AQUATICFORUM
AQUATICFORUM A HOŞGELDİNİZ.FORUMDAN DAHA ETKİN YARARLANMAK İÇİN LÜTFEN GİRİŞ YAPINIZ.
▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓
▓▓▓▓▓▒▒▒▒▒▒▒▒▒▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓
▓▓▓▓▒▒▒▒▒▓▓▓▓▓▓▓▓▒▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓ ▓▓▓▓▒▒▒▒▓▓▓▓▓▓▓▓▓▒▒▓▓▓▒▒▓▓▓▓▓▓
▓▓▓▒▒▒▒▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▒▒▒▒▒▒▓▓▓▓▓▓▓ ▓▓▓▒▒▒▒▓▓▓▓▓▓▓▓▒▒▒▒▒▒▒▓▓▓▓▓▓▓▓
▓▓▓▒▒▒▒▓▓▓▓▓▓▒▒▒▒▒▒▒▒▒▓▓▓▓▓▓▓▓ ▓▓▓▒▒▒▒▓▓▓▓▓▓▓▓▒▒▒▒▒▒▒▓▓▓▓▓▓▓▓
▓▓▓▒▒▒▒▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▒▒▒▒▒▒▓▓▓▓▓▓▓ ▓▓▓▓▒▒▒▒▓▓▓▓▓▓▓▓▓▒▒▓▓▓▒▒▓▓▓▓▓▓
▓▓▓▓▒▒▒▒▒▓▓▓▓▓▓▓▓▒▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓ ▓▓▓▓▓▒▒▒▒▒▒▒▒▒▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓
▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓▓

Aşk Yazıları - Gerçek Aşk

Aşağa gitmek

oku Aşk Yazıları - Gerçek Aşk

Mesaj tarafından vgokhan Bir C.tesi Tem. 05, 2008 7:40 pm


Telefonun alarm sesiyle uyandı, başında şiddetli bir ağrı vardı. “hiç
canım işe gitmek istemiyor, arayıp gelemeyeceğimi söylesem mi acaba?”
diye düşünürken el yordamıyla susturmak için telefonu arıyordu. Birden
elini oynatamadığını fark etti, kafasını güçlükle kaldırdı, göğsünden
kablolar sarkıyordu. Gözünü sağa çevirdiğinde elinin sargılarla kaplı olduğunu gördü. Alarm
sesinin telefondan değil bağlı bulunduğu cihazlardan geldiğini
anladığında ağzından istemsiz bir inilti çıktı. “doktor bey hastamız
kendine geliyor” diyen hemşirenin sesi gitgide uzaklaşırken tekrar
kendinden geçti.
Saatler sonra kendine geldiğinde tüm vücudunun sargılarla kaplı
olduğunu gördü. “Ne oldu bana, neredeyim ben?” dedi zorlukla. İçeri
giren yaşlıca doktor ayakucundaki raporlara şöyle bir göz attıktan
sonra yanına geldi ve “geçmiş olsun delikanlı, büyük bir yangından sağ
kurtuldun” dedi “oradan sağ çıkman mucize, bir haftadır buradasın ve
daha uzun süre bizimle kalman gerekecek” diye de ekledi.
“yalvarırım oğlumuzu gösterin bize” diyen annesinin sesini tanıdı,
doktorun “sadece iki dakika” demesiyle annesi, babası ve kız kardeşi
içeri girdiler. Annesi “oğlum, yavrum” diye ağlıyor, babası ise “sus
kadın çocuğun yanında ağlama” diye kızıyordu. Kız kardeşi ise sargılar
içindeki eline sarılmış sessizce gözyaşı döküyordu. “Nazan nerede, o
iyi mi?” diye sordu, “o iyi” dedi kardeşi “birkaç gün sonra taburcu
olacak o zaman seni görmeye gelir”.
Nazan onun nişanlısıydı, lisede başlayan aşkları aynı üniversiteyi
kazanmalarıyla daha da büyümüş, beraber geçirdikleri üniversite hayatı
ile bambaşka boyut kazanmıştı. Geçen yıllar aşklarını eskitmek şöyle
dursun zirveye çıkarmıştı. En büyük hedefleri bir an önce okulu bitirip
hayata atılarak evlenmekti, birbirlerine kavuşacakları günü iple
çekiyorlardı. Bu hevesle okullarını hiç sene kaybetmeden bitirdiler,
mezuniyetten hemen sonra kendisi askere giderken Nazan büyük bir
şirkette işe başladı. Askerliğini kısa dönem er yapmak için bilerek
asteğmenlik sınavını kazanmadı ki bir an önce sevdiğine kavuşabilsin. 6
aylık kısa dönem kendisine 6 yıl gibi gelmişti yine de. Terhisten hemen
sonra nişanlandılar…
İkisi de çok mutluydular nişanlı olduklarına inanamıyorlar, sürekli
yüzüklerine bakıyorlardı.Nihayet kendisi de bir ay önce başka bir
firmada işe girmişti.
O gün ilk maaşını almıştı, nişanlısını akşam yemeğine çıkartmak için
rezervasyon yaptırmış ve onu arayarak iş çıkışı kendisini almaya
geleceğini bildirmişti. Çok mutluydu, yıllar süren bekleyiş sona
erecek, hayaller nihayet gerçek olacaktı. Bu düşüncelerle bindiği
taksiden nişanlısının işyerinin önünde indiğinde olağandışı bir
kalabalık farketti, sirenler çalıyor, insanlar bir yöne doğru
koşuşturuyorlardı. Nişanlısının çalıştığı şirketin yandığını
farkettiğinde kalbi duracak gibi olmuştu, binadan çıkanların arasında
Nazan’ı göremeyince deli gibi binaya koşmaya başladı. İtfayecilerin ve
polislerin durdurmalarına aldırmadan içeri dalmış ve hiç beklemeden
merdivenlere yönelmişti. Nazan’ın bulunduğu dördüncü kata vardığında
dumandan boğulacak gibiydi, duvardaki yangın bölümünü farketti,
ceketini çıkarıp kovadaki suyla iyice ıslattı ve koluna doladı,
gömleğini yırtıp ağzını ve burnunu kapatacak şekilde maske yaptı ve hiç
düşünmeden alevler içindeki koridora daldı. Nişanlısının odasına
girdiğinde onu yerde baygın bulmuştu, kolundan ceketini çıkarıp onun
yüzüne örtmüş ve kucakladığı gibi odadan çıkıp aşağıya doğru koşmaya
başlamıştı. Fakat yangın alabildiğine büyümüş, geldiği yolları
sarmıştı. Her yanının tarifsiz acılarla yandığını hissediyor ama gücünü
kucağındaki nişanlısından alarak hiç durmuyordu. Çıkış kapısına varınca
şok oldu, küçük bir koridorun sonunda bulunan kapının kirişleri çökmüş
ve geçişi imkansız kılmıştı, sadece bel hizasının üstünde küçücük bir
açıklık kalmıştı ama ikisinin birden çıkmasına imkan yoktu. O koridora
girerse her ikisi için de ölüm kaçınılmazdı. Birkaç adım gerileyip
bacaklarının bütün gücüyle kapıya doğru koşmaya başladı, alevler
içindeki koridora daldığında artık yangını hissetmiyordu, son gücüyle
kapıdaki küçük açıklıktan nişanlısını dışarı fırlattı ve olduğu yere
yığıldı…
Sonrasını ise doktordan öğrendi, içeriden baygın bir kızın fırlatıldığı
anda tesadüfen o noktada bulunan itfaiyeciler bütün hortumlarını oraya
çevirmişler ve yangının bir anlık gerilemesinden faydalanıp onu
çıkarmayı başarmışlardı.
Tedavi süreci çok zor geçiyordu, büyük acılar çekiyor ama nişanlısının
desteği sayesinde katlanıyordu, “Nazan yanımda ya bu acılara
katlanırım” diyordu kendi kendisine, Nazan’ın vücudunda yer yer
yanıklar vardı ama onun koruması sayesinde yüzü aynı güzelliğini
korumuştu. Günler geçiyor yavaş yavaş iyileşiyordu, onu hiç yalnız
bırakmayan ailesi ve nişanlısı sayesinde morali de düzeliyordu. Ta ki
sargılarının açıldığı güne kadar.
Babasının yüzündeki dehşet ifadesini görmüştü, annesi ve nişanlısı
birbirlerine sarılıp ağlamaya başlamışlardı, aynaya baktığında yıkıldı,
insana benzer bir yanı kalmamıştı. Yüzü korkunçtu, kelimenin tam
anlamıyla korkunç. Boğazı yırtılırcasına haykırmaya başladı, hemşireler
sakinleştirici iğnelerle koşuşturana kadar bağırmaya devam etti…
Günler geçmiş hastaneden taburcu olacağı günün gecesi gelmişti, odasında Nazanla yine tartışıyorlardı
-”seni asla bırakmam, bütün hazırlıklarımız tamamlandı en kısa zamanda
evleneceğiz” diyen Nazan’a acı acı gülümsedi, yanık yüzünde çarpık bir
ifade belirmişti,
-“merhamet seninkisi” dedi “ sana kaç kere söyledim seninle
evlenmeyeceğim, bu suratla kimse evlenmez, seni kurtardığım için vefa
gösteriyorsun ama istemiyorum” dedi. Nazan tam ağzını açacağı anda
elini kaldırdı “ sus” dedi
-“istemiyorum merhametini dedim, git artık kendine bir hayat kur bir daha da buraya sakın gelme”
Nazan ağlamaya başladı “aşkım lütfen bana böyle davranma, seni seviyorum ben, yüzünü veya görünüşünü değil, seni” dedi
-”saçmalama, bir süre sonra ne aşk kalır ne merhamet, böyle iğrenç bir
suratla bir ömür geçmez. Düşünsene sokağa çıkınca herkes bize bakacak,
şuna bak diyecekler böyle güzel bir kız böyle biriyle nasıl yaşar?”
-”umurumda değil” dedi Nazan “bak benimde vücudumda da yanıklar var,
sen yüzümü korumasaydın yüzüm de yanacaktı, o zaman sen beni terk mi
edecektin?”
-”Yeter, fazla uzatmaya gerek yok, ben seni istemiyorum, çık git
hayatımdan artık” diyerek arkasını döndü, Nazan ağlayarak odadan
çıkarken kendisini yatağa atıp zorla tuttuğu gözyaşlarını serbest
bıraktı, ağlamaktan bitap düşünce oracıkta uyuyakaldı.
Saatler sonra uyandığında gece olmuştu, odası karanlıktı. Burnuna çok
keskin ama çok tanıdık bir koku geldi, sanki boya kokusu gibi bir şeydi
ama bir türlü ne olduğunu çıkartamadı. Karanlıkta birinin varlığını
hissettiği anda “uyandın mı aşkım?” diyen Nazan’ın sesini tanıdı, “sen
burada ne arıyorsun?” derken bir yandan da kokuyu tanımaya çalışıyordu.
“sana geldim aşkım, seninle eşitlenmeye geldim” dedi Nazan. Birden
kokuyu tanıdı, tinerdi bu koku. Aynı anda Nazanın elindeki çakmağı
farketti, “hayır yapma” diye haykırırken Nazanın yüzü tıpkı meşale gibi
bir anda alevler içinde kaldı.
Haftalar sonra aynı odada sargıları açılırken Nazan’ın ilk sözleri “artık evlenelim aşkım” oldu…
askperest.org

_________________
avatar
vgokhan
SUPER MODERATÖR
SUPER MODERATÖR

Kadın
Mesaj Sayısı : 7114
Nerden : aquaticforum
Reputation : 94
Points : 7828
Kayıt tarihi : 23/01/08

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Sayfa başına dön

- Similar topics

 
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz