▒▒▓▓▓▓▓▓▓▓▒▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓ ▓▓▓▓▒▒▒▒▓▓▓▓▓▓▓▓▓▒▒▓▓▓▒▒▓▓▓▓▓▓
▓▓▓▒▒▒▒▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▒▒▒▒▒▒▓▓▓▓▓▓▓ ▓▓▓▒▒▒▒▓▓▓▓▓▓▓▓▒▒▒▒▒▒▒▓▓▓▓▓▓▓▓
▓▓▓▒▒▒▒▓▓▓▓▓▓▒▒▒▒▒▒▒▒▒▓▓▓▓▓▓▓▓ ▓▓▓▒▒▒▒▓▓▓▓▓▓▓▓▒▒▒▒▒▒▒▓▓▓▓▓▓▓▓
▓▓▓▒▒▒▒▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▒▒▒▒▒▒▓▓▓▓▓▓▓ ▓▓▓▓▒▒▒▒▓▓▓▓▓▓▓▓▓▒▒▓▓▓▒▒▓▓▓▓▓▓
▓▓▓▓▒▒▒▒▒▓▓▓▓▓▓▓▓▒▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓ ▓▓▓▓▓▒▒▒▒▒▒▒▒▒▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓
▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓

Yoksul Çocuk Ve Elma Ağacı

Aşağa gitmek

Yoksul Çocuk Ve Elma Ağacı Empty Yoksul Çocuk Ve Elma Ağacı

Mesaj tarafından vgokhan Bir Çarş. Tem. 09, 2008 5:37 pm

Yoksul Çocuk Ve Elma Ağacı

Ulu bir dağın eteğinde küçük bir köy ve o köyün karşı yamacında, sık
yemyeşil yaprakları ile parlak kırmızı elmaları olan dibine her yaz
sıcağı gölge ve serinlik veren bir elma ağacı varmış bir zamanlar.
Ağacın dalları arasına yuva yapmış olan kuşlar, yaprakların arasında
korunup, kanat çırparak daldan dala uçuşur, şarkılar söylermişler
mutluluk içinde. Bir de her gün bu elma ağacını ziyaret eden gülünce
yüzünde güller açan Ali adında yoksul ve zeki bir çocuk varmış.

“Ey güzel çocuk duyuyor musun beni?”

Küçük Ali bu sesin nereden geldiğini anlayamamış şaşkın şaşkın etrafına
bakınıp durmuş, sonra farketmiş ki üstünde yemyeşil yaprakları ve
kıpkırmızı elmalarıyla görkemlice duran elma ağacı dile gelmiş
konuşmakta.

“ Ey sevgili elma ağacı sen konuşabiliyor musun?” diye merakla sormuş elma ağacına...

- Tabii, demiş elma ağacı, “sen nasıl konuşabiliyorsan ben de öyle
konuşurum ama kimse beni duymuyor çünkü durup dinlemiyor. Elmalarımdan
alan hemen uzaklaşıyor burdan...”

- Bağışla, demiş küçük Ali, “bunca zamandır altından gelir geçerim
sesini hiç duymamıştım, durup dinlememiştim. Ama bugün karnım açtı elma
yemek için geldim buraya, konuştuğunu duyunca önce şaşırdım ama şimdi
seni anlıyorum. Çünkü benimde arkadaşım yok benimle de kimse konuşmuyor
çok yalnızım...”
Fakir ve yetim olduğu için kimsenin kendisiyle arkadaşlık yapmadığını söylemiş Ali.

-Elma ağacı önce derin bir iç geçirmiş ve sonra küçük Aliye “benimle
arkadaş olur musun sana her gün elmalarımdan veririm karnını
doyurursun?” demiş. Küçük Ali öyle duygulanmış ki cevap verememiş,
cevap yerine sarılıp elma ağacına iki damla gözyaşı dökmüş
yanağından... Elma ağacı da çok duygulanmış,”benim de derdim bir candan
arkadaşımın olmayışı elmalarımdan alan çekip gidiyor burdan” demiş.

Küçük Ali ağaçtan aldığı iki elmayı hemen afiyetle indirmiş midesine. Sonra dönüp yeni dostuna teşekkür etmiş.
- Gerçekten de bu güne kadar böyle lezzetlisini yememişti Ali.

O günden sonra küçük Ali ile elma ağacı çok iyi dost ve iki candan
arkadaş olmuşlar, hemen hergün buluşup kuşların cıvıltıları, suların
çağıltıları arasında beraber güler, beraber ağlar, beraber oynar
olmuşlar… O günden sonra bütün ağaçlarla, bitkilerle, çiçeklerle dost
olmuş, kuşlarla, hayvanlarla konuşur olmuş Ali elma ağacının
yardımıyla...

Annesi ölünce babası ve kardeşleriyle ortada kalmış Ali. Her gün
ırgatlığa gidip tarla, bağ ve bahçelerde çalışarak günlük rızkını temin
eden babası, getirdiği üç beş kuruşla çocuklarının geçimini sağlarmış.
Bir gün babası da hastalanınca eve bir şey getirecek kimse kalmamış,
derken iş çocukların en büyüğü olan Ali’nin başına kalmış.

Günler böyle sevgi ve neşe içinde geçip giderken bir gün Ali üzgün bir
şekilde gelmiş elma ağacının yanına, bu defa çok hüzünlü ve
endişeliymiş. Elma ağacı. “Söyle” demiş Ali kardeş”, “neden bu kadar
üzgün ve telaşlısın, bir şey mi oldu acaba?” “Sorma elma kardeş babam
hasta çalışan kimsemiz yok. kardeşlerim aç, hazır paramızda kalmadı. Ne
yapacağımızı bilemez olduk?.” demiş.

“Üzülme” diye yanıtlamış elma ağacı, her şeyin bir çaresi vardır. “Bak
sana güzel elmalarımdan vereyim, götür çarşıda, pazarda sat, çok paran
olur” diye teselli de bulunmuş. Sevincinden ne yapacağını bilememiş
Ali, elma ağacına doğru akan kalbindeki sevgi sıcaklığını hissetmiş o
an.

O günden sonra Ali devamlı gelip arkadaşının sunduğu kırmızı sihirli
elmaları götürüp satmış. Bir zaman sonra ihtiyacından çok daha fazla
parası olmuş. Ve her zaman olduğu gibi yine sevinçle oynamaya devam
etmişler.

Ali bir gün yine çok dalgın ve üzgünmüş, canı hiç oynamak istemiyormuş.
Elma ağacı canının sıkkın olduğunu gören Aliye “Söyle bakalım Ali
kardeş canın yine bir şeye mi sıkıldı”. “Sorma elma ağacı kardeş,
kerpiçten örülü küçüçük bir evimiz vardı yağmura dayanamayıp yıkıldı,
babam ve kardeşlerimle açıkta kaldık”.

“Bununda bir çaresi var Ali kardeş, yeter ki üzülme. Al bu dallarımdan
götür, onlarla kendinize bir barınak yapın içine girin, rüzgardan,
yağmurdan korunursunuz.” Deyip yine teselli etmiş Ali arkadaşını.
Çocuk sevgiyle, minnetle bakmış elma ağacına. Başlamışlar oyunlar kurmaya yeniden...

Aylar yel gibi, yıllar sel gibi geçip giderken küçük Ali büyük Ali
olmuş derken hayalleri de büyümüş. Bir gün “yine dalgınsın Ali kardeş,
acaba bilmediğim bir şey mi var”diye seslenmiş elma ağacı. “Ben çocuk
değilim artık elma ağacı kardeş, büyüdüm, hayallerimde büyüdü, karşı
koyları merak ediyorum, dağların öte yanını, dünyayı gezip görmek,
tanımak istiyorum”...

“Onunda bir çaresi var Ali kardeş. Kes dallarımın bir kısmını, sağlam
bir kayık yap kendine, yanına da elmalarımdan bol bol al, gezip gör
dünyayı. Gittiğin yerlerde bana haber sal kuşlarla, selam yolla ki,
içim rahat olsun olur mu? unutma emi! Diye tembih etmiş ve de fazla
uzaklara açılma ne olur ne olmaz bazı yerler tekin olmayabilir, sana
bir şey olursa üzülürüm”. Deyip uyarmış arkadaşını.


“Bu incecik filizlerimi, çekirdeklerimi yanına almanı ve gittiğin her
yere dikmeni istiyorum. Büyüyüp ağaç olsunlar, meyve versinler, gölge
olsunlar, yiyen herkes şifa bulsun, şifa dağıtsın dört bir yana… Benim
tomurcuklarım her iklimi sever, nerde olursa olsun toprağın kucakladığı
her filizim yemiş verir”demiş, elma ağacı.

Elma ağacına sarılıp öpmüş, sevgi dolu gözlerle yüreği titreyerek
bakmış Ali ve “sen meraklanma arkadaşım bana bir şeycikler olmaz,
ayrıca uyarıların için de teşekkür ederim” deyip gülümsemiş kırmızı
yanaklı elma ağacına “hey canım arkadaşım, sevgili elma ağacım, sen
sonsuza yaşa emi”. Deyip fısıldamış. “En zor anlarımda hep yanımda
oldun, yardım ettin, bana sonsuz sevgini verdin, doğruyu gösterdin. Ne
mutlu bana ki, senin gibi candan bir dostum var…”

Elma ağacının gövdesi ve dallarından, babasıyla beraber hazırladığı
kayıkla ayrılmış oradan içi ağlayarak, o büyülü uzak yolculuk başlamış.
Yemyeşil rengarenk pırıl pırıl nehirlerde ve derin mi derin vadilerde
geçip giderken kalbinin en derinlerinde arkadaşı elma ağacını da
götürüyormuş. Nehirin üzerinde arkadaşını düşünmüş, büyük bir sessizlik
kaplamış, yalnızca ılık bir esinti hissediyormuş yanaklarında. Ali
ağlamış en iyi arkadaşını terkettiği için, sessiz nehir gözlerinden
yanaklarına akıyormuş sanki, keşke arkadaşını terketmeseydi diye
geçirmiş içinden… Yalnızlık bir yana ama en iyi arkadaşının yokluğunu
yüreğinde bir yara gibi hissetmiş. Gözyaşları öyle çoğalmışki, sanki
nehir gözlerinin içinden akıyormuş…

Uyumuş Ali’cik gözlerini açtığı zaman kendisini büyülü bir atmosferde
bulmuş. Mavisi yeşiline karışmış, uzun uzun ağaçların gölgelerini ve
meyvalarını cömertçe sunduğu, renk renk çiçeklerin açtığı, kuşların
cıvıl cıvıl öttüğü , pırıl pırıl suların aktığı, tertemiz havasıyla
insanoğlunun pek uğramadığı bir yere gelmiş.
Her tarafta ceylanlar boy boy çeşit çeşit hayvanlar biribiriyle
oynayarak otluyorlarmış.… Ama candan arkadaşından uzak, sevdiklerinden
ayrı bir büyümüş çocuk vardı… Elma ağacına kuşlarla haber iletmiş her
gitti yere, elma ağacından haber almış kuş kanatlarında…

Ali gittiği her yere elma ağacının tohumunu ekmiş, gittiği her yerde
tohumlar filizlenmiş sevgiye. Sonra elma vermeye başlamışlar büyüdükçe.
Kuşlar insanlar ve hayvanlar elma ağaçlarının altında buluştukça elma
ağaçları da mutluluk dağıtmış etraflarına, böylece tüm canlılara
elmalarından vermişler her yaz görkemli ve güçlü dallarıyla…

………….
Aradan çok uzun yıllar geçmiş. Ak sakallı, karlı dağların tepesini
andıran başıyla ihtiyar bir adam çıka gelmiş, elinde baston yavaş yavaş
yürümüş elma ağacına doğru. Elma ağacının altına gelince, başını
kaldırıp sonsuz bir sevgiyle bakmış. Elma ağacı tanımış o eski
arkadaşını kırlardan topladığı bir demet papatyayı bırakmış gövdesinin
yanına ve sarılıp usulca seni seviyorum demiş.

29.9.1981
Nuri CAN

_________________
Yoksul Çocuk Ve Elma Ağacı Bayrakkizvecocuk
vgokhan
vgokhan
SUPER MODERATÖR
SUPER MODERATÖR

Kadın
Mesaj Sayısı : 7173
Nerden : aquaticforum
Reputation : 94
Points : 7895
Kayıt tarihi : 23/01/08

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Sayfa başına dön


 
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz